28 MAYIS VE AZERBAYCAN DEVLET AKLININ İNŞASI

29 May 2026 - 09:27 YAYINLANMA

28 Mayıs 1918, Azerbaycan tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu tarihte ilan edilen Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin İlanı ile Azerbaycan, modern anlamda bağımsız ve egemen bir devlet kimliği kazanmış, Türk ve İslam dünyasında ilk demokratik cumhuriyet örneklerinden birini ortaya koymuştur. Çarlık Rusya’sının dağılması sonrasında oluşan siyasi boşlukta kurulan bu cumhuriyet, Azerbaycan’ın ulusal egemenlik anlayışının, devlet kurumlarının ve uluslararası meşruiyet arayışının temelini atmıştır. Her ne kadar 1920 yılında Sovyet işgaliyle bağımsızlığını kaybetmiş olsa da, günümüz Azerbaycan Cumhuriyeti kendisini doğrudan bu devletin devamı olarak görmekte ve 28 Mayıs’ı modern Azerbaycan devletinin kuruluş günü olarak kutlamaktadır. Bu nedenle 28 Mayıs, yalnızca bir bağımsızlık ilanı değil, Azerbaycan’ın devletleşme sürecinin, ulusal kimliğinin ve jeopolitik varlığının başlangıcını simgeleyen tarihsel bir dönüm noktasıdır.

28 Mayıs 1918’de ilan edilen Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, Azerbaycan tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarih, bir milletin bağımsız yaşama iradesinin siyasi egemenliğe dönüştüğü ve devlet kimliği kazandığı tarihi bir eşiktir. Güney Kafkasya’nın siyasi yapısında yeni bir dönemin kapılarını aralayan bu gelişme ile modern Azerbaycan devletinin temellerini atmıştır. Bu nedenle Azerbaycan’da resmî olarak kutlanan 28 Mayıs “Müstəqillik Günü”nü sadece bir kuruluş yıldönümü olarak değerlendirmek eksik kalacaktır. Söz konusu tarih, ulusal egemenlik anlayışının kurumsallaştığı, devlet geleneğinin şekillendiği ve millî hafızanın inşa edilmeye başlandığı bir süreci ifade etmektedir. Bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti’nin siyasi meşruiyeti, anayasal hafızası ve jeopolitik vizyonu büyük ölçüde 1918’de ortaya konulan bu tarihî miras üzerine inşa edilmiştir.

Siyaset bilimi perspektifinden bakıldığında, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluşu kültürel kimlikten siyasal kimliğe geçişin en önemli örneklerinden birini oluşturmaktadır. 1918 öncesinde “Azerbaycan” kavramı daha çok tarihsel, kültürel ve coğrafi bir aidiyeti ifade etmekteydi. Ancak Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ilanıyla birlikte bu isim, belirli sınırları, kurumları, vatandaşlık bağı ve uluslararası tanınma hedefi bulunan modern bir devlet kimliğine dönüşmüştür. Böylece Azerbaycan adı ilk kez egemen bir siyasal varlık olarak uluslararası sistemde yer almaya başlamıştır.

Bu gelişme, ulus-devlet teorileri açısından son derece önemlidir. Çünkü modern devletlerin meşruiyeti sadece egemenlik ilanına değil, aynı zamanda tarihsel süreklilik ve kurumsal hafızaya dayanmaktadır. Günümüz Azerbaycan Cumhuriyeti de kendisini doğrudan 1918’de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin devamı olarak tanımlamaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1991 yılında yeniden bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, devlet sembollerinden anayasal söylemine kadar pek çok alanda 1918 Cumhuriyeti’nin mirasını sahiplenmiştir. Bu durum, modern Azerbaycan devletinin tarihsel meşruiyetinin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır.

Kamu yönetimi perspektifinden değerlendirildiğinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, Türk ve İslam dünyasında demokratik yönetim anlayışının öncü örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Çok partili parlamenter sistemin benimsenmesi, farklı etnik ve dini toplulukların temsil edilmesi ve kadınlara seçme-seçilme hakkının tanınması gibi uygulamalar dönemin koşulları dikkate alındığında oldukça ileri bir siyasal vizyonu yansıtmaktadır. Bu yönüyle Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti sadece bir bağımsızlık hareketi değil, aynı zamanda modern kamu yönetimi anlayışının bölgesel ölçekteki öncülerinden biri olarak kabul edilmektedir.

28 Mayıs sonrasında başlayan devletleşme süreci, modern Azerbaycan’ın jeopolitik sınırlarının ve stratejik kimliğinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Çarlık Rusya’sının dağılmasıyla Güney Kafkasya’da ortaya çıkan otorite boşluğu, bölgeyi yoğun bir egemenlik ve nüfuz mücadelesinin merkezine dönüştürmüştür. Azerbaycan, bu çalkantılı dönemde Karabağ, Zengezur, Nahçıvan ve Bakü ekseninde uzanan coğrafyada siyasi varlığını tesis etmeye çalışmış, devletleşme sürecini bu tarihî ve stratejik alanlar üzerinden inşa etmiştir. Atılan bu adım, yalnızca yeni bir devletin kuruluşunu değil, aynı zamanda Azerbaycan’ın jeopolitik sınırlarının, güvenlik anlayışının ve stratejik ufkunun şekillenmesini de beraberinde getirmiştir. Bu yönüyle 28 Mayıs, bir bağımsızlık ilanının ötesinde, modern Azerbaycan’ın devlet coğrafyasının ve siyasi kimliğinin temellerinin atıldığı tarihî bir başlangıç olarak önem taşımaktadır.

Bununla birlikte sınırların belirlenmesi yalnızca etnik veya tarihsel faktörlerle gerçekleşmemiştir. Enerji kaynakları, ulaşım koridorları, askeri güvenlik kaygıları ve dönemin büyük güçlerinin stratejik hesapları da bu sürecin belirleyici unsurları olmuştur. Özellikle Bakü petrolü, Azerbaycan’ın jeopolitik önemini artıran temel unsur olarak öne çıkmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında hem Bolşevik Rusya’nın hem de Batılı güçlerin Bakü üzerindeki yoğun ilgisi, enerji kaynaklarının uluslararası siyasetteki etkisini açık biçimde ortaya koymuştur.

Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlı özerk statüsünün korunması da bu dönemin en önemli jeopolitik kazanımlarından biri olmuştur. Daha sonraki yıllarda imzalanan Moskova ve Kars Antlaşmaları ile uluslararası hukuki çerçeveye kavuşan bu statü, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve stratejik bağlantının temelini oluşturmuştur. Günümüzde Zengezur Koridoru etrafında yürütülen tartışmalar da büyük ölçüde bu tarihsel mirasın devamı niteliğindedir. Dolayısıyla 28 Mayıs’ta başlayan devletleşme süreci, yalnızca dönemin siyasi koşullarını değil, günümüz bölgesel jeopolitiğini de etkilemeye devam etmektedir.

Türk Dünyası perspektifinden bakıldığında ise Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Türk halklarının modern devletleşme tecrübeleri arasında özel bir yere sahiptir. Azerbaycan, XX. yüzyılın başlarında Türk kimliği, modernleşme ve bağımsızlık düşüncesini aynı potada birleştirebilmiş önemli merkezlerden biri olmuştur. Bu süreç, daha sonraki dönemlerde Türk Dünyası içerisinde gelişen kültürel ve siyasi dayanışma anlayışına da ilham vermiştir.

Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde gelişen iş birliği mekanizmalarının tarihsel kökenleri incelendiğinde, Azerbaycan’ın bağımsız devlet geleneğinin önemli bir referans noktası olduğu görülmektedir. Özellikle Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi, egemenlik anlayışı ve devlet kurumlarını güçlendirme politikaları Türk Dünyası’ndaki entegrasyon süreçlerine önemli katkılar sunmaktadır.

2020 yılında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı ve sonrasında Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü büyük ölçüde yeniden tesis etmesi de 1918’de ortaya konulan devlet idealinin günümüzde yeniden güç kazandığı şeklinde yorumlanmaktadır. Azerbaycan siyasal söyleminde Karabağ’ın yeniden kontrol altına alınması sadece askeri bir başarı olarak değil, aynı zamanda tarihsel devletleşme sürecinin tamamlanması ve ulusal egemenliğin pekiştirilmesi olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, tarihsel hafızanın güncel devlet politikalarındaki etkisini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Sonuç olarak 28 Mayıs Müstəqillik Günü, Azerbaycan açısından yalnızca bir bağımsızlık yıldönümü değildir. Bu tarih, modern devlet kimliğinin oluşumu, ulusal egemenliğin kurumsallaşması, anayasal hafızanın inşası, jeopolitik sınırların şekillenmesi ve Türk Dünyası içerisindeki stratejik konumun belirlenmesi bakımından çok boyutlu bir anlam taşımaktadır. Bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti’nin siyasi meşruiyeti, kurumsal yapısı ve dış politika vizyonu büyük ölçüde 1918’de atılan temeller üzerinde yükselmektedir. Bu nedenle 28 Mayıs, yalnızca Azerbaycan tarihinin değil, Türk Dünyası’nın modernleşme ve devletleşme serüveninin de en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilmelidir.

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter:

YAZARIN DİĞER YAZILARI