PANAYIRDAN FESTİVALE
Kültür; bir toplumun yüzyıllar içinde oluşturduğu yaşama biçimi, dili, yazılı ve sözlü edebiyatı ve tarihini içine alan çok geniş bir kavramdır. Oluşması ve devamı yüzlerce yılda olduğu için hem tarihten, hem de geçtiği coğrafyalarda yaşayan diğer toplulukların kültüründen etkilenmemesi de mümkün değildir.
Özellikle Türk taşra kültüründe önemli bir yer tutan ‘’panayır kavramı da kültürümüze sonradan girmiş kavramlardan biridir. Panayır kelimesinin kökeni Grekçe "panêgyris" sözcüğüne dayanır. Bu kelime, "pan" (tüm) ve "agyris" (toplanma) sözcüklerinin birleşiminden oluşarak "hep birlikte, kalabalık halinde toplanma" veya bir şölen havasını ifade eder.
Panayır kavramı, tarihsel süreçte dinsel ritüellerden doğan, zamanla bölgesel ve uluslararası ticaretin merkez üssü haline gelen ve günümüzde yerini modern fuar ile festivallere bırakan çok katmanlı bir kültürel mirastır. Günlük ya da haftalık semt pazarlarından farklı olarak yılın belirli dönemlerinde geçici süreliğine kurulan bu büyük organizasyonlar, asırlar boyunca insanlığın hem ekonomik ihtiyaçlarını karşılamış hem de en önemli eğlence kaynağı olmuştur.
Kırsal kasabalarda özellikle hasat mevsiminde veya hasat mevsiminden sonra yapılır, bölge insanının giyimden ev eşyasına; hayvan yularından at eğerine; kazma, orak gibi tarım aletlerinden mutfak araç ve gereçlerine kadar her türlü emtianın bulunduğu ve satın alındığı yerlerdi panayırlar.
Ürününü satan, kasabanın panayırını dört gözle beklerdi. Panayır yerleri ana baba günü olur, iğne atsan yere düşmezdi. Hele akşamları sirkten lokantalara, kahvehanelere kadar bütün mekanlar dolar taşardı. Gündüz daha çok kadın ve çocukların eğleneceği; atlı karınca, dönme dolap, yılan ve ayıların dans ettirildiği eğlence mekanları dolarken, gece saatleri yetişkin erkeklerin takıldığı lokanta, kahvehane gibi yerler tıklım tıklım olurdu. Yakın köylerden gelenler belki de senede bir kez oralarda buluşur hasbihal ederdi. Panayırların vazgeçilmez eğlencelerinden biri de roman vatandaşların işlettiği kasnak tablalarıydı. Tablalara her marka sigara paketleri serpiştirilir, para karşılığı alınan kasnaklar sigara paketlerinin üstüne atılır, kasnağın içinde kalan sigara paketi kazanılmış olurdu. Bazen bir paket sigara parasına birkaç paket sigara kazanılır, bazen de alınan tüm kasnaklar boşa giderdi.
Panayırların en önemli bölümlerinden biri canlı hayvan pazarıydı. Köylüler satmak istediği hayvanlarını panayıra getirir, ya cambazlara ya da hayvan almak isteyen diğer köylülere satma imkanı bulurdu.
Ayrıca düğün yapmak isteyen köylüler de düğün eşyalarını yine bu panayırlarda bulabilirdi. Zaten panayırların adı ‘’Emtia ve hayvan panayırı’’ olarak ilan edilirdi.
Panayırların genelde son günü yağlı pehlivan güreşleri gerçekleşir, yediden yetmişe herkes güreşleri seyretmek için er meydanına koşardı. Bu güreşlerle ata sporumuz çocuklar arasında sevdirilir, o yörenin amatör güreşçileri ve yurdun farklı yerlerinden gelen başpehlivanlar ve alt boylarda pehlivanlar ustalıklarını ve güçlerini gösterir, güreşi bitiren kispetiyle, bazen kartalı andıran kanat çırpışı ile bazen de bir aslan heybetiyle yere vurarak peşrev çırpar, seyirciler arasında dolaşır ve parsa toplardı. Seyirciler de pehlivana olan beğeni derecesine göre bahşişlerini verirlerdi. Bu geleneğin ata sporumuzun devamlılığında çok büyük bir önemi vardır.
Ulaşımın ve iletişimin çok hızlı ve kolay olması kültürümüzün önemli bir öğesi olan panayırlarda da değişikliklere sebep oldu. Artık avm kültürü neredeyse köylere kadar girdi. İhtiyacı olan şehir merkezlerindeki avm’ lere gelip alış verişini oradan yapıyor. İnternetle alış veriş de hakeza böyle. Eğlence kültüründeki değişimler de panayırların fonksiyonunu azalttı. Televizyon bile artık demode oldu. İnternet eğlencenin de tekeli haline geldi neredeyse.
Ancak sosyal bir varlık olan insanoğlunun toplu halde eğlenme içgüdüsü değişmedi. Yerel yönetimler de eskiden olduğu gibi ‘’Emtia ve hayvan panayırı’’ yerine bir ya da iki günlük festivaller yaparak toplumun ihtiyacını karşılamaya çalışıyorlar. Bölgenin yerel sanatçıları yöre türküleri ve oyun havalarıyla kırsal kasabalardaki kalabalıkları eğlendirirken, ulusal anlamda popüler sanatçılarda popüler müziği tercih eden gençleri eğlendirmiş oluyorlar.
Kültürle ilgili olarak daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi adeta canlı bir varlık olan kültür, tarihsel süreç içinde başka kültürlerden de etkilenebiliyor. Antik Yunanca ‘’panegyris’’ bizde panayır olarak yüzyıllarca kültürel bir öğe olarak varlığını sürdürebiliyor. Örneklerde görüldüğü gibi bu kültürel öğenin sürdürülebilmesi için gerekli koşullar ortadan kalktığında yerini ‘’festival’’ gibi yine dış kaynaklı bir kültürel öğeye bırakabiliyor. İşin teselli eden tarafı ise yerel sanatçılarımızın, ozanlarımızın da popüler kültürün yanında kendine yer bulabilmesidir. Bu konuda hassasiyetini koruyan yerel yöneticilerimizi de kutluyorum.