İTAAT DOĞMATİZMİNDEN ÖZGÜR İNSANLIK MEDENİYETİNE

07 Mar 2026 - 18:43 YAYINLANMA

Modern ve medeni olmayan zihniyetin bugün karşı karşıya olduğu en büyük kriz ekonomi, teknoloji ya da siyaset krizi değildir. Asıl kriz insan anlayışı krizidir. İnsan nedir? Düşünen ve özgür bir varlık mı, yoksa emirleri yerine getiren bir itaat makinesi mi?Bu soruya verilen cevap, kurulan bütün medeniyet tasavvurlarını belirlemektedir.

Medeniyet dışı zihniyetin temeli, başı, sonu ve her şeyi, itaat ontolojisine dayanmaktadır. İtaat ontolojisine göre insanın değeri özgürlüğünden değil, itaatinden gelmektedir. İyi ve erdemli insan, sorgulayan insan değildir. İyi ve erdemli insan, emirlere, nehiylere, buyruklara uyan insandır. İtaat, iman olarak yüceltilmektedir. Boyun eğme, erdem olarak sunulmaktadır. İtaat doğmatizmi ve ontolojisi, insanın varoluşunu küçülten ve zayıflatan insanlık karşıtı bir anlayıştır.

İnsan, sadece itaat etmek için varolan bir varlık değildir. İnsan, düşünen, sorgulayan ve anlam yaratan bir varlıktır. İnsanı yalnızca itaat eden bir varlık olarak tanımlamak, onun en temel potansiyelini inkâr etmektir.İtaat, insanın insanlığını inkar etmektir. İtaat için insanı inkar eden medeniyet dışı zihniyetin, trajedisi buradadır. Medeniyete ve modernliğe karşı olan zihniyet, itaat kültürünü dinleştirmektedir. Otoriteye boyun eğmek sadece siyasi bir davranış değil, aynı zamanda kutsal bir görev haline getirilmektedir.Din, özgürlük yerine itaati üretmeye başladığında artık bir maneviyat ve ahlak kaynağı olmaktan çıkar, bir disipli korku ve kontrol mekanizmasına dönüşmektedir.

Modern ve medeni olmayan bedevi zihniyetin ortaya çıkardığı şey tam da budur. İnsanlar düşünmekten korkan, sorgulamaktan çekinen ve otoritenin çizdiği sınırlar içinde yaşayan nesnelere dönüşmektedir. Düşünmek tehlikelidir. Sorgulamak risklidir. Otoriteyi eleştirmek ise çoğu zaman küfürle ve sapkınlıkla eş tutulmaktadır. Modern ve medeni olmayan bedevi zihniyetin dayandığı itaat ontolojisinden özgür bir medeniyet çıkmaz.

Medeniyet yaratıcılık ister. Medeniyet eleştirel akıl ister. Medeniyet özgür bireyler ister. Medeniyetin aksine itaat kültürü, insanı yaratıcı bir özne olmaktan çıkarıp pasif bir varlığa dönüştürmektedir.

Bedevi zihniyetin modern dünyayla yaşadığı gerilimin temelinde de bu ontolojik problem vardır. Modern dünya, özgür birey fikri üzerine kuruludur. İnsan kendi hayatının öznesidir. Hakikat tek bir otoritenin tekelinde değildir. Bilgi tartışma ve eleştiri yoluyla gelişir.Geleneksel itaat doğmatizmi zihniyeti, şu varsayıma dayanmaktadır: Hakikat zaten verilmiştir ve insanın görevi onu sorgulamak değil, ona teslim olmaktır.Bedevi ve medeni zihniyet arasında büyük bir çatışma doğmaktadır.Bir tarafta özgür insan fikri vardır. Diğer tarafta itaat eden kul fikri vardır.Bu iki dünya, aynı ontolojik zeminde yaşayamaz.

İnsanın yalnızca itaat eden bir varlık olarak tanımlandığı kültürlerde, toplum kaçınılmaz olarak otoriter yapılara yönelmektedir. İtaat eden insanların yaşadığı bir toplumda ve kültürde, özgürlük tehlike olarak görülmektedir. Farklı düşünmek tehdit olarak algılanmaktadır. Eleştiri düzeni bozmak olarak değerlendirilmektedir.İtaat toplumunda din, özgür bir maneviyat değil, kutsal bir tahakküm aygıtı olma işlevine sahiptir.

İnsanlığın önünde çetin bir soru durmaktadır: Biz gerçekten özgür insanlar mı olmak istiyoruz, yoksa itaat eden güruhlar mı?Günümüzün acil sorusu budur. İnsanlık tecrübesi ışığında özgürlükten korkan toplumların düşünmeyi ve yaratıcılığı kaybettiklerini görmekteyiz. Düşlemenin ve düşünmenin olmadığı yerde bilim, sanat, felsefe, hukuk, edebiyat, müzik ve maneviyat gelişmemektedir. Bilimin, aklın, felsefenin, sanatın, ahlakın olmadığı yerde medeniyet var olmamaktadır..

Entelektüel durgunluk, itaat kültürünün hâkimiyetinden kaynaklanmaktadır. İnsanların zihniyet dünyası şu düşünceyle şekillendirilmiştir: “Hakikat zaten bilinmektedir. Bize düşen şeksiz şüphesiz sadece ona iman etmek ve ona uymaktır.” Bu anlayışın aksine hakikat, hiçbir zaman bulunmuş, tamamlanmış, mükemmelleşmiş, sahip olunan donmuş bir yapı değildir. Hakikat, arayışı gerekli kılmaktadır. Hakikat, söz söylemeyi ve tartışmayı gerekli kılmaktadır. Hakikat, risklerle dolu bir arayış ve maceradır.

Özgürlük için düşünmek lazımdır.İnsan düşünmeye ve düşlemeye başladığı anda özgürleşmektedir.Özgürlük, sadece politik bir talep değildir. Özgürlük aynı zamanda varoluşsal bir ihtiyaçtır. İnsan özgür olmadığında, yalnızca siyasi olarak değil, aynı zamanda ruhsal olarak da küçülmekte ve büzüşmektedir.İnsanlığın önünde iki yol vardır: Birinci yol: kutsal otoriteye dayalı itaat bedeviyeti.İkinci yol: özgür bireylere dayalı insanlık medeniyeti.Birincisi güvenli, ama dar bir dünyadır. İkincisi riskli ama yaratıcı bir dünyadır.İnsanlık medeniyeti, itaat eden toplumlardan değil, özgür düşünen insanlardan doğmaktadır.İnsan olarak önümüzde çok çetin bir ontolojik soruyu kendimize sormamız gerekmektedir: İtaat eden kul mu olmak istiyoruz, yoksa özgür birey mi? Bu soruya vereceğimiz cevab, nasıl bir insanlık ve medeniyet içinde yaşadığımızı belirleyecek ölçüde stratejik ve hayati öneme sahiptir.

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: