MÜMKÜN OLSAYDI YAŞANIRDI

01 May 2026 - 10:39 YAYINLANMA

“İnsanı en çok acıtan şeyin hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşanamayan mutluluklar olduğu” söylenir. İlk bakışta insanın içine işleyen, kalbin tenha yerlerine dokunan etkileyici bir cümledir bu. Söylenmemiş sözleri, gidilmemiş yolları, tutulmamış elleri ve yarım kalmış ihtimalleri hatırlatır. Fakat bazen insanı en çok aldatan da yine böylesine güzel görünen cümlelerdir.

Çünkü “yaşanması mümkünken” demek, geçmişe hâlâ bir ihtimal yüklemek demektir. Olmamış bir şeyi, sanki olmuş kadar gerçek saymak demektir. Kapanmış bir kader defterine, insanın kendi kalemiyle yeni cümleler eklemeye çalışmasıdır bu. Oysa hakikat çoğu zaman daha sade, daha sert ve daha gerçektir: Mümkün olsaydı, yaşanırdı.

Yaşanmadıysa, demek ki bizim sandığımız anlamda mümkün değildi. Biz sadece onu zihnimizde mümkün kıldık. Kalbimizde büyüttük, hayalimizde besledik, sonra da kendi kurduğumuz ihtimalin yasını tuttuk. İnsan bazen yaşanmamış bir şeyi değil, kendi içinde büyüttüğü bir vehmi kaybeder. Fakat buna rağmen acısını gerçek sayar; çünkü nefsin en büyük oyunlarından biri, olmayanı olmuş gibi sevdirmektir.

İnsan çoğu zaman kaderin vermediği şeyi, “ben kaçırdım” diyerek kendi sırtına yük eder. Allah’ın kapattığı bir kapının önünde yıllarca bekler, sonra da buna sadakat yahut derinlik adını verir. Oysa bu çoğu zaman derinlik değil, teslimiyetten kaçıştır. Çünkü “olabilirdi” demek kolaydır; “olmadı, çünkü nasip değildi” demek ise zordur. Birincisi insanı duygusal yapar, ikincisi olgunlaştırır.

Bazı insanlar geçmişte yaşanmadığı için yandıkları şeylerin, aslında yaşansaydı kendilerini daha büyük bir karanlığa sürükleyebileceğini hiç düşünmezler. Çünkü nefs, kaybettiğini daima olduğundan daha güzel gösterir. Uzakta kalan şeyi büyütür, erişilemeyeni kutsar, kapanmış kapıları gizemle süsler. Böylece insan, olmayan bir mutluluğun hayaliyle kendi bugünkü huzurunu da zehirlemeye başlar.

Oysa yaşanmayan her şey eksiklik değildir. Bazen bir korunmadır. Bazen insanın kavuşamadığı şey, aslında yıkımına gidecek yolun ta kendisidir. Bazen bir kapının kapanması, sadece mahrumiyet değil; görünmeyen bir merhametin sert ama hikmetli yüzüdür. İnsan bunu hemen anlayamaz. Çünkü canı yanan her şeyi kayıp zanneder. Hâlbuki bazı kayıplar, insanın elinden alınmış nimetler değil; kendisinden uzaklaştırılmış felaketlerdir.

Bu yüzden insanın geçmişe dönüp de sürekli “olabilirdi” demesi, çoğu zaman hakikati aramak değil, acısını romantikleştirmektir. Acıyı büyütmek, ona anlamdan fazla şiir yüklemek ve sonra da o şiirin içinde saklanmaktır. Bir tür kaçıştır bu.

 

Hakikatten, kaderden, teslimiyetten ve nasibin hükmünden kaçış. Çünkü insan bazen gerçekle yüzleşmek yerine, ihtimallerin sisinde yaşamayı tercih eder.

Oysa hakikat nettir. Yaşanmayan şey, yalnızca yaşanmamış değildir; belki de zaten yaşanması gerekmemiştir. Belki de bizim sandığımız mutluluk, hakikatte bize ait değildi. Belki de bize düşen şey, o ihtimali yaşamak değil; onun olmayışından bir idrak devşirmekti. Her nasipsizlik yalnızca bir mahrumiyet değildir. Bazen insan, tam da kavuşamadığı şey sayesinde ayakta kalır.

Olgunluk biraz da burada başlar. İnsan, kendi pişmanlığını kaderden daha akıllı sanmamaya başladığında olgunlaşır. Olmayanı sadece eksiklik olarak değil, bazen bir korunmuşluk biçimi olarak görebildiğinde büyür. Kaybı yalnızca kayıp değil, görünmeyen bir rahmetin sessiz müdahalesi olarak okuyabildiğinde derinleşir.

Belki de insanın canını en çok acıtan şey, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklar değildir. Belki insanı asıl acıtan şey, mümkün olmadığını kabul etmek istemediği şeylerdir. Çünkü nefs, “olmadı” demekten çok, “olabilirdi” demeyi sever. “Nasip değilmiş” cümlesi insanı teslimiyete çağırır; “keşke” ise insanı kendi zihninin zindanında tutar.

Ve belki bütün mesele şudur: Mümkün olsaydı yaşanırdı. Yaşanmadıysa, demek ki bizim zannettiğimiz kadar mümkün değildi. O hâlde insana düşen şey, yaşanmamış mutlulukların mezarı başında ömür tüketmek değil; kaderin kapattığı yerden hikmeti, sustuğu yerden manayı, vermediği yerden terbiyeyi okuyabilmektir.

Çünkü her yaşanmayan şey bir eksiklik değildir. Bazen insan, yaşayamadığı şeyle kurtulur.

 

 

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: