PALANTİR MANİFESTOSU: BİR TEKNO-FAŞİZM GİRİŞİMİ

04 May 2026 - 15:50 YAYINLANMA

Palantir Technologies veri analitiği ve yapay zekâ tabanlı yazılımlar geliştiren, özellikle istihbarat, güvenlik ve askeri alanlarda faaliyet gösteren bir teknoloji şirketidir. Web-adresi: https://www.palantir.com/ . Kurucuları arasında Peter Thiel gibi isimler bulunur ve şirketin CEO’su Alexander Karp’tır. Palantir’in özellikle ABD savunma ve istihbarat kurumlarıyla olan yakın ilişkisi, onu sıradan bir teknoloji firması olmaktan çıkarıp, doğrudan devlet gücüyle iç içe geçmiş bir aktör haline getiriyor. Bu bağlamda, Donald Trump döneminde güçlenen güvenlik merkezli politikalarıyla ideolojik olarak örtüşen bir çizgi izlediği açıkça görülüyor.

Benzer şekilde Elon Musk ile paylaştığı zihniyet dünyası da dikkat çekici: demokrasiye mesafeli, “güç” ve “etkinlik” takıntılı, elitist, faşist, yıkıcı ve teknoloji merkezli bir dünya tasavvuru. Bu çizgide teknoloji, insanlığı özgürleştiren bir araç değil; aksine onu disipline eden, kontrol eden ve gerektiğinde bastıran bir aygıta dönüşüyor.

Firma “Palantir Manifesto” adı altında ahlak dışı, baskıcı, devletçi, tahakkümcü ve sömürgeci bir çağrıda bulundu. Palantir’in manifestosunda dile getirilen görüşler, Orwall’in1984’teki distopik dünyanın günümüz versiyonu gibi okunabilir. Sürekli gözetim, veri üzerinden mutlak kontrol, daimi savaş ve çatışma, demokrasinin göz ardı edilmesi ve “güvenlik” adına özgürlüklerin askıya alınması… Bunlar açıkça Orwall’in tarif ettiği “Big Brother” düzeninin dijital çağdaki karşılığıdır. Aynı zamanda Thomas Hobbes’un Leviathan’ında tarif ettiği mutlak otoriteye dayalı devlet anlayışının, yapay zekâ ve yazılım gücüyle yeniden sunulmuş şeklidir. Ancak burada daha da tehlikeli olan şey, bu gücün demokratik denetimden tamamen kopuk, dijital dünyanın ana aktörleri olan özel şirketler eliyle inşa edilmesidir.

Sözde Manifesto; demokratik çoğulculuğu, insan haklarını ve norm temelli uluslararası ilişkileri açıkça değersizleştiriyor. Onun yerine; güç, savaş, üstünlük, sömürü ve tahakküm merkezli bir dünya öneriyor. “Sert güç”, “yapay zekâ silahları”, “ulusal hizmet zorunluluğu” gibi ifadeler, bireyi özgür bir yurttaş olmaktan çıkarıp devlete tapan, devletin malı ve ona sadece hizmet etmekle yükümlü bir köleye indirgeme niyetini ele veriyor. Bu anlayış, insanı özne olmaktan çıkarıp nesneye dönüştüren, klasik faşist zihniyetin teknolojiyle güçlendirilmiş halidir.

Daha da rahatsız edici olan ise, bu söylemin insanları ahlak, demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerden soğutmaya çalışmasıdır. Bunun yerine; savaşı, çatışmayı, hatta yok etmeyi meşrulaştıran bir “yeni normal” öneriyor. Bu, adeta insanlığa “tekno-şeytan” olmayı öğütleyen bir yaklaşım. Bu sözde manifestoda, 100 yıldır büyük bedellerle inşa edilen norm temelli uluslararası düzeni, etik değerleri ve hukuku bir kenara atıp, her şeyi güç mücadelesine indirgeyen kaba bir Makyavelizm söz konusu.

Oysa bugün, yapay zekâ ve otonom silahların etik kullanımı insanlığın en kritik tartışma konularından biri. Böyle bir dönemde bu kadar açık şekilde savaş yanlısı, etik dışı ve güç tapınmacı bir yaklaşımın savunulması, sadece sorumsuzluk değil; aynı zamanda insanlığın geleceği açısından gözardı edilemez büyük bir tehdittir.

Dijitalleşme elbette insanlığın geleceğidir. Ancak bu süreç ahlaktan, hukuktan ve insan onurundan koparılırsa; insanlığın sonunu getirir. Bugün dünyanın birçok yerinde yeniden yükselen faşizm, ırkçılık ve güç fetişizmi; popülist ve otoriter liderler tarafından normalleştiriliyor, hatta övülüyor. Bu, insanlığın hafızasını kaybettiğinin bir göstergesi. 100 yıldır utanılacak ahlaksız yaklaşımlar, övünülecek meziyetlere dönüştürüldü. 

Eğer insanlık kendini yeniden ahlak ve hukuk üzerinde inşa edemezse, kendi elleriyle kendini ifsat edecektir. Ve buna izin verilmemeli. Çünkü bugün sahnede olan şey, sadece bir teknoloji vizyonu değil; dünyayı ateşe atabilecek bir kibir, bir güç sarhoşluğudur. Sonradan görme tekno-zengin züppelerin elinde şekillenen bu anlayış, kontrol edilmezse sadece insan hakları, hukuku, dünya düzeni ve demokrasiyi değil, insanlığın kendisini de yok edebilir.

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: