TÜRK DÜNYASINDA ENERJİ VE DİJİTAL ENTEGRASYON: NAHÇIVAN VE HAZAR KORİDORLARI
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklık, enerji ve ulaştırma alanlarında bugüne kadar hayata geçirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, TANAP ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi projelerle yalnızca iki ülkenin değil, Avrasya'nın jeopolitik ve jeoekonomik dengelerini değiştiren bir iş birliği modeli ortaya koymuştur. Bugün ise bu ortaklık, enerji iletiminden dijital altyapıya uzanan yeni nesil projelerle daha kapsamlı bir entegrasyon sürecine girmektedir. 31.07.2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye-Azerbaycan enerji görüşmeleri ile Hazar Denizi'nde yapımına başlanan Trans-Hazar Fiber Optik İletişim Hattı, Türk Dünyası'nın enerji ve dijital bağlantısını güçlendirecek stratejik girişimler olarak öne çıkmaktadır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov arasında İstanbul'da gerçekleştirilen görüşmede, iki ülke arasındaki enerji iş birliğinin yeni aşamaları ele alındı. Görüşmenin en önemli başlıklarından biri, “Azerbaycan (Nahçıvan)-Türkiye Enerji Bağlantı Hattı” projesi oldu. TÜBİTAK tarafından yürütülen teknik çalışmaların değerlendirildiği toplantıda, ilk etapta Nahçıvan’dan Türkiye'ye Bir gigavat elektrik iletiminin mümkün olduğu ve bu kapasitenin ilerleyen yıllarda daha da artırılabileceği ifade edildi.
Bu proje doğal olarak sadece Türkiye ile Nahçıvan arasında yeni bir elektrik iletim hattı kurulmasını hedeflemiyor. Aynı zamanda Orta Asya'daki enerji kaynaklarının Güney Kafkasya üzerinden Türkiye’ye ve buradan Avrupa pazarlarına ulaştırılmasını sağlayacak yeni bir enerji koridorunun temelini oluşturuyor. Böylece Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasında enerji alanındaki entegrasyon daha güçlü bir yapıya kavuşurken, Türkiye de doğu ile batı arasında stratejik bir enerji merkezi konumunu daha da pekiştiriyor.
Toplantıda ayrıca Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında planlanan “Yeşil Elektrik İletimi ve Ticareti Projesi” de kapsamlı biçimde değerlendirildi. Taraflar, projenin hukuki altyapısının güçlendirilmesi, fizibilite çalışmalarının tamamlanması ve ortak girişim şirketinin kurulması konusunda görüş birliğine vardı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının Avrupaya taşınmasını hedefleyen bu girişim, enerji arz güvenliği kadar Avrupa'nın yeşil dönüşüm hedefleri açısından da önem taşıyor.
Bir diğer önemli gündem maddesi ise “Hazar-Karadeniz-Avrupa Yeşil Enerji Koridoru” projesi oldu. Hazar havzasında üretilecek yenilenebilir enerjinin Karadeniz üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasını hedefleyen proje, Türkiye'nin enerji transit ülkesi olmanın ötesinde bölgesel enerji ticaretinin merkezlerinden biri haline gelmesini destekleyen stratejik bir girişim niteliği taşıyor.
Türkiye ile Azerbaycan arasında geliştirilen bu enerji projeleri, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi ve jeostratejik açıdan da büyük önem taşıyor. Geçmişte Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP projelerinde olduğu gibi, yeni projelerin de iki ülke liderlerinin güçlü siyasi iradesi sayesinde hızla ilerlemesi bekleniyor. Ortak enerji altyapıları, bölgesel istikrarı güçlendiren ve Türk Dünyası'nı birbirine daha sıkı bağlayan uzun vadeli yatırımlar olarak değerlendiriliyor.
