Nejat Madatoğlu Yazdı: “Odysseia” Destanına Farklı Bir Bakış: Troya Olayının İnsanlık Tarihindeki Önemi

14 Ağu 2026 - 14:35 YAYINLANMA
Nejat Madatoğlu Yazdı: “Odysseia” Destanına Farklı Bir Bakış: Troya Olayının İnsanlık Tarihindeki Önemi
‎ ‎
‎ ‎

Nejat Madatoğlu / Yazar, Tarihçi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı 

Bir ay önce, Britanyalı (aynı zamanda Amerikalı) ünlü film yönetmeni, senarist ve yapımcı Sir Christopher Nolan'ın “The Odyssey” adlı filmi izleyicilere sunuldu. Film, adından da anlaşılacağı üzere, Homeros'un “Odysseia” eserinden esinlenilerek senaryolaştırılmış və hayata geçirilmiştir. Filmin teknik açıdan bir başyapıt olduğu birçok sinema eleştirmeni tarafından dile getirilmiş, senaryo üzerine ise birçok farklı perspektiften yorumlar ortaya konmuştur. Ben bu yazımda filmi teknik yönden değil, senaryosu ve Nolan'ın sunmak istediği, ya da daha doğru bir ifadeyle, Homeros'un eserini nasıl anladığı bakımından analiz edeceğim.

İlk olarak bir hususu özellikle belirtmek gerekir ki, destandaki birkaç bölümün çıkarılması hikayenin etkileyici gücünü asla azaltmamıştır. Hatta senaryoya aktarılan bölümlerin etki gücü diyaloglar vasıtasıyla güçlendirilmiş ve duygular izleyicilere daha güçlü bir şekilde aktarılmıştır.

Fakat filmin senaryosunda önemli bir nokta var: Nolan, Odysseus'u sadece bir kahraman olarak değil, aynı zamanda tanrılar tarafından hem cezalandırılan hem de yönü değiştirilen bir karakter olarak göstermiştir. Özellikle Troya olayı bir zafer olmakla birlikte, kurnazlık yoluyla kazanılmış bir zafer olarak sunulmuştur. Bazı karakterler Troya Savaşı'nı gereksiz bir katliam olarak ifade etmiş, bazıları ise ondan ezgilerini süsleyen bir sembol olarak yararlanmışlardır. Hatta Odysseus'un Troya'da savaşırken Athena'yı görmesi ve Athena'nın ona üzüntü ve acıma hissiyle bakması, insanların zihninde yer etmiş birçok düşüncenin sarsılmasına sebep olmuştur. Böyle bir durumda insanların zihninde şu soru beliriyor: Troya zaferi gerçekten bir “zafer” miydi?

Nolan'ın filminde Troya zaferi, Zeus'un mevcut düzeninin bozulması ve dünyanın bu olaydan sonra kuralsız ve düzensiz güçlerin hakimiyeti altına girmesinin başlangıcı olarak kaleme alınmıştır. Akhalar (Odysseus'un yer aldığı Yunan kuvvetleri) düzeni bozarak Troyalılara hediye sunup onları kandırmış ve sonuçta barış simgesi olan ünlü Troya atı vasıtasıyla kalenin içinden Troyalılara saldırarak onları mağlup etmişlerdi. Bu durum, Zeus'un düzeninin bozulmasına ve düzensizliğin iktidar olmasına yol açmıştır. Açıkça belirtebiliriz ki, Christopher Nolan'ın “The Odyssey” filmi sadece Homeros'un ünlü destanının uyarlaması değil, aynı zamanda Batı medeniyetinin manevi ve siyasi kaynaklarını yeniden düşünmek için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

Peki Troya zaferi Homeros'un eserinde nasıl kaleme alınmıştır? Aslında Nolan'ın üstün olduğu husus, Homeros'u iyi bir şekilde anlaması ve bunu izleyicilere de aktarabilmesidir. Çünkü Homeros'un eserinde Troya bir zafer olarak verilmekle birlikte, aynı zamanda başarısız ve uğursuz bir savaş olarak da zikredilmiştir. Helena'nın kocası Menelaos'a hitabını aktaralım:

“Bence bu genç olsa olsa Telemakhos'tur,

yiğit yürekli Odysseus'un oğlu.

 

Odysseus onu henüz emzikli bir bebekken bırakıp gitmişti,

Akhalar benim yüzümden

Troya üzerine yürüdüğünde.

 

Benim, o utanmaz kadının yüzünden,

hepsi o meşum ve uğursuz harbe atılmıştı.”

Görüldüğü üzere, Troya zaferinin felsefi tartışması Homeros'un eserinde de mevcuttur. Nolan'ın yaptığı ve bize sunmak istediği, Homeros'un metnini tarihi bir hakikat olarak değil, sembolik ve felsefi bakımdan okumamız gerektiğidir.

Benim fikrimce ise Troya olayı sadece bir şehrin düşüşü değildir. O, insanlık tarihinde cesaret ve kahramanlık çağından stratejik hile ve siyasi pragmatizmin üstünlük kazandığı yeni bir aşamaya geçişin simgesidir. Eğer Troya Savaşı'nın başlangıcında güç, cesaret ve savaş yeteneği temel değer idiyse, savaşın kaderini tayin eden Troya atı artık başka bir düşünce tarzını temsil ediyordu. Burada zaferi kılıç değil, plan, sabır ve hile sağlamaktadır. Sembolik açıdan Troya atı daha geniş anlamlar taşıyabilir. 

Troya olayını sembolik bakımdan Kabil hikayesi ile karşılaştırmak da mümkündür. İbrahimi dinlerin kutsal metinlerinde Kabil, kardeş katlinin ve insanlık tarihindeki ilk büyük ahlaki bozulmanın sembolü olarak sunulur. Troya da açık mücadelenin yerini stratejik hilenin aldığı yeni tarihi düşüncenin sembolü olarak yorumlanabilir.

Burada amaç Troya ile Kabil arasında tarihi veya dini bir benzerlik kurmak değil, her iki olayı insan düşüncesinde gerçekleşen farklı dönüm noktalarının simgesi olarak değerlendirmektir.

 Christopher Nolan, Homeros'un metnine (kısmen) sadık kalmakla birlikte bu sembolik katmanları da sergileyebildiği için “The Odyssey” sadece antik eposun bir sinema uyarlaması değil, aynı zamanda modern insanın medeniyet, güç, siyaset ve ahlak hakkında yeniden düşünmesine vesile olan bir esere dönüşmüştür.

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter:

Copy the following script and place it in the site where you want the ad to display: