Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir.
09 Mar 2026 - 22:15
YAYINLANMA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir. Bilhassa yeni maceralara girişmenin faturasını sadece çatışan taraflar değil, tüm bölgemiz, hatta Avrupa ve Asya dahil tüm dünya ödeyecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in Müslümanlarla beraber tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini niyaz etti. Gazze’de 10 Ekim’de imzalanan mutabakata rağmen sahadaki insani trajedinin hala devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "İnsani yardım girişlerinde sıkıntılar yaşanırken İsrail sistematik saldırılarıyla Gazze halkını terörize etmeyi sürdürüyor. Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu. İki bine yakın masum insan yaralandı. Geçen ayki arazi tesciline dair kararda olduğu gibi İsrail hükümetinin işgal ve istila politikasından Batı Şeria da payını alıyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinli katledilmiş, 12 bine yakın Filistinli ise yaralanmıştır. Ağır baskı altında tutulan Batı Şeria’da yargısız infazlar, işgaller, yıkımlar ve zorla yerinden edilmeler artarak devam ediyor. İsrail, uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözüm yolunu tamamen dinamitleme peşindedir. Netanyahu yönetimi 10 Ekim’de imzalanan deklarasyondan bugüne kadar yürüttüğü hukuk dışı ve yayılmacı politikalarla barış istemediğini, çözümden yana olmadığını bir kez daha göstermiştir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır. Gazzeli mazlumlara maddi manevi tüm desteğini vermeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.
"Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir"
İran’a yönelik saldırılarda şimdiye kadar içerisinde 300’ü aşkın masum çocuğun da olduğu bin 500’e yakın İranlı’nın hayatını kaybettiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran kaynaklı füze ve dron saldırılarına paralel olarak gerilim tırmandı ve kısa sürede tüm bölgenin istikrarını tehdit eder boyutlara ulaştı. Karşılıklı misillemelerle hem can kayıplarının hem yıkımın hem de krizin ekonomik maliyetinin asimetrik bir şekilde artmakta olduğunu görüyoruz. Şu bir gerçek ki; savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir. Bilhassa yeni maceralara girişmenin faturasını sadece çatışan taraflar değil tüm bölgemiz hatta Avrupa ve Asya dahil tüm dünya ödeyecektir. Son yarım asırda Orta Doğu’da dış müdahalelerin ve jeopolitik mühendislik girişimlerinin nelere yol açtığına geride nasıl büyük bir siyasi, sosyal ve ekonomik enkaz bıraktığına defalarca şahit olduk. Türkiye olarak biz bölgemizin aynı acıları tekrar yaşamasını istemiyoruz" dedi.
"Türkiye’nin dış politikası salt çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklıdır"
Erdoğan, Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını kabul etmediklerini belirterek, "Türkiye’nin dış politikası salt çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklıdır. Nerede olursa olsun adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşının adil ve sürdürülebilir bir barış anlaşmasıyla sona erdirilmesini savunduk. Bugün de aynı anlayışla, ilk günden itibaren tavrımızı açıkça ortaya koyduk. Hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini, uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve tarafımızca esefle karşılandığını belirttik. Aynı zamanda İran’ın başta Azerbaycan ve körfez ülkeleri olmak üzere kardeş ülkeleri hedef alan saldırılarını asla tasvip etmediğimizi, bunun yanlış olduğunu, ortak acıları büyütmekten ve kardeşler arasına husumet tohumları ekmekten başka hiçbir işe yaramayacağını da açık açık ifade ettik" açıklamasında bulundu.
"Bir çözüm yolunun bulabileceğine inanıyoruz, yeni bir müzakere süreci mümkündür"
Türkiye’ye doğru gelen balistik unsurların vakitlice etkisiz hale getirildiğini ve gerekli uyarıların İran tarafına çok net bir şekilde iletildiğinin altını çizen Erdoğan, "Bu süreçte tansiyonun düşürülmesi, akan kanın durdurulması, diyalog kapısının açılması için yoğun gayret gösterdik. İlkeli ve diplomasiyi önceleyen tutumumuzu halen koruyoruz. Karşımızdaki manzara ne kadar ümit kırıcı olursa olsun biz umutsuz değiliz. Bölgesel istikrarı tehdit eden, geleceğimizi ve gelecek nesilleri tehdit eden her soruna onurlu bir çözüm yolunun bulabileceğine inanıyoruz. Yeni bir müzakere süreci mümkündür, hatta olmalıdır. Bugün bir kez daha savaşın bölgemizde daha fazla yayılmadan bir an evvel sona erdirilmesi gerektiğinin altını tekrar çiziyorum. Çatışma, kaos, kriz ve istikrarsızlık ihraç etmeyi dış politikaların merkezine yerleştirenlere inat bizler bu coğrafyada barış ve refah iklimini tesis etmekte bunun için mücadele etmekte bu yolda sonuna kadar yürümekte kararlıyız" ifadelerine yer verdi.
"Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu’nu canlandırıyoruz"
Barış ve refah ikliminin tesis edilmesinde başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin katkısına, desteğine ve yapıcı rolüne ihtiyaç duyulduğunu aktaran Erdoğan, "Sorunların çözümünde bölgesel sahiplenme kavramını büyük bir hassasiyetle öne çıkarıyoruz. Güney Kafkasya’dan Ege’ye, Doğu Akdeniz’den Balkanlara, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan hatta karşılıklı saygı, eşitlik ve kazan kazan anlayışıyla pozitif gündemi büyütmek arzusundayız. Altyapımıza yaptığımız dev yatırımlar sayesinde Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne, Bakü-Tiflis-Kars’tan Mersin Limanı’na kadar Avrupa ile Asya arasında çok modlu koridorlar inşa ettik. Osman Gazi Köprüsü, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi mega projeleri hayata geçirdik. Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu’nu canlandırıyoruz. Türkiye’den geçerek önce Kafkaslara, oradan da Hazar Denizi’ni aşarak Türkmenistan ve Kazakistan’ı takiben Pekin’e ulaşan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor, İpek Yolu’nun ana omurgasıdır. Stratejik önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan kalkınma yolu projesiyse bu girişimlerin tamamlayıcısıdır. Bölgedeki diğer ülkelerin de desteğiyle hayata geçireceğimiz kalkınma yolu projesi sayesinde önümüzdeki dönemde daha geniş bir coğrafyayı birbirine bağlama imkanı bulacağız" diye konuştu.
"Hiç ummadığımız yerlerden hiç beklenmedik engellerle karşılaştık ama hedeflerimizden hiçbir zaman kopmadık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride bırakılan çeyrek asırda Türkiye’nin nice badireyi başarıyla atlattığını belirterek, "6 Şubat felaketinden kanlı terör eylemlerine, darbe teşebbüslerinden sokak olayları marifetiyle hükümeti devirme girişimlerine kadar nice imtihanı alnımızın akıyla verdik. Son olarak 27 Aralık’ta deprem bölgemizde inşa ettiğimiz 455 binden fazla afet konutunu, iş yerini ve köy evini vatandaşlarımıza teslim etmeyi başardık. Ekonomiden ticarete, turizmden savunma sanayine geniş bir yelpazede aynı başarı hikayelerine rastlamak mümkündür. Çok zorluk çektik, çok ter döktük. Hiç ummadığımız yerlerden hiç beklenmedik engellerle karşılaştık ama hedeflerimizden hiçbir zaman kopmadık. Şüphesiz bunda son 23 yıldır bizden desteğini esirgemeyen, girdiğimiz her seçimde yanımızda duran hükümetimize güvenerek emaneti bize tevdi eden aziz milletimizin yıkılmaz iradesi belirleyici olmuştur. Milletimizden aldığımız güçle yolumuza devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"Türkiye bölgesinde adeta bir istikrar adası"
Günümüzde Türkiye’nin bölgesinde adeta bir istikrar adası olduğunu, mücavir coğrafyasında ise bir çekim merkezi olarak konumunu her geçen gün tahkim ettiğini dile getiren Erdoğan, "Savunma sanayiinde son 23 yılda inşa ettiğimiz güçlü kapasite, sadece milli güvenliğimiz açısından değil aynı zamanda Avrupa’nın ve kardeş ülkelerin güvenliğini de teminat altına alan sarsılmaz bir sütun işlevi görüyor. Böylesine kritik bir dönemde temmuz ayında ev sahipliği yapacağımız NATO zirvesinin barış ve istikrarın güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz. NATO zirvesinin yanı sıra 2026 senesi Türk diplomasisi açısından müstesna zirvelere ev sahipliği yapacağımız bir yıl olacaktır. Türk Devletleri Teşkilatımızın zirvesini ülkemizde gerçekleştireceğiz. Ayrıca iklim kriziyle mücadelede hayati kararların alınacağı COP31 zirvesini Türkiye’de düzenleyeceğiz" şeklinde konuştu.
"Mehdi Eker’i Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü pozisyonu için aday gösterme kararı aldık"
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün insanlığın sürdürülemez üretim ve tüketim alışkanlıklarının dünyamızı çevresel felakete sürüklediğini açıkça gözlemliyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlattığımız ‘Sıfır Atık’ hareketi günümüzde küresel ölçekte benimsenen bir dönüşüm sürecine ilham veriyor. Bu yaklaşımın bir diğer ayağını ise çağımızın en ağır küresel sınamalarından biri olan gıda güvenliği oluşturuyor. Yıllardır pek çok defa dile getirdiğim üzere biz, ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir’ inancıyla yoğrulmuş bir kültüre sahibiz. Gıda ve Tarım Örgütü başta olmak üzere Birleşmiş Milletler Kuruluşlarıyla yakın eş güdüm içinde bu sorunun çözümü için aktif bir politika yürütüyoruz. Küresel gıda güvenliğine yönelik güçlü taahhüdümüzün bir neticesi olarak Sayın Mehdi Eker’i Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü pozisyonu için aday gösterme kararı aldık. Temmuz 2027’de gerçekleştirilecek seçimlerde sizlerin temsil ettiği dost ve müttefik ülkelerin kıymetli desteklerini bekliyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in Müslümanlarla beraber tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini niyaz etti. Gazze’de 10 Ekim’de imzalanan mutabakata rağmen sahadaki insani trajedinin hala devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "İnsani yardım girişlerinde sıkıntılar yaşanırken İsrail sistematik saldırılarıyla Gazze halkını terörize etmeyi sürdürüyor. Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu. İki bine yakın masum insan yaralandı. Geçen ayki arazi tesciline dair kararda olduğu gibi İsrail hükümetinin işgal ve istila politikasından Batı Şeria da payını alıyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinli katledilmiş, 12 bine yakın Filistinli ise yaralanmıştır. Ağır baskı altında tutulan Batı Şeria’da yargısız infazlar, işgaller, yıkımlar ve zorla yerinden edilmeler artarak devam ediyor. İsrail, uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözüm yolunu tamamen dinamitleme peşindedir. Netanyahu yönetimi 10 Ekim’de imzalanan deklarasyondan bugüne kadar yürüttüğü hukuk dışı ve yayılmacı politikalarla barış istemediğini, çözümden yana olmadığını bir kez daha göstermiştir. Türkiye dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır. Gazzeli mazlumlara maddi manevi tüm desteğini vermeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.
"Savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir"
İran’a yönelik saldırılarda şimdiye kadar içerisinde 300’ü aşkın masum çocuğun da olduğu bin 500’e yakın İranlı’nın hayatını kaybettiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İran kaynaklı füze ve dron saldırılarına paralel olarak gerilim tırmandı ve kısa sürede tüm bölgenin istikrarını tehdit eder boyutlara ulaştı. Karşılıklı misillemelerle hem can kayıplarının hem yıkımın hem de krizin ekonomik maliyetinin asimetrik bir şekilde artmakta olduğunu görüyoruz. Şu bir gerçek ki; savaş uzadıkça maalesef tablo daha da kötüleşecektir. Bilhassa yeni maceralara girişmenin faturasını sadece çatışan taraflar değil tüm bölgemiz hatta Avrupa ve Asya dahil tüm dünya ödeyecektir. Son yarım asırda Orta Doğu’da dış müdahalelerin ve jeopolitik mühendislik girişimlerinin nelere yol açtığına geride nasıl büyük bir siyasi, sosyal ve ekonomik enkaz bıraktığına defalarca şahit olduk. Türkiye olarak biz bölgemizin aynı acıları tekrar yaşamasını istemiyoruz" dedi.
"Türkiye’nin dış politikası salt çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklıdır"
Erdoğan, Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını kabul etmediklerini belirterek, "Türkiye’nin dış politikası salt çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklıdır. Nerede olursa olsun adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşının adil ve sürdürülebilir bir barış anlaşmasıyla sona erdirilmesini savunduk. Bugün de aynı anlayışla, ilk günden itibaren tavrımızı açıkça ortaya koyduk. Hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini, uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve tarafımızca esefle karşılandığını belirttik. Aynı zamanda İran’ın başta Azerbaycan ve körfez ülkeleri olmak üzere kardeş ülkeleri hedef alan saldırılarını asla tasvip etmediğimizi, bunun yanlış olduğunu, ortak acıları büyütmekten ve kardeşler arasına husumet tohumları ekmekten başka hiçbir işe yaramayacağını da açık açık ifade ettik" açıklamasında bulundu.
"Bir çözüm yolunun bulabileceğine inanıyoruz, yeni bir müzakere süreci mümkündür"
Türkiye’ye doğru gelen balistik unsurların vakitlice etkisiz hale getirildiğini ve gerekli uyarıların İran tarafına çok net bir şekilde iletildiğinin altını çizen Erdoğan, "Bu süreçte tansiyonun düşürülmesi, akan kanın durdurulması, diyalog kapısının açılması için yoğun gayret gösterdik. İlkeli ve diplomasiyi önceleyen tutumumuzu halen koruyoruz. Karşımızdaki manzara ne kadar ümit kırıcı olursa olsun biz umutsuz değiliz. Bölgesel istikrarı tehdit eden, geleceğimizi ve gelecek nesilleri tehdit eden her soruna onurlu bir çözüm yolunun bulabileceğine inanıyoruz. Yeni bir müzakere süreci mümkündür, hatta olmalıdır. Bugün bir kez daha savaşın bölgemizde daha fazla yayılmadan bir an evvel sona erdirilmesi gerektiğinin altını tekrar çiziyorum. Çatışma, kaos, kriz ve istikrarsızlık ihraç etmeyi dış politikaların merkezine yerleştirenlere inat bizler bu coğrafyada barış ve refah iklimini tesis etmekte bunun için mücadele etmekte bu yolda sonuna kadar yürümekte kararlıyız" ifadelerine yer verdi.
"Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu’nu canlandırıyoruz"
Barış ve refah ikliminin tesis edilmesinde başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin katkısına, desteğine ve yapıcı rolüne ihtiyaç duyulduğunu aktaran Erdoğan, "Sorunların çözümünde bölgesel sahiplenme kavramını büyük bir hassasiyetle öne çıkarıyoruz. Güney Kafkasya’dan Ege’ye, Doğu Akdeniz’den Balkanlara, Afrika’dan Latin Amerika’ya uzanan hatta karşılıklı saygı, eşitlik ve kazan kazan anlayışıyla pozitif gündemi büyütmek arzusundayız. Altyapımıza yaptığımız dev yatırımlar sayesinde Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne, Bakü-Tiflis-Kars’tan Mersin Limanı’na kadar Avrupa ile Asya arasında çok modlu koridorlar inşa ettik. Osman Gazi Köprüsü, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi mega projeleri hayata geçirdik. Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu’nu canlandırıyoruz. Türkiye’den geçerek önce Kafkaslara, oradan da Hazar Denizi’ni aşarak Türkmenistan ve Kazakistan’ı takiben Pekin’e ulaşan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor, İpek Yolu’nun ana omurgasıdır. Stratejik önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan kalkınma yolu projesiyse bu girişimlerin tamamlayıcısıdır. Bölgedeki diğer ülkelerin de desteğiyle hayata geçireceğimiz kalkınma yolu projesi sayesinde önümüzdeki dönemde daha geniş bir coğrafyayı birbirine bağlama imkanı bulacağız" diye konuştu.
"Hiç ummadığımız yerlerden hiç beklenmedik engellerle karşılaştık ama hedeflerimizden hiçbir zaman kopmadık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride bırakılan çeyrek asırda Türkiye’nin nice badireyi başarıyla atlattığını belirterek, "6 Şubat felaketinden kanlı terör eylemlerine, darbe teşebbüslerinden sokak olayları marifetiyle hükümeti devirme girişimlerine kadar nice imtihanı alnımızın akıyla verdik. Son olarak 27 Aralık’ta deprem bölgemizde inşa ettiğimiz 455 binden fazla afet konutunu, iş yerini ve köy evini vatandaşlarımıza teslim etmeyi başardık. Ekonomiden ticarete, turizmden savunma sanayine geniş bir yelpazede aynı başarı hikayelerine rastlamak mümkündür. Çok zorluk çektik, çok ter döktük. Hiç ummadığımız yerlerden hiç beklenmedik engellerle karşılaştık ama hedeflerimizden hiçbir zaman kopmadık. Şüphesiz bunda son 23 yıldır bizden desteğini esirgemeyen, girdiğimiz her seçimde yanımızda duran hükümetimize güvenerek emaneti bize tevdi eden aziz milletimizin yıkılmaz iradesi belirleyici olmuştur. Milletimizden aldığımız güçle yolumuza devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
"Türkiye bölgesinde adeta bir istikrar adası"
Günümüzde Türkiye’nin bölgesinde adeta bir istikrar adası olduğunu, mücavir coğrafyasında ise bir çekim merkezi olarak konumunu her geçen gün tahkim ettiğini dile getiren Erdoğan, "Savunma sanayiinde son 23 yılda inşa ettiğimiz güçlü kapasite, sadece milli güvenliğimiz açısından değil aynı zamanda Avrupa’nın ve kardeş ülkelerin güvenliğini de teminat altına alan sarsılmaz bir sütun işlevi görüyor. Böylesine kritik bir dönemde temmuz ayında ev sahipliği yapacağımız NATO zirvesinin barış ve istikrarın güçlenmesine vesile olacağına inanıyoruz. NATO zirvesinin yanı sıra 2026 senesi Türk diplomasisi açısından müstesna zirvelere ev sahipliği yapacağımız bir yıl olacaktır. Türk Devletleri Teşkilatımızın zirvesini ülkemizde gerçekleştireceğiz. Ayrıca iklim kriziyle mücadelede hayati kararların alınacağı COP31 zirvesini Türkiye’de düzenleyeceğiz" şeklinde konuştu.
"Mehdi Eker’i Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü pozisyonu için aday gösterme kararı aldık"
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün insanlığın sürdürülemez üretim ve tüketim alışkanlıklarının dünyamızı çevresel felakete sürüklediğini açıkça gözlemliyoruz. Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlattığımız ‘Sıfır Atık’ hareketi günümüzde küresel ölçekte benimsenen bir dönüşüm sürecine ilham veriyor. Bu yaklaşımın bir diğer ayağını ise çağımızın en ağır küresel sınamalarından biri olan gıda güvenliği oluşturuyor. Yıllardır pek çok defa dile getirdiğim üzere biz, ‘komşusu açken tok yatan bizden değildir’ inancıyla yoğrulmuş bir kültüre sahibiz. Gıda ve Tarım Örgütü başta olmak üzere Birleşmiş Milletler Kuruluşlarıyla yakın eş güdüm içinde bu sorunun çözümü için aktif bir politika yürütüyoruz. Küresel gıda güvenliğine yönelik güçlü taahhüdümüzün bir neticesi olarak Sayın Mehdi Eker’i Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü pozisyonu için aday gösterme kararı aldık. Temmuz 2027’de gerçekleştirilecek seçimlerde sizlerin temsil ettiği dost ve müttefik ülkelerin kıymetli desteklerini bekliyoruz."
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR