KAYIP ÇAĞIN ÇIĞLIĞI

01 Ağu 2026 - 01:06 YAYINLANMA

Gözümüzde büyüyen insanlar vardı... 

‎Kolsuz, bacaksız hayaletler gibi köşe başlarını tutmuşlardı.

Kendi vicdanımızın külhanında terlerken çaresizliğini duyuyorduk karanlıkların. . . 

‎Ne anlama vardı gölgelerin, ne de söyleyemeyediğimiz sözcüklerin yalnızlığı. . . 

Ne hayatın içinde kalabildik büsbütün, ne de duvarlarını yıkabildik düşüncelerimizin. . 

‎Duygularımızı heybemize doldurup boşluğun içinde kaybolup gidiyorduk. . .  

‎Gazze'deki çocuğun gözyaşlarıydı mukadderat . . 

‎Ölüm keskin bir bıçak gibi göğsüne saplanıyordu anaların. . . 

‎Soluk benizli yoksulluk tütüyordu evlerin bacalarından. . . 

‎Kanla yıkanmış kaldırımlar hıçkırarak ağlıyordu. . . 

‎Umut yaşama giydirilmiş deli gömleğiydi savaş çağının. . 

‎Oysa umut da ölüyordu silahların gölgesinde. . . 

‎Sömürgeciliğin kanlı elleriydi  acımasızlık. . . 

‎Ve dünya, suskunluğunu en pahalı kelimelerle satın alıyordu. . .

‎Göğe kaldırılan her dua, kurşunların gürültüsünde yetim kalıyordu. . .

‎Merhamet, harabelerin arasında kırık bir testi gibi susuzluğu bekliyordu. . .

‎Gökyüzü, is kokusunu maviliğine sığdıramıyor; güneş, utancını bulutların arkasına gizliyordu. . .

‎Zaman, enkazın altında nefes almayı unutan saatler gibi duruyordu. . .

‎İnsan, kendi aynasına bakamayacak kadar çoğalmıştı karanlığında. . .

‎Adalet, gözlerindeki bağı çözmüş; fakat görecek bir insan yüzü bulamıyordu. . .

‎Yeryüzü, utancını toprağın derinliklerine gömmeye çalışıyor; her yağmur o sırrı yeniden yüzeye çıkarıyordu. . .

‎Ve biz, kaybettiğimiz insanlığı arıyorduk kendi gölgemizin enkazında. . .

‎Belki de kıyamet, gökten inmeyecekti hiçbir zaman. . .

‎İnsan, kıyametini kendi elleriyle kuruyordu. . . 

‎Uzak bir ihtimaldi yaşamak. . . 

‎Gerçek kadar uykuda, hayal kadar uyanıktık. . 

‎

‎

‎

‎

‎

‎

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: