AZERBAYCANIN LAİKLİK İLE İMTİHANI
Türkiye olarak darbelerin izlerini tam olarak silememişken bu sefer Azerbaycan’dan gelen, eğitim kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı haberleriyle sarsıldık.
Bu durum bize ülkemizde 12 Eylül 1980 darbesinin izleri silinmeden 28 Şubat post-modern darbesiyle hat safhaya ulaşan laiklik uygulamalarını hatırlattı. 12 Eylül darbesinde çocuk yaşımızdaydık. Belki darbenin ne demek olduğunu tam olarak anlayamadık. Daha sonraları açık kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ve aile büyüklerimizin hatıralarından o günleri öğrenmiş olduk. Ancak 28 Şubat post-modern darbesini iliklerimize kadar hissettik. Tıpkı bugün Azerbaycan’da olduğu gibi şehit çocuklarının resmi kurumlara, okullara alınmadığını, asker analarının oğlunun yemin törenine alınmadığı, gazilerimizin torunlarının yemin törenine alınmadığı, mütedeyyin bayan öğretmenlerin görevlerini yapabilmek için baş örtüsü üzerine peruk takmak zorunda kaldığı günleri yaşadık. Hatta sadece devlet kurumlarında çalışan değil hizmet alan dindar vatandaşların da hastanelere ve okullara alınmadığını gördük. Sırf başörtülü diye okul birincileri in karga tulumba sahneden alındığını gördük. Vel hasıl başörtüsü yüzünden hayatları kararan sakatlananları gördük. Bu nedenle Azebaycandaki yasağın zulüm boyutuna varmak üzere olduğunu da görüyoruz.
Azerbaycan yönetiminin bahanesine gelince tıpkı bizdeki gibi anayasalarında laiklik maddesinin bulunması ve 2010 lu yıllarda yayınlanan tek tip kıyafet genelgesi. Son olarak da 6 Ekim’de Aliyev’in yayınladığı, eğitim kurumlarında dini kisve anlamına gelen giysilerin öğretmenlere yasaklanması.
Aliyev’ in bir başka korkusu da özellikle İran üzerinden yapılacağı düşünülen rejim ihracı baskısı. Hiç bir sıkıntıda Azerbaycan’ın yaninda yer almayan, Karabağ işgali ve kurtuluşu sırasında Ermenistan’da yana tavır alan, Zengezur koriforuna karşı olan İran’ın Azerbaycan’a rejim dayatması tabi ki kabul edilemez. Böyle bir durumda Azerbaycan’ın İran’a şöyle demesi yeter:
“Hadi ordan! Hadi ordan hadsiz. Sen kendi işine bak.
Aliyev bunu da dedi zaten. Hem de bütün diplomasi dilini, protokol kurallarını ve teamulleri yok sayarak dedi. Adam olana bu cevap yetti zaten.
Ayrıca İran’ın kendi halkının bile isyan ettiği, ülke çapında büyük infiale yol açan kıyafet uygulamalarını Azerbaycan’a dayatma ağından Korkmanın hiç bir mantıklı açıklaması yok.
O zaman akla doğal olarak şu geliyor: Aliyev’in İslam dinine karşı olumsuz bir tavrı mı var acaba ?
Ya da İsrail istihbaratı başta olmak üzere bazı istihbarat kuruluşları, Aliyev’in Azerbaycan halkıyla arasını açmak için yanlış istihbarat mı veriyor?
Azerbaycan’daki milyonlarca dindar kardeşimizin inanç özgürlüğüne müdahale olan bu uygulamaların Azerbaycan halkının devletine ve liderine olan güven ve sadakatini olumsuz anlamda etkileyebilir. Sırf anayasada laiklik maddesi var diye vatandaşın eğitim hakkı elinden alınmamalı. Laikliği yanlış yorumlayarak halkın din ve vijdan özgürlüğü engellenmelidir.
Eğer bu uygulamalar böyle devam ederse bir zamanlar ülkemizde de olduğu gibi laiklik, din düşmanlığı hatta İslam düşmanlığı gibi algilanacak ve bu şekilde de uygulanacaktır. Halbu ki laikliğin çıktığı ülkelerde İslam ve Müslümanlar örnek alınmıştır. Laiklik, derebeylere sığınıp hüsrana uğrayan, krallara sığınıp hüsrana uğrayan, kiliseye, papazlara güvenip hüsrana uğrayan Avrupa halklarının en son geldiği noktadır. Bizde ise devlet kutsaldır. Anadır. Babadır. Ulu’l Emre itaat (Sizden olan Emir sahipleri) esastır.
O halde Can Azerbaycanlı kardeşlerimiz de devletine sadık, devleti, ana- baba bilen insanlardır. Vatandaşının eğitim hakkı ve inanç özgürlüğü farklı rejimlerin korkusuna feda edilmemelidir. Unutulmasın ki sayın Aliyev de hak vaki olduğunda İslam akidesi üzere defnedilecektir.