Konkordatoda "ekonomik kalkan mı, istismar aracı mı" tartışması
Eskişehirli Ticaret Hukuku Uzmanı Av. Dr. Ali Önal, son dönemde konkordato müessesesinde yaşanan suistimallere ve bağımsız de...
01 Haz 2026 - 22:45
YAYINLANMA
Eskişehirli Ticaret Hukuku Uzmanı Av. Dr. Ali Önal, son dönemde konkordato müessesesinde yaşanan suistimallere ve bağımsız denetim şirketlerinin oluşturduğu tekelleşme tehlikesine dikkat çekerek, piyasadaki fahiş raporlama maliyetlerine karşı yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı.
Son dönemde piyasalarda yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlerin sıklıkla başvurduğu hukuki korunma yollarından biri olan konkordato müessesesi, yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Ticari hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan Av. Dr. Ali Önal; dürüst borçluları ve alacaklıları korumayı amaçlayan bu sistemin kötüye kullanım potansiyeline ve süreçteki en kritik viraj olan bağımsız denetim raporlarındaki fahiş fiyatlandırma krizine karşı uyarılarda bulundu. İcra ve İflas Kanunu kapsamında düzenlenen konkordatonun temel amacının, mali darboğaza düşen şirketlerin borçlarını yapılandırarak ticari hayatlarına devam etmesini sağlamak olduğunu belirten Av. Dr. Ali Önal, son yasal düzenlemeler ve bakanlıkların aldığı hızlı tedbirlerin suistimallerin önüne geçmede büyük rol oynadığını ifade etti. Ancak Dr. Önal, sürecin omurgasını oluşturan bağımsız denetim ayağında ciddi bir tekelleşme yaşandığını ve bu durumun sisteme erişimi zorlaştırdığını belirtti.
"Şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı en baştan tespit ediliyor"
Konkordatonun kötüye kullanıldığına dair kamuoyunda ciddi söylemlerin bulunduğuna işaret eden ve sürecin yasal takvimine de değinen Dr. Önal, amacına uygun hareket eden firmalara duruma göre 3+2 ay geçici mühlet, ardından 1 yıl kesin mühlet ve nihayetinde 6 ay daha ek süre tanınarak toplamda 23 aylık hayati bir koruma kalkanı sağlandığını hatırlattı. Konuyla alakalı Av. Dr. Ali Önal, "Bu müesseseyi suistimal edenler elbette olabilir. Ancak hukuki düzenleniş amacına bakıldığında, hem Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hem de Adalet Bakanlığı’nın son dönemde aldığı tedbirler doğrultusunda, sistemin daha etkin ve faydalı kullanılabilmesi adına çok önemli adımlar atılmıştır. Şirketler mahkemeye başvurduktan sonra hızlıca komiser atanmakta ve şirketin ticari faaliyetini sürdürüp sürdüremeyeceğine dair en hızlı şekilde 20 günlük bir zaman zarfında rapor alınmaktadır. Dolayısıyla şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı daha en baştan tespit edilerek suistimallerin önü kesilmektedir" dedi.
"Dolar ve TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve bir tekelleşmeye gidilmektedir"
Sistemin en sancılı yönünün son zamanlarda gündemden düşmeyen bağımsız denetim şirketlerinin tutumu olduğunu vurgulayan Av. Dr. Ali Önal, piyasada ciddi bir fiyat tekeli oluştuğunu belirterek şunları söyledi:
"Bir şirketin borçlarını ödeme yeterliliğine sahip olup olmadığı, ancak yetkili bağımsız denetim şirketlerince hazırlanacak raporlarla tescillenmektedir. Mali kriterleri referans alması gereken bu şirketlerden bazıları, süreç içerisinde yetkilerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle lisans iptalleri ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durum piyasada çok az sayıda bağımsız denetim şirketinin kalmasına yol açmıştır. Kalan şirketler kendilerince bir fiyatlandırma politikası geliştirerek, konkordatoya erişim ihtiyacı olan firmaların bu imkanını zorlaştırıcı fiyatlandırmalar yapmaktadır. Dolar ya da TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve açık bir tekelleşmeye gidilmektedir. Tam da bu noktada, darboğazdaki şirketlerin daha da mağdur edilmemesi adına ilgili bakanlıkların ivedilikle bağımsız denetim raporlarının fiyatlandırılması hususunda yeni ve sınırlandırıcı tedbirler alması beklenmektedir."
Son dönemde piyasalarda yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlerin sıklıkla başvurduğu hukuki korunma yollarından biri olan konkordato müessesesi, yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Ticari hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan Av. Dr. Ali Önal; dürüst borçluları ve alacaklıları korumayı amaçlayan bu sistemin kötüye kullanım potansiyeline ve süreçteki en kritik viraj olan bağımsız denetim raporlarındaki fahiş fiyatlandırma krizine karşı uyarılarda bulundu. İcra ve İflas Kanunu kapsamında düzenlenen konkordatonun temel amacının, mali darboğaza düşen şirketlerin borçlarını yapılandırarak ticari hayatlarına devam etmesini sağlamak olduğunu belirten Av. Dr. Ali Önal, son yasal düzenlemeler ve bakanlıkların aldığı hızlı tedbirlerin suistimallerin önüne geçmede büyük rol oynadığını ifade etti. Ancak Dr. Önal, sürecin omurgasını oluşturan bağımsız denetim ayağında ciddi bir tekelleşme yaşandığını ve bu durumun sisteme erişimi zorlaştırdığını belirtti.
"Şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı en baştan tespit ediliyor"
Konkordatonun kötüye kullanıldığına dair kamuoyunda ciddi söylemlerin bulunduğuna işaret eden ve sürecin yasal takvimine de değinen Dr. Önal, amacına uygun hareket eden firmalara duruma göre 3+2 ay geçici mühlet, ardından 1 yıl kesin mühlet ve nihayetinde 6 ay daha ek süre tanınarak toplamda 23 aylık hayati bir koruma kalkanı sağlandığını hatırlattı. Konuyla alakalı Av. Dr. Ali Önal, "Bu müesseseyi suistimal edenler elbette olabilir. Ancak hukuki düzenleniş amacına bakıldığında, hem Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hem de Adalet Bakanlığı’nın son dönemde aldığı tedbirler doğrultusunda, sistemin daha etkin ve faydalı kullanılabilmesi adına çok önemli adımlar atılmıştır. Şirketler mahkemeye başvurduktan sonra hızlıca komiser atanmakta ve şirketin ticari faaliyetini sürdürüp sürdüremeyeceğine dair en hızlı şekilde 20 günlük bir zaman zarfında rapor alınmaktadır. Dolayısıyla şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı daha en baştan tespit edilerek suistimallerin önü kesilmektedir" dedi.
"Dolar ve TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve bir tekelleşmeye gidilmektedir"
Sistemin en sancılı yönünün son zamanlarda gündemden düşmeyen bağımsız denetim şirketlerinin tutumu olduğunu vurgulayan Av. Dr. Ali Önal, piyasada ciddi bir fiyat tekeli oluştuğunu belirterek şunları söyledi:
"Bir şirketin borçlarını ödeme yeterliliğine sahip olup olmadığı, ancak yetkili bağımsız denetim şirketlerince hazırlanacak raporlarla tescillenmektedir. Mali kriterleri referans alması gereken bu şirketlerden bazıları, süreç içerisinde yetkilerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle lisans iptalleri ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durum piyasada çok az sayıda bağımsız denetim şirketinin kalmasına yol açmıştır. Kalan şirketler kendilerince bir fiyatlandırma politikası geliştirerek, konkordatoya erişim ihtiyacı olan firmaların bu imkanını zorlaştırıcı fiyatlandırmalar yapmaktadır. Dolar ya da TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve açık bir tekelleşmeye gidilmektedir. Tam da bu noktada, darboğazdaki şirketlerin daha da mağdur edilmemesi adına ilgili bakanlıkların ivedilikle bağımsız denetim raporlarının fiyatlandırılması hususunda yeni ve sınırlandırıcı tedbirler alması beklenmektedir."
Kaynak :
İHA
YORUMLAR
Copy the following script and place it in the site where you want the ad to display:
İLGİNİZİ
ÇEKEBİLİR