RİSK HEMEN ŞİMDİ, BAĞIMLILIK SONRA!
Bugün sahada, konferanslarda, sosyal medyada en sık karşılaştığım iki soruyu tek başlıkta toplayalım:
· “Kızımın çekmecesinden kâğıda sarılı bir ota benzer bir şey buldum. Bu nedir?”
· “Kardeşimin odasından ağır bir koku geliyor. Bu koku ne olabilir?”
Cevap çoğu zaman ailelerin beklediği gibi olmuyor. Öncelikle şunu net söyleyeyim: Görmeden, analiz etmeden, laboratuvar incelemesi olmadan bir maddenin ne olduğunu uzaktan teşhis etmek, verilen bilgilere göre bir yorum yapmak elbette mümkün. Bir kokuyu duyarak kesin hüküm vermem de mümkün ama uzmanlığımı uzaktan oynanan bir sezgi oyununa çevirmem elbette uygun olmaz, bulunan, görülen, koklanan maddelerin ne olduğunu anlamak için aile ve kullandığı iddia edilen bireyle bir görüşme yapmak gerekir. Böyle bir görüşme sonucunda, evet, bir laboratuvar sonucuna gerek olmadan kullanılan maddenin ne olduğundan hep birlikte emin olabiliriz.
Madde kullanımının ilk sinyallerini fark eden bir aile için asıl mesele, bulunan maddenin tam olarak ne olduğu değildir, o anda nasıl bir tutum sergilendiğidir. Panikle verilen tepkiler süreci derinleştirebilir, bilinçli ve sakin bir yaklaşım ise erken farkındalığı avantaja dönüştürebilir. Doğru davranış, sağlıklı iletişim ve güçlü bir ilişki zemini sayesinde aileler, henüz tablo ağırlaşmadan erken teşhis niteliğinde adımlar atabilir ve süreci doğru yöne taşıyabilir. Uzman desteği her zaman kıymetlidir ancak ilk müdahalenin kalitesi çoğu zaman evin içindeki duruşla belirlenir.
1. İlk refleksiniz kaderi belirler
Bir ebeveyn çekmecede bir şey bulduğunda genellikle üç duygu aynı anda yükselir: öfke, korku, utanç. Bu üçlü birleştiğinde evde sorgu masası kurulur. Bağırmak, suçlamak, tehdit etmek, “Ben sana güvenmiştim!” demek… Bunların hiçbiri süreci sağlıklı bir yere taşımaz. Çünkü genç beyni panik karşısında iki şeye yönelir: “Ya inkâr eder, yani yalan söyler, ya da her ne yapıyorsa daha gizli bir şekilde yapmaya devam eder”.
2. “Ben bunu bilmeliyim” yükünü sırtınızdan indirin
Toplumda şöyle bir beklenti var:
· “Anne baba kokudan anlamalı.”
· “Bir bakışta çözmeli.”
· “Ot mu, kekik mi ayırt etmeli.”
Hayır. Bir ebeveynin görevi kriminal analiz yapmak değildir. Görevi, çocuğunun hayatında sağlıklı sınırlar ve güçlü bir bağ kurmaktır. Bir uzmana ulaşmak ilk doğru adımdır. Uzmanı dinlemek ve önerilen planı uygulamak ikinci adımdır. Üçüncü adım ise çoğu zaman ihmal edilir: Konuşabilmek, hem de her şeyi.
3. Konuşma… ama nasıl?
Sevdiğiniz kişiyle hemen iletişime geçin. Fakat şu kurallarla:
· Panik yapmadan
· Bağırmadan
· Hakaret etmeden
· “Mahvoldum” dramına girmeden
· Kendi gençliğinizi hatırlayarak
· Karşınızda sizin kopyanız olmayan bir birey olduğunu bilerek
Ve en kritik nokta: Bağımlılık yapıcı bir maddeyi hayatınızda asla normalleştirmeyeceğinizi net bir duruşla ifade ederek.
· Empati, onaylamak değildir.
· Sakinlik, kabullenmek değildir.
· Sevgi, sınırları kaldırmak değildir.
· Bu görüşmede yalan duyabilirsiniz.
· Minimize etme duyabilirsiniz.
· “Bir kereden bir şey olmaz” cümlesini ise kesinlikle duyabilirsiniz.
Şaşırmayın. Bu, bağımlılık sürecinin doğasında vardır.
4. Görüşme sonrası üç olasılık
Bu konuşmadan sonra genellikle üç senaryo ortaya çıkar:
· Bir daha kullanmaz.
· Daha gizli kullanır.
· “Nasıl olsa öğrendiler” diyerek fütursuzlaşır. Evde ve uluorta her yerde kullanır.
Ailelerin en büyük yanılgısı şudur: “Konuşmamızı yaptık, mesele kapandı.” Hayır. Asıl süreç o konuşmadan sonra başlar. Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, profesyonel destek almak, sürecin doğru yönetilmesini sağlar. Çünkü mesele sadece madde değildir, risk algısı, arkadaş çevresi, stres yönetimi, kimlik gelişimi ve sınır bilinci birlikte değerlendirilmelidir.
5. Unutulmaması gereken gerçek
Madde çoğu zaman bir sonuçtur. Sebep; boşluk, merak, aidiyet ihtiyacı, görünme arzusu ya da baş etme becerilerindeki eksikliktir. Siz maddeyi tespit edip yakalayabilirsiniz ama o boşlukları görmezseniz süreç devam eder.
6. Aile için yol haritası
Kanıt aramakla vakit kaybetmeyin, davranış değişimini gözlemleyin. Evde net ve tartışmasız bir madde politikası oluşturun. “Bizim evde bağımlılık yapıcı maddelere yer yok” cümlesini sakin bir kararlılıkla yerleştirin. Çocuğunuzla düzenli ve gündemsiz sohbetler kurun. Gerekirse bir uzmanla aile görüşmesine gidin; “Bağımlı mı?” sorusundan önce “Risk var mı?” sorusunu sorun.
En önemlisi her zaman, panik evresini hızla atlatıp planla hareket etmektir. Evlatlarımızın madde başlığı altında sınanmadığı bir hayat dilemek güzel bir temennidir. Fakat sadece dilemek yetmez. Hazırlıklı olmak, bilgilenmek ve doğru adımı zamanında atmak gerekir. Çekmecede bulduğunuz şeyin adı ne olursa olsun, asıl belirleyici olan sizin o gün anne- baba olmanın ötesine geçerek nasıl bir ebeveyn olduğunuzdur.
*Bu yazı ilk olarak www.pamukayna.com'da yayınlanmıştır.