SESSİZ YÖNETMEN: MEDYA, X VE ALGILARIMIZ ÜZERİNDEKİ GÖRÜNMEZ UYUŞTURUCU
Günümüz dünyasında medyanın ve sosyal medya platformlarının rolü, hiç olmadığı kadar etkili ve derin. Son zamanlarda medyada ortaya çıkan bazı skandallar, bize yalnızca bireysel olayları değil, aynı zamanda arka planda işleyen daha büyük bir algı yönetimi mekanizmasını hatırlatıyor. Uyuşturucu denince aklımıza genellikle kimyasal maddeler gelir, fakat aslında zihnimizi sessizce yönlendiren ve algılarımızı yoğuran daha soyut “görünmez uyuşturucular” da var.
Bunların başında da medyanın kendisi ve özellikle X olarak bildiğimiz (eski adıyla Twitter) platform geliyor. X, bir sosyal medya platformu olmanın ötesinde, adeta küresel bir algı yönetmeni haline gelmiş durumda. Matematikte bilinmeyen bir değişken anlamına gelen “X”, aslında günümüzün en güçlü görünmez güçlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Hangi konuların gündeme geleceğini, hangi seslerin duyulacağını ve hangi gerçeklerin gölgede kalacağını belirleyen X, bir nevi modern dünyanın sahne arkasındaki yönetmeni haline gelmiş durumda.
Ancak mesele sadece bununla sınırlı değil. “Kendine inan” ve “kendin ol” gibi kişisel gelişim mottoları da bu algı yönetiminin bir parçası haline gelebiliyor. İlk bakışta özgünlük ve bireysellik teşvik ediyor gibi görünen bu ifadeler, aslında kişileri yeni bir akımın parçası haline getirerek, onları kendi özlerinden uzaklaştırabiliyor. Bu da yine çok ince bir algı yönetimi ve yönlendirme örneği.
Peki bu durumda ne yapabiliriz? Öncelikle bilinçli bir medya okuryazarlığı geliştirmek önemli. Hangi bilginin neden öne çıkarıldığını sorgulamak, gündemi eleştirel bir gözle takip etmek ve her duyduğumuz sloganın ardındaki niyeti anlamaya çalışmak, bu görünmez gücün etkisini azaltmada ilk adım olacaktır. Kendi özgünlüğümüzü gerçekten içsel olarak tanımlamak ve dışarıdan gelen yönlendirmelere karşı farkındalığımızı artırmak, bu sessiz yönetmenin etkisini kırmanın en güçlü yollarından biridir.
Sonuç olarak, medyanın ve X’in görünmez gücü karşısında bilinçli, eleştirel ve kendi algılarımızı yöneten bireyler olarak durmak mümkün. Özgünlüğümüzü gerçekten içsel bir yolculukla tanımlayarak, bu modern dünyanın algı oyunlarında kendi farkındalığımızı koruyabilir ve gerçekten özgür düşünebiliriz