ANITKABİR
“Beni görmek demek kesinlikle yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve sezinliyorsanız bu yeterlidir.” ATATÜRK
10 Kasım çok özel bir gün bizim için. Ulusça tüm yurtta, dış temsilciliklerimizde programlar düzenleyerek anma yaptığımız bir gün…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, büyük devlet adamı, “Yurtta barış, dünyada barış” diyebilen bir kahraman asker, büyük komutan, devrimci, düşünür, aklın egemenliğine ve özgürlüğüne inanan, bilimin yol göstericiliğini ilke edinen, aydınlanmacı, olağanüstü kişilik Atatürk’ü anma günümüz.…
Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’nda 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrılışının ardından, hükümetçe belirlenen Etnografya Müzesi’nde yatar önce. Sonra da yapımı tamamlanan Anıtkabir’e devlet töreniyle uğurlanır. Cumhurbaşkanı Celal Bayar: “Şimdi seni kurtardığın vatanın her köşesinden gönderilen kutsal topraklara veriyoruz. Senin gerçek yerin, daima inandığın ve bağlandığın Türk milletinin minnet dolu sinesidir. Işıklar içinde yat.” sözlerinin ardından, Anıtkabir merdivenlerinden sonsuza dek dinleneceği kabrine askerlerin omuzlarında taşınır. 10 Kasım 1953
Mustafa Kemal Atatürk’e saygı ve gönül borcu ifadesi olarak 10 Kasım 1953’den bu yana Türk halkı tarafından Anıtkabir’de ziyaret edilir.
Ve bu yıl, tarihin altın sayfalarında yaşayan Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlanışının 87. Yılında Anıtkabir’de anıyoruz. Atatürk’e sevgimiz, bitmeyen gönül borcumuz, sonsuza dek yaşayacak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşamanın gururuyla çarpan yüreğimizle…
Atatürk’ün yıllar önce bir gezi sırasında; çorak, ıssız olmasına karşın Rasattepe’yi görünce: “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri olur.” dediği yerde yapılan Anıtkabir’deyiz.
Prof. Emin Onat, Anıtkabir projesinin nasıl oluşturulduğunu şöyle açıklar:
“Büyük Önder için kurmak istediğimiz anıtın, onun getirdiği yeni ruhu ifade etmesini istedik. Ata’nın Anıtkabir’ini bir sultan ya da veli türbesi ruhundan tamamen ayrı, yedi bin yıllık bir uygarlığın, akılcı çizgilerine dayanan klasik bir ruh içinde kurmak istedik.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’nın en önemli simgesi olan Anıtkabir’in mimari özellikleriyle değil, Atatürk’ün görüşlerinin de ön planda olduğu bir tasarım amaçlanır.
Anıtsal yönü ağır basan, simetrik, kesme taş malzemenin kullanıldığı Anıtkabir, Türkiye topraklarında tarih boyunca yaşamış olan kültürlerin izlerini taşıyor.
Anıtkabir’in heykellerinden süslemelerine, kulelerinden kabartmalarına dek her ayrıntısında özel bir anlam yüklüdür!
İlkokul kitaplarımızda gördüğümüz fotoğraflardan, Anıtkabir ziyareti yapabildiğimiz şanslı yetişkinliğimize… Hangimiz bir anlam olabileceğini düşünmüş olabiliriz? Şimdi mi duyuyorsunuz yoksa? Her bir adımımızda yeni şeyler öğrenmeye, Anıtkabir’i birlikte tanımaya ne dersiniz? Buyurun!
Anıtkabir ile Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının arası 1920 metre. 23 Nisan 1920
Anıtkabir; Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki bölümdür.
Anıt Bloku; Aslanlı Yol, Tören Alanı, Mozole’den oluşuyor.
Barış Parkı: Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” özdeyişinden esinlenerek tasarlanır. Ülkemizin farklı bölgeleri ile dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 50 bin süs ağacı ve süs bitkisi bulunuyor.
Tandoğan kapısından giriş yapıyoruz. Barış Parkı içindeki iki yanı ağaçlarla kaplı yokuşu tırmanıyor, görkemli bir merdivenden çıkarak Anıtkabir’e doğru yol alıyoruz. Merdiven, Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ ün ordularının Dumlupınar ve Kocatepe’ deki çetin çarpışmaları ve 26 Ağustos Büyük Taarruz düşünülerek 26 basamaktan oluşuyor. Kısa bir sahanlıktan sonra çıkılan beş basamak da Büyük Utku ile Yunan ordusunun denize dökülüşünün simgesi.
Merdivenlerden Anıtkabir’in saygı yolu Aslanlı Yola çıkıyoruz. Yolun başında karşılıklı iki kule ve kadın erkek heykelleri bizi karşılıyor.
Anıtkabir’de on kule bulunuyor. Her kulede Kurtuluş Savaşı ile ilgili bir tema işleniyor. Kulelerin iç duvarlarında da tema ile ilgili Atatürk’ün sözleri yazılı.
Kulelerin tavanı ve zemin, soyut Türk kilim desenleriyle bezeli.
İstiklal Kulesi: Aslanlı Yol’un sağ başında. İç duvarlardaki kabartmada ayakta iki eliyle kılıç tutan gencin yanında bir kaya üzerine konmuş kartal figürü görülüyor. Kartal, mitolojide ve Selçuklu sanatında gücün, bağımsızlığın simgesi. Kılıç tutan genç ise bağımsızlığı koruyan Türk ulusunu anlatır.
“Bu ulus bağımsızlıktan yoksun olarak yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. Ya istiklal ya ölüm!” 1919
Kulenin önünde ulusal giysiler içinde üç kadın heykeli duruyor. Sağ ve sol baştaki iki kadın, Türkiye’nin bereketli topraklarını simgeleyen, yere dek uzanan büyük bir başak demetini elinde tutuyor. Soldaki kadın, elindeki tası göğe doğru uzatarak Atatürk için Tanrı’dan rahmet diliyor. Ortadaki kadın eliyle yüzünü kapatarak Atatürk’ün ölümüne ağlıyor.
Hürriyet Kulesi: Aslanlı yolun sol başında. İç duvardaki kabartmada elinde kâğıt tutan bir melek ile meleğin yanında şaha kalkmış at figürü görülüyor. Melek bağımsızlığın kutsallığını, elindeki kâğıt “Hürriyet Beyannamesi”ni, at figürü ise özgürlük ve bağımsızlığın anlatımı.
Kulenin önündeki; asker, köylü ve öğrenciden oluşan üç erkek heykeli, savunma, üretim ve eğitimi betimliyor.
“Esas, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmak durumundan yüksek bir işleme hak kazanamaz.” 1927
İki kuledeki kabartmalar Zühtü Muridoğlu, heykeller Hüseyin Özkan’ın yapıtları.
Kulelerin önünden Aslanlı Yol’da yürüyor, Anıtkabir’i adım adım tanımayı sürdürüyoruz.
Aslanlı Yol’un iki yanında Hititlerin aslan üslubuna uygun yapılmış heykellerin önünden geçiyoruz. Karşılıklı oturur durumdaki 24 aslan da süslemenin ötesinde bir anlam taşıyor. Orta Asya’dan göç eden 24 Oğuz Türk boyunun ifadesi. Duruşları da anlamlı. Aslanların çift olması “birlik ve bütünlüğü”, sakin, bir tehdit anında saldıracakmış gibi yatar duruşlarıyla, Türk ulusunun barışsever ve savunmaya hazır olmalarını anlatıyor. Türk mitolojisinde gücün simgesi aslan heykeller de Hüseyin Özkan’ın yapıtı.
262 metrelik Aslanlı Yol’un sonuna geldik. Şimdi yolun sağındaki kuleyi gezeceğiz.
Mehmetçik Kulesi: Kulenin dış yüzeyindeki kabartma, cepheye gitmekte olan Mehmetçiğin evinden ayrılışını anlatıyor. Kompozisyonda elini asker oğlunun omuzuna atmış, yurdunu savunmak üzere savaşa gönderen hüzünlü ama gururlu anne betimleniyor. Kabartma Zühtü Müridoğlu’nun yapıtı.
Kulenin içinde Atatürk ve Anıtkabir ile ilgili kitaplar ile hediyelik eşyalar, duvarlarında da Atatürk’ün Mehmetçik ve Türk kadını ile ilgili sözleri yer alıyor.
“Kahraman Türk eri Anadolu savaşlarının anlamını kavramış, yeni bir ülke ile savaşmıştır.” 1921
“Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ulusunda Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasından söz etmek imkânı yoktur.” 1923
Aslanlı Yol’un sonundaki diğer kuleyi tanıyacağız bu kez. Solda yer alan kuledeyiz.
Müdafaa-i Hukuk Kulesi: Kulenin dış yüzeyindeki kabartma Kurtuluş Savaşı’mızda ulusal birliğimizin temeli Müdafaa-ı Hukuk dile getirilir. Bir elinde kılıç tutan diğeriyle sınırlarımızı geçen düşmana “Dur!” diyen bir asker betimleniyor. İleri uzatılan elin altında bulunana ulu ağaç yurdumuzu, onu koruyan erkek figürü ise kurtuluş için birleşen ulusumuzu anlatıyor. Kabartma Nusret Suman’ın yapıtı.
Kulenin içinde Atatürk’ün öğrenim gördüğü Harbiye Mektebi’nin maketi, duvarlarında ise Atatürk’ün tema ile ilgili sözleri yer alıyor.
“Ulus bundan sonra hayatına, bağımsızlığına ve bütün varlığına şahsen kendisi sahip çıkacaktır.” 1923
Aslanlı Yol sonundaki Tören Alanı’na ulaşıyoruz.
Büyük Atatürk; Cumhuriyeti sonsuza dek koruyacak, özgür, bağımsız, çağdaş Türkiye’de senin ışığında, gösterdiğin yolda ilerleyeceğiz. Rahat uyu ATAM!
Sürecek…
Fazilet ÖZKAN POR