FARKLI BAKIŞ AÇILARIYLA KAZAKİSTAN ANAYASA REFERANDUMU
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, göreve geldiği 2019’dan itibaren kendisini yalnızca bir “geçiş lideri” olarak değil, aynı zamanda sistemin dönüşümünü hedefleyen bir reformcu olarak konumlandırmıştır. Bu çerçevede Tokayev, “Yeni Kazakistan” vizyonu ekseninde hayata geçirmeyi planladığı reformlar arasında süper başkanlık modelinin kademeli olarak sınırlandırılması, parlamentonun güçlendirilmesi ve devlet-toplum ilişkilerinin yeniden dengelenmesi gibi başlıkların yanı sıra; siyasi çoğulculuğun teşvik edilmesi, yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının artırılması, seçim sisteminin daha rekabetçi ve şeffaf hale getirilmesi ile insan hakları ve hukukun üstünlüğü mekanizmalarının kurumsal olarak güçlendirilmesi de yer almaktadır. Ayrıca Tokayev, ekonomik alanda devletin rolünü yeniden tanımlayarak özel sektörün önünü açmayı, yolsuzlukla mücadeleyi derinleştirmeyi ve sosyal refah politikalarını genişletmeyi hedeflemekte; bu doğrultuda reformların yalnızca siyasi yapıyı değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik dengeleri de kapsayan bütüncül bir dönüşüm sürecine işaret ettiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Tokayev’in reformist yönü, yalnızca kurumsal değişikliklerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda sosyal adalet, ekonomik eşitsizliklerin azaltılması ve kamu yönetiminde şeffaflığın artırılması gibi alanlara da uzanmaktadır. Böylece Tokayev, ülkenin iç dinamikleri dikkate alarak statükoyu tamamen yıkmadan dönüştürmeye çalışan “kademeli reform” yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Kazakistan’da anayasal reform süreci, son yıllarda ülkenin siyasal ve toplumsal dönüşümünde önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkmaktadır. Özellikle anayasa referandumları hem iç politik dengeleri hem de dış aktörlerle ilişkileri şekillendiren kritik araçlar haline gelmiştir. Bu yazıda Kazakistan’da gerçekleştirilen anayasa referandumunun arka planı, içeriği ve sonuçları; Avrupa Birliği ve Rusya gibi önemli aktörlerin değerlendirmeleri ışığında yorum yapmaya çalışacağız.
Kazakistan’da anayasal reform ihtiyacı, özellikle 2019 sonrası dönemde belirginleşmeye başlamıştır. Ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in uzun yıllar süren iktidarının ardından, yönetimde daha dengeli bir güç dağılımı ve daha katılımcı bir siyasi yapı talebi toplumda giderek güç kazanmıştır. Bu süreçte göreve gelen Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, “Yeni Kazakistan” vizyonu kapsamında anayasal reformları güçlü bir şekilde gündeme taşımıştır.
Bilindiği üzere son referandum 3 Mart 2026 tarihinde gerçekleşti. Anayasa referandumunda katılım yüksek düzeyde gerçekleşmiş, sandıklar kapandığında açıklanan ön sonuçlara göre seçmenlerin %73,24’ü oy kullanmış ve referandum yasal geçerlilik şartını aşmıştır. Türk Devleteri Teeşkilatı (TDT), tarafından oluşturulan Uluslararası Referandum Gözlem Heyeti, Kazakistan’ın daveti üzerine 12-15 Mart 2026 tarihlerinde anayasa referandumunu gözlemlemiştir. Ömer Kocaman başkanlığındaki heyet; Azerbaycan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan’dan temsilcilerle birlikte çalışmış, süreç öncesinde Kazakistan yetkilileriyle görüşerek referandumun hukuki ve idari çerçevesi hakkında bilgi almıştır. Referandum günü Astana’da çok sayıda sandık merkezini ziyaret eden gözlemciler, oylamanın düzenli, şeffaf ve usulsüzlük olmaksızın gerçekleştiğini, seçmen iradesinin serbestçe yansıtıldığını belirtmiştir. Ayrıca uluslararası gözlemcilerin ve medyanın katılımı ile engelli seçmenlere sağlanan erişim imkânları olumlu değerlendirilmiştir. Genel olarak TDT heyeti, referandumun açık ve şeffaf biçimde yapıldığını ve Kazakistan’ın siyasi sisteminin modernizasyonu açısından önemli bir adım teşkil ettiğini ifade etmiştir.
Kazakistan’da tek meclisli parlamento sistemine geçiş hedefiyle hazırlanan anayasal reform kapsamında, mevcut anayasanın büyük bölümünü etkileyen değişiklikler nedeniyle 11 bölüm ve 96 maddeden oluşan tamamen yeni bir anayasa taslağı hazırlanmıştır. Referandumda kabul edilen taslak 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmesi ve ardından iki ay içinde yeni parlamento seçimlerinin yapılması planlanmaktadır. Bu süreç, Kasım-Jomart Tokayev’in 8 Eylül’de açıkladığı kapsamlı siyasi reform vizyonu doğrultusunda şekillenmiş, Tokayev 11 Şubat 2026’da taslağın referanduma sunulmasına ilişkin kararnameyi imzalamıştır.
Referandumun temel amacı, yürütme yetkilerinin sınırlandırılması, parlamentonun güçlendirilmesi ve yerel yönetimlerin rolünün artırılması gibi unsurları içermektedir. Reform paketi ayrıca, Cumhurbaşkanının yetkilerinin bir kısmının parlamentoya devredilmesini, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden kurulmasını ve insan hakları mekanizmalarının güçlendirilmesini öngörmektedir. Bu bağlamda referandum, yalnızca teknik bir anayasa değişikliği değil, aynı zamanda sistemsel bir dönüşüm girişimi olarak değerlendirilmiştir.
Avrupa Birliği perspektifinden bakıldığında, Kazakistan’daki anayasal reformlar genel olarak olumlu karşılanmıştır. Bilindiği üzere, Orta Asya Cumhuriyetleri içinde AB ülkeleri ile en fazla diyalog içinde olan, en fazla doğrudan yatırım alan ve en çok dış ticaret hacmine sahip olan ülke Kazakistan’dır. Bu nedenle Avrupa Birliği bakışı Kazakistan için büyük önem arz etmektedir. AB kurumları, özellikle reformların hukukun üstünlüğünü güçlendirme, devlet kurumlarının şeffaflığını artırma ve vatandaşların yönetime katılımını genişletme potansiyeline dikkat çekmektedir. Bununla birlikte Brüksel, anayasal değişikliklerin yalnızca normatif düzeyde kalmaması, uygulamada da demokratik standartlara uygun biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda seçim süreçlerinin adil ve rekabetçi hale getirilmesi, medya özgürlüğünün güvence altına alınması ve sivil toplumun karar alma mekanizmalarına daha etkin katılımının sağlanması, AB’nin reform sürecine ilişkin temel beklentileri arasında yer almaktadır. Bu yönüyle AB, Kazakistan’daki dönüşümü destekleyen ancak sürecin derinliği ve sürdürülebilirliği konusunda temkinli bir iyimserlik sergileyen bir yaklaşım benimsemektedir. Aslında bu yaklaşım AB’nin her zamanki gibi klasik yaklaşımdan başka bir durum değildir.
Rusya ise Kazakistan’daki anayasal reformlar daha farklı bir perspektiften değerlendirilmektedir. Rusya, Kazakistan ile tarihsel, ekonomik ve güvenlik alanlarında güçlü bağlara sahip bir ülkedir. Bu nedenle Kazakistan’daki siyasi istikrar, Moskova için stratejik önem taşımaktadır. Rus kaynaklarında referandum, genellikle “kontrollü reform” olarak tanımlanmakta ve mevcut sistemin köklü biçimde değişmesinden ziyade, istikrarı koruyarak kademeli bir dönüşüm sağlama çabası olarak görülmektedir. Rusya’ya göre Tokayev yönetimi, hem iç kamuoyunun reform taleplerini karşılamaya hem de ülkenin istikrarını sürdürmeye yönelik dengeli bir politika izlemektedir. Bununla birlikte bazı Rus analizlerinde, Batı etkisinin artma ihtimaline yönelik temkinli bir yaklaşım da dikkat çekmektedir. Özellikle AB’nin reform sürecine verdiği destek, bazı Rus yorumcular tarafından jeopolitik rekabet bağlamında değerlendirilmektedir. Ancak genel olarak Rusya, Kazakistan’daki anayasal değişim sürecine açık bir karşıtlık sergilememekte, aksine bu sürecin ülkenin iç meselesi olduğunu vurgulamaktadır.
Kazakistan içindeki değerlendirmelere bakıldığında ise referandumun toplumda hem umut hem de temkin yarattığı görülmektedir. Reformların, uzun yıllardır eleştirilen “süper başkanlık sistemi”ni esnekleştirilmesi ve daha dengeli bir yönetim yapısı oluşturması olumlu bir gelişme olarak görülmektedir. Ancak bazı kesimler, reformların yeterince derin olmadığını ve gerçek bir demokratik dönüşüm için daha kapsamlı adımlar gerektiğini savunmaktadır. Özellikle 2022 yılında yaşanan toplumsal olaylar, Kazakistan’da reform ihtiyacını daha da görünür hale getirmiştir. Bu olaylar, ekonomik eşitsizlikler, siyasi temsil eksikliği ve yönetimle halk arasındaki mesafenin büyümesi gibi sorunların bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Referandum ise bu sorunlara yanıt verme amacı taşıyan bir adım olarak sunulmuştur.
Sonuç olarak, Kazakistan’daki anayasa referandumu, ülkenin siyasi sisteminde önemli değişiklikler öngören bir dönüm noktasıdır. Avrupa Birliği bu süreci demokratikleşme yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirirken, Rusya daha temkinli ancak genel olarak destekleyici bir yaklaşım sergilemektedir. Kazakistan içindeki tartışmalar ise reformların kapsamı ve uygulanabilirliği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Önümüzdeki dönemde, bu anayasal değişikliklerin somut sonuçlar üretip üretmeyeceği, Kazakistan’ın hem iç istikrarı hem de uluslararası konumu açısından belirleyici olacaktır. Eğer reformlar etkin biçimde uygulanırsa, Kazakistan daha dengeli, katılımcı ve modern bir siyasi yapıya doğru ilerleyebilir. Aksi halde, referandum yalnızca sınırlı etkiler yaratan bir girişim olarak kalabilir. Bu nedenle süreç hem bölgesel hem de küresel aktörler tarafından dikkatle izlenmeye devam edecektir.