Enerji alanındaki bu gelişmelere paralel olarak dijital altyapıda da tarihi bir adım atıldı. Kazakistan ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak Trans-Hazar Fiber Optik İletişim Hattı Projesi’nin en kritik aşaması olan deniz altı kablo döşeme çalışmaları resmen başladı. Böylece Hazar Denizi ilk kez yüksek kapasiteli bir dijital veri koridoruna ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Proje kapsamında yaklaşık 400 kilometre uzunluğundaki özel zırhlı fiber optik kablo, Çin’de üretildikten sonra Kazakistan’ın Kurık Limanı üzerinden Bakü’ye taşındı. Yaklaşık 600 ton ağırlığındaki kablo, Bakü Limanı'nda kablo döşeme gemisine yüklenerek Hazar Denizi’nde inşa çalışmalarına başlandı. Gelişmiş dinamik konumlandırma sistemine sahip özel gemiyle yürütülen operasyonun hava koşullarına bağlı olarak 15 ila 20 gün içerisinde tamamlanması hedefleniyor.
Projeye ilişkin hazırlıklar 2025 yılında tamamlanan deniz mühendisliği çalışmalarıyla başladı. Deniz tabanının ayrıntılı biçimde incelenmesinin ardından askeri tatbikat bölgeleri ve demirleme alanları dikkate alınarak en güvenli güzergâh belirlendi. Çevresel izinlerin alınmasının ardından üretilen kablo, optik sinyal güçlendiricileriyle donatıldı ve uluslararası standartlarda testlerden geçirildi.
Trans-Hazar Fiber Optik İletişim Hattı’nın tamamlanmasıyla birlikte Azerbaycan ile Kazakistan arasında yüksek kapasiteli veri iletişimi sağlanacak. Bu altyapı yalnızca iki ülke arasındaki internet kapasitesini artırmakla kalmayacak, Orta Asya ile Kafkasya arasında güvenli ve hızlı dijital bağlantının kurulmasına da katkı sağlayacak. Proje sayesinde bölgedeki veri trafiğinin Avrupa’ya ulaşmasında alternatif güzergâh oluşturulması hedefleniyor.
CaspiLink B.V. tarafından yürütülen proje, uluslararası yatırımcıların ve bölge ülkelerinin de dikkatini çekiyor. Daha önce yapılan açıklamalarda birçok ülkenin bu dijital koridora bağlanmak istediği ifade edilirken, Kazakhtelecom Başkanı Bagdat Musin de sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada 600 tonluk fiber optik kablonun lojistik sürecinin başarıyla tamamlandığını ve projenin planlandığı şekilde ilerlediğini duyurdu.
Enerji koridorları ile dijital koridorların aynı dönemde hayata geçiriliyor olması kuşkusuz tesadüfi değil. Günümüzde ekonomik rekabet yalnızca enerji arz güvenliğiyle değil, veri güvenliği ve dijital bağlantı kapasitesiyle de şekilleniyor. Bu nedenle elektrik iletim hatları ile fiber optik ağların birlikte planlanması, Türk Dünyası’nın bölgesel entegrasyonunda yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye uzanacak elektrik bağlantısı ile Hazar Denizi'nin altından geçecek fiber optik iletişim hattı birlikte değerlendirildiğinde, ortaya yalnızca iki ayrı altyapı projesi değil, Avrasya’nın doğusu ile batısını birbirine bağlayan kapsamlı bir stratejik ağ çıkıyor. Enerji, ulaştırma ve dijital iletişim eksenlerinde geliştirilen bu projeler, Türk Devletleri arasındaki ekonomik bütünleşmeyi hızlandırırken Türkiye'nin hem enerji hem de dijital bağlantı merkezi olma hedefini de güçlendiriyor.
Önümüzdeki yıllarda bu projelerin tamamlanmasıyla birlikte Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri arasında yalnızca enerji akışı değil, veri akışı da daha güvenli ve kesintisiz hale gelecek. Böylece Türk Dünyası, küresel enerji ve dijital ekonomi içerisinde daha güçlü, daha entegre ve daha rekabetçi bir konuma ulaşma yolunda önemli bir eşiği aşmış olacak.