“DOĞMAK ÜZERE GÜNEŞ”

24 Ağu 2026 - 13:16 YAYINLANMA

Yazın; sözcüklerle etkileyici, güzel ve sanatsal biçimde yeni dünyalar yaratmak ve o dünyalarda okuyucuyu yaşatmak değil midir? Yazdıklarıyla okuyucuya ışık olmak, aydınlatmak, uyarmak bir yazarın en önemli amaçlarından değil midir? Amacına ulaşmak isteyen yazar değişik türler seçebilir. Roman, öykü, şiir, inceleme, makale ile anlatabilir düşünce ve duygularını.

İşte böyle bir yazardan, yıllarını bu sanata vermiş bir yazın ustasından söz edeceğim. Elinde ışıl ışıl meşalesi bir şairimizle, bir yazarımızla tanıştırmak istiyorum sizleri bugün.

Elinde kılıcı yok ama keskin mi keskin kalemi ile yazdığı makaleleri, şiirleri, söyleşileriyle bizi aydınlatan çok ödüllü yazarımızı tanıyacağız… Dünden bugüne yorulmak nedir bilmeden, dinlenmeden yazına emek veren kalemşor yazarımız Hüseyin Erkan.

“Köy Kalkınmasında Kitabın Rolü” konulu makale yarışmasında birincilik ödülü ile onurlandırılır. Ve bu makale, beğenilen 12 yazı ile birlikte aynı adla kitaplaştırılır. (1972) 

Yazarımız, ödüllü makalesinde uygar kişinin nasıl olması gerektiğini de anlatır. Haksız kazanca karşı çıkar, eğitimin öneminden söz eder. Ve şu sözleriyle uyarır bizleri:

“Uygar kişi, kendini sömürtmeyen, fakat bir başkasını da sömürmeyen ve tüm sömürülere de karşı koyandır.”

“Kafalardaki buzlar çözülmeden ellerdeki, ayaklardaki bağlar çözülmez.”

Evet ödüllü bir makalesinden çarpıcı iki örnek cümle okuduk ama 1972 yılında aldığı ödülle bitmez yazarımızın çalışmaları. Makale de yazar şiir de… Ve bir kitap olur şiirleri. Ancak; kitaplaştırdığı şiirlerinden sonra da üretir, üretir, üretir… 

O hiciv ustası Can Baba’nın dediği gibi bir şairdir. 

İnsanlığın kurtuluşu için aklıyla, yüreğiyle, emeğiyle toplumsal şiirler yazan bir şair… Yeni yazdığı şiirlerinden biriyle de ödül alır şairimiz. 

Berfin Bahar Dergisi okuyucularının da yakından tanıdığı bir yazar, şair Hüseyin Erkan. Güncel Sanat Dergisi Kaygusuz Abdal adına açılan Şiir Yarışmasında, Alanya Kızılkule Ödülünü aldığı şiiri:

DOĞMAK ÜZERE GÜNEŞ

“yok artık

bu gecenin sonu yok

kolay kolay def olmaz

bu zifiri karanlık

uyanamaz bir daha

bu afyonla uyutulan milyonlar

bilmez miyiz arkasında

hangi yabancı güçler var

hangi hain emeller

hangi zalim eller var

bu insafsız gecenin 

bu vicdansız maşanın!”

denildiği bir anda

Samsun’a çıkış gibi

bin dokuz yüz on dokuzda

Mustafa Kemal Paşa’nın

şafak söktü

tan ağardı

çaldı bütün sirenler

benim güzel yurdumda 

ve ışıklar yandı 

işte tam bu sırada mışıl mışıl uyuyan

kadın erkek genç yaşlı

pek çok yurttaş uyandı

ışıklı bir titreşim dalgalandı ufukta

gökyüzü önce mora

sonra kızıla boyandı

mutluyum ki umudunu

hiç mi hiç yitirmeyen

milyonlardan biriyim ben

korkmuyorum karanlıktan

korkmuyorum geceden 

biliyorum ki artık

ha şimdi ha birazdan

doğacak çünkü güneş

karanlığı def edip

ülkemizi ışığa

boğacak çünkü güneş!

daha bir umutlu

ve de mutluyum şimdi

yalnız değilim çünkü

yalnız değilim artık ben

birçok dostum

arkadaşım

birçok sevgili gardaşım

gönüldaşım da uyanmış

“vakit henüz çok erken

yatalım biraz daha

ne olur ne olmaz

hele bir ışısın hava”

demeden.

 

ancak üzgünüm biraz

görüyorum ki hâlâ

onca uyarıya karşın

uyuyanlar var daha 

öyle de rahatlar ki

kıpırdatmıyorlar hiç kıllarını

çünkü onlar

ırmakları şarap akan

her an sevişmeye hazır

genç ve güzel hurileri mis kokan 

cennetle bozmuşlar akıllarını.

nasıl bir afyon ki bu

uyutmak için bizi

çalıştırmamak için beynimizi

yüzyıllardır sürekli

“bu dünya geçicidir

önemli olan öteki

o dünya çok iyidir

çok çok iyi!”

diye dinletmişler hep

söyledikleri ninniyi

 

biraz düşünebilsek

anlayacağız elbet

her sabah ve her akşam

“tanrı buyruğu bu” diye

okudukları masal

anlattıkları destan

nasıl da çakılmış beynimize

cennet anahtarı diye

yutturdukları yalan!

 

neyse ne uyandık ya

onca derin uykudan

karanlığa bir şamar

bir tekme savurduk ya

budur önemli olan

düş değil

hayal değil

gerçeğin ta kendisi

şafak söktü

tan ağardı

gerek yok kılavuza

apaçık görünen köy

uzakta değil

karşıda

kesinlikle biliyoruz ki artık

ha şimdi

ha birazdan

doğmak üzere güneş

karanlığı def edip

kovmak üzere güneş

ülkemizi ışığa

boğmak üzere güneş,

 

***

Üretken yazın ustamızın şiirleri, yazıları gazete, Berfin Bahar, Güncel Sanat gibi seçkin edebiyat dergileri, antoloji ve internet sitelerinde yayımlanır. 70’lerden bugüne her hafta yazdığı; kimi zaman bir yaşanmışlık, kimi zaman bir öykü, kimi zaman da bir söyleşisiyle yol gösterir bizlere... 

1964 yılından bu yana öğrencisi olmaktan her zaman gururlandığım, onur duyduğum, örnek aldığım saygıdeğer öğretmenimi şairliğinin taçlandığı bu güzel ödül için yürekten kutluyorum.

Nice ödüllere sevgili öğretmenim.

Sonsuz saygılarımla...  

 

*Berfin Bahar, Aylık Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Sayı 341 Temmuz 2026’da yayımlanan yazı.  

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: