ARINMAK VE SARINMAK İÇİN ADALET BATTANİYESİ

22 Haz 2026 - 14:07 YAYINLANMA

Bozcaada’da en yakın dostlarımdan biri olan ressam Tayfur Sanlıman, şandan şatafattan hoşlanmayan çağdaş bir dervişti. Onun için, bir insanın neye sahip olduğu değil, ne yaptığı önemliydi. Ve tabii, o yaptığı işi ne kadar iyi yaptığı.

En iyi resmi yapmak için bir ömür boyu didindi. Bazıları çalışma odamdadır.

İşte bu Tayfur Baba, yıllar önce, Ayazma’nın üstündeki tepedeki bağının ortasına bir stüdyo-ev yaptırdı. Ada ölçütlerine uygun, ona yakışan, sade bir ev. 

Bir gün oradan geçerken bir baktım: Aa, evin girişine kocaman bir nizamiye takı dikmiş! Hani bayramlarda üzerine bayraklar asılan, çiçeklerle süslenen taklar var ya, onun gibi bir şey.  

Çok şaşırdım. Mistik tarafını bildiğim için, şaka yollu:

“Tayfur Baba, Nasreddin Hoca hesabı, bağların ortasında bu ne, yukarıdan emir mi geldi?” dedim.     

Sonra sordum:      

“Takın üstüne bir şey yazacak mısın?”       

Bir an düşündü:  

“Pirimizin bir sözünü yazmayı düşünüyorum. Arın!”      

“Arın? Nasıl yani?”       

“Yani gel, kim olursan ol gel, güzelliği ara ve sanatla yıkan, kirlerini dök, temizlen! ”             

“Peki üstadım ama, o zaman kemerin içeriye bakan tarafına da “Sarın!” diye yazman gerekmez mi? 

Pek hoşuna gitti:         

“Sarın!” diye tekrar etti. “Doğru, iyi buldun, dışarısı pislik dolu, sarınarak çıkmak gerekiyor oralara!”

ADALET BATTANİYESİ

Son günlerde “arınmak” sözü çok yaygınlaşınca Tayfur Baba’nın söyledikleri geldi aklıma.     

O, sanatın insanı arıtan bir çeşit ibadet olduğuna inanıyordu. Sanatçının görevi, güzelliği ve doğruluğu aramaktı.     

Ya “sarınmak”?       

Öneri benim olduğu için neyi amaçladığımı açıklayabilirim:  

Sarınmak, her dışarıya çıkışımda beni sarıp sarmalayan adalet ve hakkaniyet duygusudur. Kötülük yapmamışsam kötülük görmeyeceğime eminimdir. Birisi bana kötülük yapmışsa onun hesabının sorulacağına inancım tamdır. Bir yanlışlık olduysa, derdimi anlatabileceğim, onları düzelteceğim makamlar vardır. Sokaklarda gece gündüz onun verdiği sıcaklıkla güvenle yürürüm. Yazılarımda, onun verdiği cesaretle doğruları söyler, gerekirse en tepedekileri eleştiririm. Kimse benden korkmaz, benim de kimseden korkum yoktur!

TİR TİR TİTREYENLER

Evet, o battaniye, -- Adalet Battaniyesi diyelim!-- mutlu yaşamın temel taşıdır. Araştırmaları gösterdiği gibi, tüm “mutlu” ülkelerde en vazgeçilmez olan battaniye budur!  

Bazı okurlarımın gülümseyip “Yahu Haluk Hoca, sen hangi zamanda, hangi ülkede yaşıyorsun?” diye sorduklarını işitir gibi oluyorum. “Senin de, CHP’li belediye başkanlarına “Git mahkemelerde aklan!” diyen Kılıçdaroğlu’ndan farkın yok!”    

Etrafa bakıyorum, tanıdıklarım, bildiklerim, kefil olacak kadar güvendiklerim dahil pek çok yurttaş, sırtlarındaki battaniye yere düşmüş, tir tir titremekte…

İçim cızz ediyor! Tayfur Baba bu günleri görse çok üzülürdü diye düşünüyorum. Bu duruma neden olanları, “Arın!” yazan takın altından geçmeye çağırırdı!

 

 

 

 

      

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: