MİRÂÇ KANDİLİNDE VEFAT EDEN ŞÂİR ŞEYH GÂLİB

15 Oca 2026 - 19:07 YAYINLANMA

İlhamımı Mesnevi’den aldım

Çaldımsa da mirî malı çaldım

 

Doğumu: İstanbul, 1757 ,vefatı: İstanbul, 27 Receb 1213/ Mirac Gecesi /04 Ocak 1799

Divan Edebiyatı/Türk Tasavvuf edebiyatının en mühim şahsiyetlerinden biri olan Şeyh Galib, mevlevî kültürüyle iç içe olan bir ailede 1757 yılında doğmuş, Konya ve İstanbul’da tamamlanan tasavvufî terbiyeden sonra Sultan III. Selim Han devrinde Galata Mevlevîhanesine şeyh olmuş, tecrübelerini nev-niyazlara aktarmıştır.

24 yaşında iken 5500 beyitlik Divan’ını, (Nşr. Mehmet Kalkışım) 26 yaşında iken 2041 beyitlik Hüsn ü Aşk’ını (Nşr. Orhan Okay Hüseyin Ayan) tamalayan Gâlib Dede’nin adı Mehmet Esad’dır. Dünya klasikleri arasında yer alan eserleri eski ve yeni harflerle birkaç defa basılmıştır.

Kendinden önceki edebi kültürle ilgili dikkat çekici tenkitleri olan Şeyh Gâlib’ın mısraları için Ahmet Hamdi Tanpınar “..âvize gibi renk ve ışık dolu..” ifadesini kullanmıştır. Meşhur beyti şöyledir

 

Tarz-ı selefe tekaddüm ettim

Bir başka lügat tekellüm ettim

 

42 yaşında iken bir Mi’rac gecesi âlem-i cemâle intikal eden Şeyh Galib’in naşı yıkanırken babası Reşid Efendi “oğlum bu tahtaya o siyah sakal yakışmıyor” dediği nivayet edilir.

Şairimizin Peygamber Efendimiz ile ilgili –besteli olarak da okunan- meşhur na’tı şöyledir:

 

NA’AT

 

Sultân-ı rusul şâh-ı mümeccedsin efendim                   

Bî-çârelerle devlet-i sermedsin efendim

Dîvân-ı ilâhîde ser-âmedsin efendim

Menşûr-i "le 'amrük"le müeyyedsin efendim

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

 

Tâbiş-dih-i ervâh-ı mücerred güherindir

Mâliş-geh-i ruhsâr-ı melek hâk-i derindir

Âyîne-i dîdâr-ı tecellî nâzarındır

Bû Bekr Ömer Osmân ü Alî yârlarındır

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

 

Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda

Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda

Gülbank-i kudûmûn çekilir arş-ı Hudâ’da

Esmâ-yı şerîfin anılır arz ü semâda

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

 

Ol dem ki velîlerle nebîler kala hayrân

Nefsî deyü dehşetle kopa cümleden efgân

Ye’s ile 'usâtın olıcak ahvâli perîşân

Destûr-i şefâ'atla senindir yine meydân

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

 

Bir gün ki dalup bahr-i gama firkate gittim

Elden yitürüp kendimi bî-hôdluğa yitdim

Isyânım anıp âkıbetimden hazer etdim

Bu matla'ı yâd eyledi bir seyyid işitdim

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

 

Ümmideyiz ye's ile âh eylemeyiz biz

Sermâye-i îmânı tebâh eylemeyiz biz

Bâbın koyup ağyâra penâh eylemeyiz biz

Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

 

Bîçâredir ümmetlerin ısyânına bakma

Dest-i red urup hasretle dûzaha yakma

Rahm eyle amân âteş-i hicrânına yakma

Ezcümle kulun Gâlib-i pür-cürmü bırakma

Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim

Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: