BEN HİSARLI AHMET'İM

29 Eyl 2026 - 14:10 YAYINLANMA

1908 yılında Yukarı Hisar’da, Kütahya’da doğdum.

Üç telli bağlama ile tanıştım gezeklerde. Çaldım, söyledim.

Halk destanlarını ezbere bilirdim.

Bir zamanlar Kütahya’nın pınarları akışıp dururdu.

Yağmur yağar, her dereleri sel alırdı.

Dağlarıma kar yağardı yorgan yorgan.

Havada turna seslerini duyardık, hayallerimiz uzar giderdi.

İki bülbül ün ederdi sevdaya, sonra bir gülün dibinde bulurdum kendimi.

Ben Hisar’lı Ahmet’im.

Vefası yoktu dünyanın. Vefasına erilmeyen bir yerdi. Gelip gidilen bir handı dünya.

Aya, yıldızlara bakar iç geçirirdik.

Altın tas içinde kınası ezilenler, zülüfleri çengel çengel olanlar, meşeden gelen sürmeliler vardı.

“Annenden izin alsam,

Sen bana gelir misin?” dedim, sustu.

Sora;

“Elif dedim be dedim,

Kız ben sana ne dedim?” diye sordum, kızardı hicabından.

Hacca gidip gelince hâl bilmezler ‘hacı oldun elini ayağını çek bu işlerden” diye konuştular. Oysa ben sazımla onlardan daha yakın oldum Rabbime.

“Elif elif hasretim,

Duman duman gurbetim,

Türkülerle yaşadım,

Hisar’lı Ahmet’im ben,

Ben Hisar’lı Ahmet’im.”

...

Unutma

 

Turnalarımız vardı bizim gönül dünyamızdan havalanan.

Vardar Ovası’nda nefeslenirdik.

Estergon’da su başı duraktı.

Mayadağ’dan kalkan kazlarımız vardı.

Çanakkale’de, Allahüekber’de, Sakarya’da, İdlip’te vatana kınalanmış kuzularımız vardı.

Tuna bize doğru akardı hep. Tuna kurursa biz kururduk.

Kolbaşının atı şahlanır dururdu.

Zeybeklerimiz göğe diz vururdu kartal bakışlarıyla.

Atabarı oynardık heybet heybet.

Ömerlerimiz yanık, Osmanlarımız gençti.

Dadaşlarımız Erzurum Tabyalarından seslenirdi.

“Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana” derdik Şenlik’çe.

Yüreğimiz, ciğerimiz Yemen kokardı.

Analarımız mavi yazma bağlarlardı içlerine ağlayıp.

Şehitlerimiz vatan burcunda dalgalanır bayrak bayrak.

zira;

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kan, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandı.”

…

9 Eylül’de İzmir’e ilk giren Yüzbaşı Şerafettin Bey komutasındaki askerler.

Şerafettin Bey’in adı bir caddeye veriliyor sonra.

Aradan zaman geçince unutuluyor. Şerafettin Bey Caddesinin ismi değiştiriliyor, Ali Kocatepe Caddesi oluyor.

Daha sonra belediye başkanına bu değiştirmeyi hatırlatıyorlar, cevabı “bilmiyordum” oluyor. Sonra yeniden eski haline getiriyorlar.

Amnezi, unutma hastalığıymış efendim, bir nevi hafıza kaybı.

Türk Milleti gönül coğrafyasındakileri unutmamalı.

Buralardan bir sonbahar geçiyor şimdi ama “Ne de olsa kışın sonu bahardır.” diyor bir türkümüzde…

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: