NECMA İLE MISTO’NUN AŞKI: AŞKIN AKLA SIĞMAYAN HÂLİ

19 Tem 2026 - 19:23 YAYINLANMA

‎Şehirler de insanlar gibi yaşlanır.

‎Bazıları yaşlandıkça susar. Bazıları ise sustukça çoğalır. 

‎Batman, o yıllarda henüz kendine alışmaya çalışan genç bir delikanlıydı sanki. 

‎Toprağının altında petrol, üstünde yoksulluk; sokaklarında çocuk sesleri, uzakta Raman'ın rüzgârı vardı. 

‎Akşam olunca bacalardan yükselen duman, gökyüzünü ağır ağır karartırken insanlar birbirlerinin yüzüne bakarak yaşardı.

‎İşte o zamanlarda, şehrin sokaklarında iki gölge dolaşırdı.

‎Mısto ile Necma.

‎Sanki dünyanın geri kalanından yanlışlıkla kopmuş, birbirlerine tutunarak ayakta kalmış iki eski zaman insanı...

‎Onları görenler önce gülerdi.

‎Sonra durup bakardı.

‎Sonra, nedenini kendileri de bilmeden, içlerinden bir şey eksilmiş gibi yollarına devam ederlerdi.

‎Necma konuşmaya başladığında kelimeler taş olurdu. Öfkesi, yağmur öncesi kararan gökyüzü gibi ansızın çökerdi sokağın üzerine. Mısto da geri durmaz, sesini onun sesine katardı. İkisi birlikte bütün çarşıyı dolduracak kadar büyür, sonra birdenbire küçücük iki çocuğa dönüşürlerdi.

‎Kavga biterdi.

‎Dünya susardı.

‎Mısto, Necma'nın elini tutardı.

‎Necma başını onun omzuna yaslardı.

‎Ve sokak, biraz önce duyduğu bütün küfürleri unuturdu.

‎Çünkü sevgi, bazen en ağır sözlerin bile dokunamadığı bir sessizliktir.

‎Onların evi vardı.

‎Ev denirse...

‎Rüzgârın kolayca girip çıktığı küçük bir kulübe.

‎Raman taraflarında, bir firmanın verdiği mütevazı bir dam.

‎Çocukları vardı.

‎Açlık da uğrardı o eve.

‎Yoksulluk da.

‎Ama birbirlerinden eksiltmedikleri bir şey vardı.

‎Sevgi.

‎Sabah olur, atlarına binerlerdi. Köy köy dolaşırlardı. Mısto takma diş yapardı. Elek örerdi. Necma bohçasını taşırdı. Yorulurlardı. Acıkırlardı. Bazen kimse bir şey satın almazdı. Yine de akşam olunca aynı yola birlikte dönerlerdi.

‎Çünkü insan, sevdiğiyle yürüdüğü yolun uzunluğunu bilmez.

‎Batman halkı onları yalnız bırakmadı.

‎Bir tabak yemek...

‎Eski bir gömlek...

‎Bir çift ayakkabı...

‎İnsan bazen sadece bunlarla korunur.

‎Belki de bu yüzden kimse onlara taş atmadı.

‎Çünkü herkes biliyordu ki bazı insanlar akıllarını değil, kalplerini fazla büyüttükleri için yalnız görünürler.

‎Yıllar geçti.

‎Şehir değişti.

‎Yollar asfalt oldu.

‎Atlar kayboldu.

‎Takma dişlerin yerini fabrikalar aldı.

‎Elek örülen avlular sustu.

‎İnsanlar birbirlerine daha çok yaklaşırken birbirlerinden daha uzağa düştüler.

‎Sevgi hesaplandı.

‎Ölçüldü.

‎Karşılığı soruldu.

‎Oysa Mısto ile Necma'nın birbirlerine verebildikleri tek şey birbirleriydi.

‎Ve bazen insanın sahip olduğu en büyük servet, elini bırakmayan bir başka eldir.

‎Bugün eski Batman'ın sokaklarında yürürken ansızın bir rüzgâr eser.

‎Kaldırımların arasından ince bir toz kalkar.

‎O tozun içinde iki gölge yürür gibi olur.

‎Birinin sesi biraz yüksek...

‎Diğerinin öfkesi biraz eski...

‎Ama ikisinin sevgisi hâlâ aynı tazelikte.

‎Belki de şehirler, en çok delilerini özler.

‎Çünkü deliler gider.

‎Akıllılar kalır.

‎Ama akıllılar, sevmenin nasıl bir şey olduğunu çoğu zaman unuturlar.

‎Mısto ile Necma ise unutmadılar.

‎Birbirlerini de...

‎Batman'ı da...

‎Ve aşkın, insanın dünyaya bıraktığı en eski iz olduğunu da...

‎

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: