İnsülin direnci tartı ile ölçülemez
En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudu...
01 May 2026 - 10:45
YAYINLANMA
En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi almasına yardımcı olur. Ancak bazı kişilerde bu durum olması gerektiği gibi işlemeyebiliyor. Bu noktada da insülin direnci denilen tıbbi bir tablo oluşuyor. Genellikle kilolu bireylerde görüldüğü düşünülen söz konusu tabloya ilişkin Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, zayıf kişilerde de insülin direnci görülebileceğine dikkat çekti.
Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı.
İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur
İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti.
Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir
Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı.
Günlük kalori alımını azaltın
İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti:
"İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."
Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı.
İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur
İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti.
Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir
Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı.
Günlük kalori alımını azaltın
İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti:
"İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
Copy the following script and place it in the site where you want the ad to display:
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR