AFGANİSTAN-ORTA ASYA İSTİŞARE DİYALOĞU: BÖLGESEL İŞBİRLİĞİNDE YENİ ADIM

13 Nis 2026 - 00:44 YAYINLANMA

5 Nisan 2026 tarihinde Kabil’de gerçekleştirilen Afganistan-Orta Asya ülkeleri arasındaki ilk “İstişare Toplantısı”, bölgesel diplomasi açısından önemli bir adım olarak değerlendirmek yerinde olacaktır.  Afganistan Dışişleri Bakanlığı’nın öncülüğünde düzenlenen bu toplantı, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan’dan üst düzey temsilcilerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Uluslararası toplumda bu toplantı çok taraflı bir diyalog mekanizmasının başlangıcı olarak okunmuştur. İngilizce kaynaklarda “Consultative Dialogue”, Türkçe kaynaklarda ise “İstişare Toplantısı” olarak ifade edilen bu girişim, diplomatik bir buluşma olmanın ötesinde, Orta Asya ile Afganistan arasındaki ilişkilerin kurumsallaşmasına yönelik önemli bir adım olarak görülmektedir.

Tarihsel Arka Plan ve Süreklilik

Bu toplantıyı anlamlandırabilmek için, 26 Ağustos 2025’te Taşkent’te gerçekleştirilen Orta Asya ülkelerinin Afganistan konulu özel temsilciler toplantısını dikkate almak gerekir. Söz konusu toplantı, Orta Asya devletlerinin Afganistan’a yönelik ortak bir yaklaşım geliştirme arayışının ilk somut adımıydı. Kabil’de düzenlenen istişare toplantısı ise bu sürecin bir devamı niteliğinde olup, bölgesel iş birliğinin Afganistan’ı da kapsayacak şekilde genişletildiğini göstermektedir.

Özbekistan medyasında bu süreç genellikle “yangi mintaqaviy muloqot mexanizmi” (yeni bölgesel diyalog mekanizması) olarak tanımlanmakta ve Taşkent merkezli girişimlerin Kabil’e taşınması, bölgesel sahiplenmenin arttığının bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Bu bağlamda, Kabil toplantısı yalnızca Afganistan’ın dahil edildiği bir platform değil, aynı zamanda Orta Asya’nın dışa açılan yeni diplomatik vizyonunun bir uzantısıdır.

Ekonomik İş Birliği ve Bölgesel Bağlantısallık

Toplantının en önemli boyutlarından biri ekonomik iş birliği ve bağlantısallık (connectivity) konularıdır. İngilizce kaynaklarda özellikle ticaret, transit ve altyapı projeleri ön plana çıkarken, Özbek kaynaklarında Afganistan ile Orta Asya arasındaki ticaret hacminin 2025 yılı itibarıyla 2,7 milyar dolara ulaştığı ve bu rakamın orta vadede 10 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiği vurgulanmaktadır.

Bu hedef, Afganistan’ın jeoekonomik konumunun yeniden tanımlandığını göstermektedir. Afganistan artık yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değil, aynı zamanda Orta Asya ile Güney Asya arasında bir “köprü ülke” olarak ele alınmaktadır. Özellikle CASA-1000, TAPI ve Lapis Lazuli gibi projeler, bu yaklaşımın somut yansımalarıdır.

Bu çerçevede, Kabil’deki istişare toplantısı, bölgesel işbirliğinin ekonomik boyutunu güçlendiren bir platform olarak öne çıkmaktadır. Orta Asya ülkeleri açısından Afganistan üzerinden Hint Okyanusu’na erişim, stratejik bir avantaj sağlarken; Afganistan için ise bu süreç ekonomik kalkınma ve uluslararası sistemle yeniden entegrasyon fırsatı sunmaktadır.

Güvenlik Boyutu ve Ortak Tehdit Algısı

Toplantının bir diğer önemli boyutu kuşkusuz güvenlik konusudur. Afganistan ile Orta Asya ülkeleri arasında yaklaşık 2300 kilometrelik sınır bulunmakta olup, bu sınır hattı, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve düzensiz göç gibi ortak tehditlerin yoğunlaştığı bir alan olarak öne çıkmaktadır.

İngilizce ve Rusça kaynaklarda, toplantıda bu tehditlere karşı ortak bir yaklaşım geliştirilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır. Özellikle DEAŞ gibi radikal unsurların faaliyetleri, bölgesel güvenlik açısından ciddi bir risk olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, istişare toplantısı sadece ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik temelli bir iş birliği platformu olarak da işlev görmektedir.

Afganistan yönetiminin “sınır güvenliğinin sağlandığı” yönündeki açıklamaları, bölge ülkeleri açısından güven artırıcı bir unsur olarak sunulsa da bu durumun sahadaki gerçeklikle ne ölçüde örtüştüğü tartışmalıdır. Bu nedenle, güvenlik alanındaki iş birliğinin sürdürülebilirliği, büyük ölçüde taraflar arasındaki güvenin derinleşmesine bağlı olacaktır.

Diplomatik Meşruiyet ve Afganistan’ın Konumu

Kabil’de gerçekleştirilen bu toplantının dikkat çekici yönlerinden biri de Afganistan’ın uluslararası konumuyla ilgilidir. Taliban yönetiminin uluslararası alanda sınırlı tanınırlığa sahip olduğu bir dönemde, bu tür çok taraflı toplantıların düzenlenmesi, Afganistan’ın bölgesel düzeyde meşruiyet arayışının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

İngilizce kaynaklarda, bu toplantının Afganistan için “önemli bir diplomatik angajman” olduğu ifade edilmekte ve ülkenin bölgesel iş birliği yoluyla uluslararası izolasyonu aşmaya çalıştığı vurgulanmaktadır. Orta Asya ülkelerinin pragmatik yaklaşımı ise bu süreci mümkün kılan temel faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır.

Özellikle Özbekistan’ın son yıllarda izlediği aktif dış politika, Afganistan’ın bölgesel sisteme entegrasyonunda kilit rol oynamaktadır. Taşkent’in öncülüğünde geliştirilen bu diyalog mekanizması, Orta Asya’nın kolektif diplomatik kapasitesinin arttığını da göstermektedir. 

Bölgesel Jeopolitik ve Büyük Güç Rekabeti

Afganistan-Orta Asya istişare süreci, aynı zamanda daha geniş bir jeopolitik bağlam içinde değerlendirilmelidir. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, Rusya’nın bölgedeki geleneksel etkisi ve Batı’nın Afganistan’dan çekilmesi sonrası oluşan güç boşluğu, bu tür bölgesel girişimlerin önemini artırmaktadır.

Bu toplantı, Orta Asya ülkelerinin büyük güç rekabetinden bağımsız olarak kendi bölgesel gündemlerini oluşturma çabasının bir göstergesi olarak okunabilir. Özellikle ekonomik iş birliği ve bağlantısallık projeleri, bu ülkelerin çok yönlü dış politika stratejilerinin bir parçası olarak görmek mümkündür. Afganistan’ın bu sürece dahil edilmesi ise, bölgesel istikrarın sağlanması açısından kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir. Zira Afganistan’da kalıcı bir istikrar sağlanmadan, Orta Asya’nın güney yönlü açılımının sürdürülebilir olması mümkün değildir.

TDT’nin Afganistan’a Yaklaşımı

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirve bildirileri dikkate alındığında, Afganistan’a yönelik yaklaşımın temelde temkinli, pragmatik ve çok boyutlu bir iş birliği anlayışına dayandığı görülmektedir. TDT, Afganistan’ı öncelikle bölgesel güvenlik bağlamında ele almakta; terörizm, radikalleşme, düzensiz göç ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi tehditlere karşı ortak bir farkındalık geliştirmektedir. Bununla birlikte örgüt, müdahaleci veya askeri bir tutumdan özellikle kaçınmakta, bunun yerine istikrarın desteklenmesi, diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi ve Afganistan’da kapsayıcı bir siyasi yapının teşvik edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, Afganistan meselesinin küresel güç rekabetinden ziyade bölgesel sahiplenme temelinde ele alınması gerektiği yönündeki anlayışla da örtüşmektedir.

Öte yandan TDT, Afganistan’a sadece bir güvenlikçi bir bakış açısıyla yaklaşmamakta, aynı zamanda Afganistan’ı bölgesel ekonomik entegrasyonun önemli bir parçası olarak değerlendirmektedir. Zirve bildirilerinde Afganistan’ın Orta Asya ile Güney Asya arasında bir bağlantı koridoru işlevi görebileceği, enerji ve ulaştırma projeleriyle bölgesel ticarete katkı sunabileceği sıkça vurgulanmaktadır. Bu çerçevede ekonomik iş birliği, transit hatların geliştirilmesi ve altyapı projeleri ön plana çıkarken; insani yardım, kalkınma desteği ve kapasite geliştirme faaliyetleri de TDT’nin “yumuşak güç” araçları olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak, Kabil’de gerçekleştirilen Afganistan-Orta Asya ilk istişare toplantısı, bölgesel iş birliğinin kurumsallaşması açısından önemli bir başlangıçtır. Bu toplantı, ekonomik entegrasyon, güvenlik iş birliği ve diplomatik koordinasyon alanlarında yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda Afganistan’ın bölgesel sisteme yeniden dahil edilmesine yönelik bir adım olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu sürecin başarıya ulaşması, taraflar arasındaki güvenin artırılmasına, güvenlik risklerinin etkin şekilde yönetilmesine ve ekonomik projelerin somut sonuçlar üretmesine bağlıdır. Aksi takdirde, bu tür girişimlerin sembolik düzeyde kalma riski bulunmaktadır. Tüm bunlarla birlikte Afganistan-Orta Asya istişare diyaloğu, bölgesel entegrasyonun yeni bir aşamasını temsil etmekte ve Avrasya jeopolitiğinde dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: