Mustafa Muharrem Yazdı: Portrelere Göz Değer ya da Şaire Hücum
Mustafa Muharrem / Şair-Yazar
Şairin fotoğrafı boydan mı vermeli; vesikalık mı çekmeli? Ya da bir portre ressamına mı ısmarlamalı şair? Peki, resim yapmak insanların farkında mı bizim bakışlarımızdan, rıza göstererek mi soyunduğumuza mı? Biz şiiri analitik cümleler devvaresinde yoğurup büst haline getirebiliriz; hatta daha uzun ve daha iddialı bir çabayla, tahlil kaidesi üzerine oturtulmuş bir heykel yontabilir sanatçılar sunabilir miyiz? Neden şairi plastik bir verim nesnesi yapmak bu kadar kışkırtıcı, bu kadar çekici okur için? Acaba şairi bir maske olarak sunulduüzde, bu poetik akıl sahibini bir uluhiyet yüklemine mi kapattığımız bozulmalar varmadan ve kutsallığı cismaniyet ayrılırken şairi görünürleşmenin aracı seçmiş olması silinmez gıptanın bir parlaması mı bu? Resimlenebilme özelliğini sıkıştırdığımız kişi, şairlerin imtiyazından sıyrılıp bizim gibi fanlardan farklı olarak karıştırılmakla, acaba okurun intikam nesnesi değişmeden sürüklenmeyecek mi? Şairin de diğer insanların benzer sıradanlıklarını uygulamaya neden 'resim'den başlarsınız?
“İşte onun da bütün diğerlerinin eşit olmayan bir görünümü var; bakın, resim söz konusu olabiliyor!” türü bir deneme kendi kanıt ögesiyle el ele, bize satıcıların çalışmalarında kolay yakalanabilir, kolay dondurulabilir ve incelenebilir kılan bir silahtır. Ama masumaneliği bu denli onulmaz yaralar performansı delicilikte ve keskinlikte namlusundan hayata mıhlayabilen başka bir silah yok: Hayli meşru, itiraz ihtimallerine bile destek sergilemekten geri durmayan bu hücum seçeneği, bir ahlak üslubudur ayrıca. Müstesna bir hüviyetin bilgisini geciktiren koca dağları oyup, kavrayış tünelleriyle bizi o yeteneklerin ufuklarına hazırda yetiştirecektir. Böylece, zamanın önünde giden bir algı ile aramızdaki anakronizm pürüzü temizlenecek; gerisinde kaldığımız duyuş treninin ilk somutlaşma istasyonunda bizi beklemesi kaydedildi. Şiirsel aklın zamansallığı ile biz okur taifesinin içinde çırpındığı,yüzdüğü,kulaç atıp debeldiği kronolojik hesaplamalar, bu yolla birleşik kaplar yasası basitliği içinde kaynaşacaktır.
Bir şairin portresini çözümlediğimizde, şiirine ait kara kutuyu da ele geçireceğiz demek ki. Demek ki biyografiyi yapının bazen enginde yittiği, bazen karaya oturduğu, bazen kıyısına çekildiği bir deniz bileceğiz merak atlası sayfalarında. Metinlerin beslenmesinde herhangi bir yanılgı çukuruna düşmek, hata hendeğine yuvarlanmamak için hayat hikayesinin fenerini demek ki hiç bırakmayacağız elimizde . İmgeler ormanında beynimize yaşanmışlıkların çetelesi klavuz demek ki olacak. Gerçekliğin diğer yakasına yürümek için, biyografiyi bir patika gibi iz ve portre manzaralarından geçeceğiz. Hayat ile şahsiyet arasındaki ilmekleri ne kadar isabetli sökebilirsek, şairin hangi hünerli yaşlı mekik olmak dışında bir suç işlemediğini kayıtlarımıza bağlayacağız. Hatta bu tutumumuzu teorize edip aktörün yaşantısına ilişkin ayrıntılarla ilgili usullerle bir şaşmazlık ve ciddiyetle depolanacak daha ileri giderek giderek Şaire mahsus bilgi-belge çokluğunda ne kadar artımız varsa, bu isim duyarlılığı bankasından nemalanacağız da. Şair bizim özgürlüğümüzün derinliğine hesap cüzdanına dönüşecek. Arada bir, adımızın podyumdan çıkması, mülkiyetimizdeki şairlerin attığımız adımlara ritm veren fon müziği olacak arkadan. Portresi üstünde eşinerek geçindiğimiz şairler, nasılsa sayımızda unutulmuşluğun mahzeninde beklemeyecek; tozlanmayacak. Nasılsa şairlerin mahremiyetini feshetmeyi yeğlemiş; sırlarına, sembollerin, mecazların mintanını giydirmiş; iç sesteki kelimelerin başına gönderilmemiştir. Hele şair ölmüşse, nekrofili şehveti anında dizginleri sımsıkı kavrayıp tecessüs bahçesini hırsı yatışana kadar çiğner.
Diriler fuarların mezar spikerliği üstlenenleri hep metodik bir bahane başar bağrına : Biyografik yöntem . Bu aslında bir ölüyü kolonileştirmek için uyumlu dirilere özgü oyunlardan biridir ve çok etkilidir. Hayata dair önemli ayrıntıların bir ayrıntıları, metinleri koruyan estetik bir hafiye, bir casus olarak salıvermek; çocukluk günlerinden, ilk gençlik dönemlerinden, okullardan, aşktan, meslek tercihinden, evlilikten bir sanatçı için muhbir görevlerinden türetmek, her dönem ucuz ilgileri kolay avlar.