BİLGİ’NİN VE ÖZEL’İN YENİDEN DOĞUŞU
Kötü bir haftaydı: Önce CHP için “mutlak butlan” kararının, sonra da İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasının şokunu yaşadık. Neyse ki ikisinin de sonu kötü olmadı.
Biz de Shakespeare gibi “sonu iyi olan her şey iyidir” demeyi yeğliyoruz.
Bilgi Üniversitesi için bir bakıma iyi oldu, çünkü öğrenciler hayatta kötülüğe karşı direnişin ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrendiler Bunu, yakıp yıkarak değil, toplanarak, slogan atarak, dans ederek ve şarkı söyleyerek yaptılar. Hocaları ve yabancı ülkelerden gelmiş öğrenci arkadaşları yanlarındaydı.

Karşı karşıya bırakıldıkları durum gerçekten dehşet vericiydi. Düşünün, yıllarca emek verip ve dünyanın parasını ödeyip eli yüzü düzgün bir üniversiteye girmişsiniz; gelecekle ilgili hayalleriniz var, final sınavları gelecek hafta başlıyor…
Ve sabahleyin, üniversitenizin hiçbir haklı neden olmadan kapatıldığını öğreniyorsunuz!
Karar o kadar keyfi ve haksız idi ki, tek adam rejiminde bile bunun sürekli olamayacağını tahmin ettim.
Üniversitedeki arkadaşlar çok katmanlı bir protesto yaklaşımını benimsediler. Öğrenci ebeveynleri başta olmak üzere tüm mağdurlar hep bir ağızdan hayır demeliydi. Bunlara diğer vakıf üniversiteleri dahildi. Bugün Bilgi ise, yarın Yeditepe, öbür gün Bahçeşehir mi?
Bilgi uluslararası akademiya aleminde tanınan bir üniversitedir. Onlarla iyi ilişkileri olagelmiştir. Hocalarının, önde gelen bilimsel dergilerde makaleleri yayınlanır. Dünyanın en ünlü entelektüellerinden bazıları Bilgi’ye gelmiş, ders vermiş, konuşma yapmıştır.
Bilgi bilinir: kapatılması tüm dünyada yankılanır…
Ve diktatörlüğe doğru atılmış yeni bir adım olarak görülür.
Neyse ki, Bilgi’de yanlıştan dönüldü. Umarım arkası gelir.
ÖZGÜR ÖZEL NİÇİN KAZANDI?
Mutlak butlan olayına gelince… Orada yanlıştan dönülmedi ama bir viraj dönüldü ve Türkiye önümüzdeki dönemin baş kahramanlarından biri olmaya aday Özgür Özel’i daha yakından tanıdı.
Ülkelerin siyasal hayatında “kahraman”ların keşfedildiği ,“ikonik” anlar vardır:
AKP tarafından hakkı yenen Ekrem İmamoğlu’nun bir mitingde ceketini çıkarıp kollarını sıvaması bunlardan biriydi; şimdi de Özgür Özel’in dolu ve yağmur altında sırılsıklam ıslanmış bir halde Meclis’e doğru yürürken ve zırhlı bir polis aracının üzerindeyken çekilmiş fotoğrafları var.
Onlar da siyasal tarihimizin ikonik fotoğrafları olarak albümlerdeki yerlerini alacaklar!
Bazı küçük davrışanların derin simgesel anlamları olabilir. Özgür Özel’in CHP Genel Merkezi polis tarafından basıldıktan sonra ceketini bile almadan dışarı fırlayıp halkla birlikte yağmur altında polis barikatlarını yara yara Meclis’e doğru yürümesi bunlardan birisidir.
Onun için (ve Türkiye için) Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesi külliyen geride kalmıştır. Özel’in genel başkanlıktan azli bir son değil, bir başlangıçtır. Ülke gibi onun da geleceği, yolun sonunda, yani Meclis’tedir.
AKDENİZLİ SİYASET
Başka yazılarda da değiniyorum: AKP’nin Türk toplumuna İslami bir hayat tarzı empoze etme projeleri genelde başarısız olurken, ülke halkı çeşitli nedenlerle Akdenizli yaşam tarzına doğru kaymıştır.
Milyonların Doğu’dan Batı’ya ve özellikle sahillere göç etmesinin yanı sıra, turizm ve tüketim kültürünün etkileriyle, yeme içme, eğlenme, giyim kuşam, tatile çıkma, spor gibi konularda önemli değişim yaşanmıştır.
Bu değişim, özünde seküler olsa da sağ-sol anlamında ideolojik değildir.
Ve hiç kuşkusuz Türkiye’de de, tıpkı Yunanistan’da, İtalya’da ve İspanya da olduğu gibi, kendi politikacılarını da yaratacaktır.
Özgür Özel, ikonik fotoğraflarının da gösterdiği üzere, bu tarza daha uygundur, hatta onun türevidir.
Bizim İslamcılar arasında bile çok hayranı olan sosyalist İspanyol Pedro Sanchez gibi bir siyasetçiye Türkiye layık değil mi?