Prof.Dr. Barış Özdal Yazdı: 103. Yılında Türkiye – Yunanistan Nüfus Mübadelesi

04 Şub 2026 - 13:28 YAYINLANMA
Prof.Dr. Barış Özdal Yazdı: 103. Yılında Türkiye – Yunanistan Nüfus Mübadelesi

 

Prof. Dr. Barış Özdal / Uludağ Üniversitesi 

Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol”ü, daha sade bir isimle elde edilirse Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'ni statü ve siyasi perspektiflerden analiz etmek mümkündür.

Bu analiz kapsamında konunun daha iyi anlaşılabilmesi için etkili olan içsel, dışsal ve konjonktürel gözlerin de hiç şüphelenmeden izlenmesi gerekmektedir. Lakin özellikle Türkçe ve küresel literatürde izlenen bu analiz düzeyinde Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi üzerinde sadece yakın periyotta (20. yüzyıl) etkili olan oranlarda irdelendiği saptanmaktadır. Diğer bir deyişle Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'ni orta (18. ve 19. yüzyıllar) ve uzun (14–17. yüzyıllar) periyotlardaki faktörler ekseriyetle unutulmakta olup sadece 20. yüzyıldan itibaren irdelenmektedir.

Daha net bir biçimde ifade etmek gerekirse Mübadeleyi anlamamız için sadece Türkçe ve küresel edebiyat üzerinden 20. yüzyılda etkili olan (siyasi, ulusal, demografik ve ekonomik vb.) özellikleri analiz etmek olsa da akademik açıdan yeterli değildir. Zira 18. ve 19. yüzyıllarda “Doğu Sorunu”, “Gerileme Dönemi Osmanlı Devleti'nde Toprak Kayıpları”, “Tımar Sisteminin Bozulması” ve “Balkanlardan Anadolu'ya Yapılan Göçler” ile 14–17. yüzyıllar yani Klasik Dönem açısından “Gaza ve Cihat İlkeleri”, “İstimalet Politikası”, “Millet Sistemi”, “Tımar Sistemi”, “Celali İsyanları”da Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi kararmasının alındığı 20. yüzyılın duygusal ve düşünsel iklimini derinden etkilemiş yani “zeit geist”ını oluşturmuştur.

Genel hatlarıyla özetlersek 20. yüzyıldan bu yana Türkiye'nin ve Yunanistan'ın Nüfus Mübadelesi ile ulaşmak istenilen temel amacın homojen (türdeş) ulus devletin yaratıldığı görülmektedir. Ancak dinsel, etnik ve kültürel homojenliğin arka planında ise 14. yüzyıldan itibaren oluşmaya başlayan ve Osmanlı Devleti'nin dağılma döneminde yaşanan olaylarla netlik kazanan geleneksel bir güvenlik algısı yattığı unutulmamalı. Bu süreçte aşağıdaki haritada net bir biçim verilmektedir: özellikle 1770-1923 döneminde 5 milyon Müslüman ve 1,9 milyon Hıristiyan iradeleri dışında yer değiştirmek zorunda kalmak.

Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol'ün Arka Planı

30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol”ü yani Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'ni güncel ve siyasi perspektiflerden içsel, dışsal ve konjonktürel faktör üzerinden analiz etmek mümkündür. Bu bağlamda yakın periyotta (20. yüzyıl) etkili olan faktörler yanı sıra Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'ni orta (18. ve 19. yüzyıllar) ve uzun (14–17. yüzyıllar) periyotlardaki değişikliklerde hiç şüphesiz dikkate alınabilir. Her iki temel analizin ortak noktası ise haritada mevcut olup Yunanistan'ın ayrılık süreci ve büyük ölçüde Osmanlı Devleti'nden elde edilen topraklardır.

20. yüzyıl Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'ne giden süreç etkili olan temel kırılma tarihlerini ve olayları aşağıdaki gibi tespit etmek mümkündür.

Yüzyılın başındaki bu sürecin siyasi açıdan karar alıcılarının askeri güvenlik çözümleri; bölgesel aralıklar arasında ki düşmanlıkların devam etmesi; demografik açıdan Anadolu'nun 17,5 milyona 12 milyona düşüşü; ekonomik açıdan mevcut tarım arazilerinin kurulmasının mümkün olmamasının etkili olduğu görülmüştür. Genel ve soyut olarak aktardığımız bu temel gezinme etkisi ile aşağıdaki haritada belirtildiği üzere Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi gerçekleştirilmiştir. 1912-1920 yılları arası dönemde Justin McCarthy'ye göre 413.922 kişi göç etmiştir. Devlet İstatistik Enstitüsü 1923-1927 yıllarında 456.720 kişi mübadil olarak Türkiye'ye girmiştir. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi öncesinde 1923'e kadar olan dönemdeyse 1 milyonun üzerinde Rum Anadolu'dan göç etmişti.

Mübadele Literatürüne Genel Bir Bakış

Mübadele üzerine yapılan çalışmaların bölgesel açıdan genel olarak 2. Dünya Savaşı Öncesi Dönem (…-1945), Soğuk Savaş Dönemi (1945-1991) ve Soğuk Savaş Sonrası Dönem (1991-2019) olarak kategorize edilmesi mümkündür.

İlk dönem olan 2. Dünya Savaşı Öncesi (…-1945) sürecindeki temel kırılma tarihlerini ve olayları aşağıdaki gibi tespit etmek mümkündür.

Görüldüğü üzere bu dönemde Avrupa'da azınlık sorunları ön plandadır. Özellikle Faşizmin çoğalma sürecinde Almanya'da Adolf Hitler'in önderliği Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (Nationalsozialistsche Deutsche Arbeiterpartei / NSDAP) ile İtalya'da Benito Mussolini'nin liderliğindeki Ulusal Faşist Parti, mübadele ve nüfus transferindeki artıştan sonra ortaya çıktı. Bu sürecin, dönemde uluslararası hukuka uygun biçimde bir homojen ulus devlet yaratmanın başarılı bir örneği olarak Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'nin ön plana çıktığı görülmektedir.

1945-1991 yılları arasında yaşanan Soğuk Savaş Dönemi'ndeki temel kırılma tarihlerini ve olayları aşağıdaki gibi tespit etmek mümkündür.

Görselden de anlaşılacağı üzere Soğuk Savaş konjonktürü içinde yaşanan zorunlu göçlere yol açmakla birlikte mübadele uygulamaları pek daha görülmemiştir. Bu durumun en temel nedeni bizce çatışmaların etnik veya dinsel seçici değil ideolojik olmasıdır.

Son dönem olan Soğuk Savaş Sonrası (1991-2019) Dönem'deki temel kırılma tarihlerini ve olaylarını ise aşağıdaki şekilde tespit etmek mümkündür.

Soğuk Savaş Sonrası Dönem'deki kişilere etnik veya dinsel seçicidir. Bu bağlamda “azınlık” hakları kapsamında “mübadele” ve “zorunlu nüfus transferi” tartışmaları yeniden gündeme gelmeye başladı. Bu gelişmeler bir kez daha Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'ni ön plana çıkartmıştır.

Sonuç olarak Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi kapsamında 4 yıllık bir süre boyunca yaklaşık yarım milyon kişi Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmiştir. 1923'ten bu yana Balkanlar'dan Türkiye'ye doğru gerçekleşen göçlerde yaklaşık 2 milyon kişinin Türkiye'ye geldiği düşünüldüğünde toplam göçmenlerin ¼'ünün nüfus mübadelesi kapsamında göç ettiği görülmektedir.

Diğer bir biçimde ilişkilersak Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında gelen göçmenler Balkanlar'dan gerçekleşen genel göç denklemi içerisinde gerek nitel ve güzel açıdan ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Söz konusu bu durum Kader Özlem'inde ortaya çıkıyor gibi mübadillerin hem göç etme biçimleri hem de ulusal kişiliğin oluşumundaki etkiler gibi sebeplerle ön plana çıkmaktadır. Buna rağmen mübadillerin Balkanlar'dan gelen diğer yabancılarla ilgili işlemleri, ekonomik ve ekonomik açıdan ortak nitelikleri taşımadıkları da hiçbir zaman unutulmadı. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: