EN SON HANGİ DÜŞÜNCENİN GERÇEKTEN SANA AİT OLDUĞUNU HATIRLIYORSUN?

14 Şub 2026 - 16:06 YAYINLANMA

Bölüm III - Telefonun Seni Senden İyi Tanıdığı Yer

Bir gerçeği kabul ederek başlayalım: Telefonumuz sadece bir iletişim aracı değil. O bir hafıza. Bir arşiv. Bir profil dosyası. Ve çoğu zaman bizi, kendimizden daha sistemli tanıyor. Hangi haberde durduğumuzu, hangi cümlede yavaşladığımızı, hangi görüntüde ekranı biraz daha uzun tuttuğumuzu biliyor. Neye güldüğümüzü, neye sinirlendiğimizi, hangi başlıkta kalp atışımızın hızlandığını ölçüyor. Biz sadece kaydırıyoruz. Ama birileri kaydetmeye devam ediyor.

Eskiden propaganda geneldi. Aynı mesaj, aynı afiş, aynı broşür herkese dağıtılırdı. Etki oranı belirsizdi. Kime ne kadar ulaştı, kim ne kadar etkilendi bilinmezdi. Bugün ise durum farklı. Artık mesajlar topluma değil, kişiye hazırlanıyor. Herkes aynı haberi görmüyor. Aynı olay, farklı insanlara farklı duygularla servis ediliyor.

Öfkeye yatkın olana öfke gösteriliyor. Korkuya açık olana tehdit. Adalet duygusuyla hareket edene mağduriyet. Aynı başlık, farklı tonlarla karşımıza çıkıyor. Ve bunu yapan çoğu zaman bir insan değil; algoritma. Algoritma yargılamaz, ahlak tartışmaz, taraf tutmaz. Sadece davranışı ölçer. Neye tıkladın? Neyi paylaştın? Hangi videoyu sonuna kadar izledin? Hangi cümlede duraksadın?

Sonra sana biraz daha fazlasını verir.

Bu süreç ani değildir. Sinsi de değildir. Sadece süreklidir. Bir süre sonra ekranında gördüğün dünya, gerçek dünyanın tamamı gibi görünmeye başlar. Çünkü hep aynı ton, aynı duygu, aynı perspektif önüne düşer. Zihin buna alışır. Alıştıkça daralır. Daraldıkça eminleşir.

En tehlikeli an da budur. Çünkü artık sen sadece bir fikri savunmazsın; o fikrin doğal, kaçınılmaz ve tek doğru olduğuna inanırsın. Oysa gerçekte olan şudur: Sana gösterilen dünya, senin eğilimlerine göre filtrelenmiş bir dünyadır. Bu bir komplo değildir. Bu bir iş modelidir.

Dikkatini ne kadar uzun tutarlarsa, o kadar kazanırlar. Seni en uzun süre tutan şey ise çoğu zaman sakinlik değil, duygudur. Öfke daha uzun tutulur. Korku daha hızlı yayılır. Tehdit daha çok paylaşılır. Ve bir noktadan sonra insan yalnızca maruz kalan değil, taşıyıcıya dönüşür.

Paylaşır. Yorum yapar. Savunur. Karşı çıkar. Ama nadiren şunu sorar: “Bu fikir bana mı ait, yoksa bana özel mi üretildi?” Telefonun seni senden iyi tanıdığı yer tam olarak burasıdır. Zayıf anlarını, güçlü reflekslerini, hangi kelimelere tepki verdiğini bilir. Ve sana her gün, tam ölçüsünde doz verir.

Bu yazı dizisinin amacı teknoloji düşmanlığı değil. Ama şunu kabul etmek zorundayız: Zihinler artık yalnızca tartışmalarla değil, veriyle şekilleniyor. Ve veri, biz fark etmeden davranışlarımızı haritalandırıyor. Bir düşünceye nasıl sahip olduğumuz sorusu, artık sadece felsefi değil; aynı zamanda dijital bir sorudur.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: