ZENGEZUR KORİDORU: BİR ULAŞIM GÜZERGÂHINDAN ÇOK DAHA FAZLASI

16 Ağu 2026 - 14:45 YAYINLANMA

Karabağ Zaferinin en önemli kazanımlarından biri kuşukusuz Zengezur koridorun açılmasının karar altına alınmış olmasıdır. Bu süreç yavaş yavaş ilerlemiş olsa da sonuç itibarıyla bu yolun açılmasının planlanmış olması yalnız başına önemli bir hamledir. Son zamanlarda Türkiye’nin Kalkınma Yolu ve Hicaz Demir Yolu Projeleri gibi projeleri hayata geçirmeye yönelik yaptığı güçlü hamleler Zengerzur Koridorunu daha stratejik bir hale getirmiştir. 

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Azerbaycan Devlet Televizyonu AzTv’ye verdiği son röportajda Zengezur Koridoru’na ilişkin yaptığı değerlendirmeler, projenin yalnızca Azerbaycan ile Nahçıvan’ı birbirine bağlayacak yeni bir ulaşım güzergâhı olarak görülmediğini ortaya koymaktadır. Aliyev’in ifadeleri, Zengezur Koridoru’nun demir yolu ve kara yolu bağlantılarının ötesinde, elektrik hatları, fiber optik kablolar ve gelecekte petrol ve doğal gaz boru hatlarının da yer alabileceği çok katmanlı bir altyapı koridoru olarak tasarlandığına işaret etmektedir.

Bu yaklaşım, Zengezur Koridoru’nun bölgesel jeopolitik ve jeoekonomik önemini daha da artırıyor. Zira günümüz dünyasında ulaştırma koridorları kuşkusuz sadece insanların ve malların hareketini sağlayan fiziksel güzergâhlardan ibaret değildir. Enerjinin, verinin, sermayenin ve teknolojinin hareket ettiği çok boyutlu ağlar da ülkelerin ekonomik ve stratejik gücünün önemli unsurları hâline gelmiştir. Bu nedenle Zengezur Koridoru'na yalnızca bir demir yolu veya kara yolu projesi olarak bakmak, projenin taşıdığı potansiyeli sınırlı okumak anlamına gelecektir.

Aliyev’in açıklamalarında dikkat çeken en önemli hususlardan biri, koridorun Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasındaki bağlantıyı yeniden tesis etmesinin yanı sıra daha geniş bir bölgesel ulaşım ve enerji ağının parçası olarak ele alınmasıdır. İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan’ın kendi topraklarında başlattığı demir yolu ve kara yolu yatırımları bu çerçevenin önemli unsurlarını oluşturuyor. Nahçıvan yönünde sürdürülen çalışmaların yanı sıra Ermenistan üzerinden geçmesi planlanan bağlantının tamamlanması, Orta Asya’dan Hazar üzerinden Güney Kafkasya’ya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan ulaşım ağının yeni bir halkasını oluşturabilir.

Burada mesele sadece mesafenin kısalması değildir elbette... Yeni güzergâhların oluşturulması, ticaret yollarının çeşitlendirilmesi ve bölgesel bağlantılılığın güçlendirilmesi, ülkelerin ekonomik dayanıklılığını da artırmaktadır. Küresel ticaretin son yıllarda yaşadığı jeopolitik gerilimler, savaşlar, enerji krizleri ve tedarik zincirlerindeki kırılmalar, tek bir güzergâha bağımlılığın ne kadar büyük risk taşıdığını gösterdi. Bu nedenle alternatif ve birbirine bağlı koridorların geliştirilmesi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk hâline geliyor.

Zengezur Koridoru’nun bir diğer önemli boyutu ise şüphesiz enerji bağlantısıdır. Aliyev’in açıklamalarına göre Azerbaycan’ın ana bölümünden Nahçıvan’a Ermenistan üzerinden elektrik hatlarının döşenmesine ilişkin proje hazır durumda. Azerbaycan’ın Cebrayıl’da inşa ettiği büyük trafo merkezi de bu enerji ağının önemli altyapı unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Böylece koridor, yalnızca yük ve yolcu taşımacılığına hizmet eden bir ulaşım hattı olmaktan çıkarak enerji arzının da taşındığı stratejik bir güzergâha dönüşebilir.

Bu durum özellikle Nahçıvan açısından büyük önem taşıyor. Nahçıvan’ın güneş ve hidroelektrik potansiyelinin değerlendirilmesiyle burada üretilecek elektriğin yalnızca yerel ihtiyacın karşılanmasına değil, ihracata da yönlendirilmesi hedefleniyor. Türkiye ve İran ile mevcut elektrik bağlantılarının geliştirilmesi, ilerleyen dönemde Avrupa pazarına ulaşabilecek daha geniş bir enerji ağının oluşmasına katkı sağlayabilir.

Aslında burada ortaya çıkan tablo, Zengezur Koridoru ile enerji koridorlarının birbirinden bağımsız projeler olmadığını gösteriyor. Ulaştırma altyapısı ile enerji altyapısının aynı güzergâh üzerinde buluşması, bölgesel ekonomik entegrasyonu hızlandırabilecek yeni bir model ortaya çıkarabilir. Bir başka ifadeyle, geleceğin koridorları yalnızca “yük taşıyan yollar” değil; aynı zamanda “enerji ve veri taşıyan ağlar” olacaktır.

Aliyev’in özellikle fiber optik kablolara yaptığı vurgu da bu açıdan dikkat çekici. Dijital ekonominin hızla büyüdüğü bir dönemde veri akışının güvenli, hızlı ve kesintisiz biçimde sağlanması, fiziksel ulaşım altyapısı kadar önemli hâle geldi. Fiber optik bağlantının Zengezur güzergâhına dâhil edilmesi, koridorun dijital boyutunu ortaya çıkaracaktır. Böylece demir yolu, kara yolu, elektrik hattı ve dijital iletişim altyapısının aynı stratejik eksende birleşmesi mümkün olacaktır.

Bu gelişme, Zengezur Koridoru’nu Orta Koridor’un tamamlayıcı unsurlarından biri hâline de getirebilir. Çin’den başlayarak Orta Asya, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor’un güçlendirilmesi açısından Güney Kafkasya’daki bağlantıların çeşitlendirilmesi büyük önem taşıyor. Zengezur üzerinden Nahçıvan’a, oradan Türkiye’ye uzanacak bağlantı, bu ağın alternatif güzergâh kapasitesini artırabilir.

Burada Türkiye’nin konumu da ayrı bir önem taşıyor. Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasında kurulacak bağlantının Türkiye’ye ulaşması, Türkiye’yi yalnızca koridorun bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda bölgesel ulaşım, enerji ve lojistik ağlarının merkezlerinden biri hâline getirebilir. Bakü-Tiflis-Kars demir yolu, TANAP ve diğer enerji bağlantılarıyla birlikte düşünüldüğünde, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlantının giderek daha fazla katman kazandığı görülüyor.

Ancak Zengezur Koridoru’nun gerçek anlamda bölgesel bir ekonomik entegrasyon projesine dönüşebilmesi, teknik altyapının tamamlanmasının yanı sıra siyasi irade ve bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesine bağlıdır. Özellikle Ermenistan üzerinden geçecek altyapının inşası, koridorun geleceği açısından kritik bir aşamadır. Dolayısıyla projenin başarısı yalnızca Azerbaycan’ın veya Türkiye’nin yatırımlarına değil, bölgedeki bütün aktörlerin ortak ekonomik çıkarlarını görebilmesine bağlı olacaktır.

Sonuç olarak Zengezur Koridoru’nu sadece Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan’ı birbirine bağlayan bir ulaşım hattı olarak değerlendirmek artık yeterli değildir. Ortaya çıkan yeni yaklaşım, bu güzergâhın ulaşım, enerji ve dijital iletişim altyapılarının aynı stratejik eksende buluştuğu çok boyutlu bir koridora dönüşebileceğini göstermektedir.

Belki de Zengezur Koridoru’nun asıl stratejik anlamı tam da burada yatıyor. Zira geleceğin koridorları sadece insanları ve malları değil, enerjiyi, veriyi, sermayeyi ve ekonomik fırsatları da taşıyacaktır. Bu nedenle Zengezur, Güney Kafkasya’nın yeni ulaşım haritasında bir yol olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Doğru siyasi ve ekonomik koşulların oluşması hâlinde bu koridor, Azerbaycan, Türkiye, Orta Asya ve Avrupa arasındaki bağlantılılığın yeni omurgalarından biri hâline gelebilir.

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: