PETERSBURG VE MOSKOVA GEZİSİ
2026 Temmuz’unun sonlarında eşim ve hakim kızımla birlikte katıldığımız 1 haftalık Rusya gezisine dair kısa notlarımı ilginize sunuyorum.
PETERSBURG
26 Temmuz’un öğle saatlerinde İstanbul’dan kalkan Türk Hava Yolları uçağı, 4,5 saat sonra Petersburg’a indi. Havaalanında bindiğimiz tur otobüsü ile şehir turu yaptık. Orta yaşlı ve sempatik gezi rehberimiz bayan dolaşırken şehir hakkında bilgiler verdi.
1701’de Büyük Petro’nun kurduğu şehir zamanla büyümüştür. Neva Nehri kenarındaki şehir, Neva ve kolları olan kanallar arasında ikisi büyük 42 semt halindedir. Nehir ve kollarında motorlar çalışır. İki büyük semt, kral saraylarının da bulunduğu şehir merkezidir. Eski şehir semtindeki kalın taş duvarlı evler 3-4 katlıdır.
Bölge sık ve çok yağış alır. Yüksek boylu kuş parkları, geniş alanlar kaplar.
Şehir ve çevresinde Haziran sonlarında hava günün 20-22 saati boyunca aydınlık olur. Dostoyevski’nin Beyaz Geceler romanında anlattığı uzun aydınlık geceleri hatırladım. Nüfusu 6 milyon olan şehirde 300 civarında müze vardır.
Gezintide büyük Moskova Caddesi’ndeki 18. yy yapımı Kazan Katedrali’ni gezdik. Renkli ve büyük ikonlarla kaplı yüksek tavanı, iki yandaki çift sıralı kalın duvarlar destekliyor. Duvarlar da renkli tablolarla kaplıdır.
Katedralin arkasına düşen caddeden, trafik çok az. Arabalar yavaş ilerliyor ve sıkça olan yaya geçitlerinde, hemen duruyorlar. Kaldırımlarda ise kalabalık turist grupları. Sormam üzerine rehberimiz, Ukrayna savaşından itibaren Batılı turist sayısının %70 azaldığını söyledi.
İkinci gün sabahleyin, 25 km kadar mesafedeki Puşkin Kasabası’na giderek, Rus çarlarının yazlık sarayını gezdik. 19. yy.dan itibaren yapılan haşmetli sarayların duvarları ve tavanları, renkli tablolarla kaplı. Kapıları ve çevresi altın varaklı. II. Dünya Savaşı’nda Alman saldırılarıyla yanan binalar restore edilmiştir
Yüksek huş korularıyla çevrili binalarda çar ailesi ve yüksek rütbeli amirlerin halka kapalı bir hayatı vardı…
Öğleden sonra, Puşkin kasabası gibi zengin konaklarının bulunduğu bir kasabaya gittik. İki katlı ahşap bir rus evindeki lokantada, tur şirketinin müzikli yemeğine katıldı. Aynı masada oturduğumuz, dün tanıştığım Bursalı emekli tarih öğretmeni Eşref ile tarih ve edebiyat sohbeti yaptık. Bir anısını aktaracağım.
Hoca emekli olunca, bir süre özel bir okulda çalışmış. Aylığı 2.500 lira imiş. Bir gün okul yöneticisi, öğretmenlere 500 lira civarında aylık verildiğini belirterek, aylığını düşürmek istediğini söylemiş. “Kredomu düşürmek istiyorsun” diyerek, okuldan ayrılmış. Özel okullarda ticari zihniyet hakimdi…
Çarlığın kışlık sarayındaki Ermitaj Müzesi’ni gezdik. II. Katerina’nın özel koleksiyonun olduğu binada İtalyan, Fransız, İspanyol tabloları, Mısır eserleri vb. toplanarak, bugün 6 milyon eserin olduğu müze doğmuştur…
Baltık Denizi kıyısındaki Petro Kalesi, Büyük Petro’nun batıya açılan pencere olarak kurduğu bir yerdir. Yüksek olmayan kale duvarları içinde, saray yanında askeri ve adli binalar, vb. vardır.
Deniz kıyısındaki büyük parkta, fıskiyeli çiçek tarhları. Havası mis gibiydi… Petersburg’a dönüşte, Neva Nehri’nde motor gezintisi. 40 kişilik gezi ekibinin 35 olan kadınları Türk müziği eşliğinde dans ettiler. Akşama doğru, saatteki ortalama hızı 180 km olan trenle 3,5 saatte Moskova’ya döndük.
MOSKOVA
İstanbul’un yedi tepe üzerine kurulduğu söylenir. Moskova nehri kenarında kurulan şehrin en yüksek tepesinin rakımı 170 m.dir. Şehrin kuş bakışı seyredildiği tepede meşhur Moskova Üniversitesi ve II. Dünya Savaşı sonunda yapılan Zafer Anıtı vardır.
Otobüsle yapılan gezi sonunda, Arbat Sokağı’na geldik. Arbat Sokağı Çocukları romanına ad olmuş sokak, son dönemde trafiğe kapatılmıştır. Ortasında boydan boya yer alan çiçekli çardaklardan geçiliyor. İki yanda kafeler lokantalar. Günün gezisi sonunda şehrin kenar kuşağındaki, 30 katlı otelimize döndük. Eşimle kaldığımız odadan, bir süre yataklarımıza uzanarak dinlendik. Akşam vakti, 22. Kattaki odanın penceresi önünde sallama çay içerken, sol tarafımızda uzanan çok geniş olan ormanlığı seyrettik .Bir tarafındaki caddede seyreden arabalar. Sonradan buranın, Nazım Hikmet’in Karlı Kayın Ormanı şiirine ilham veren meşhur ormanlık olduğunu öğrendik.
Kremlin Kalesi’nde, 16. yy.’da İtalyan mimarlarca yapılan saraylar ve kiliseler vardır. Rusya’nın en önemli katedrali olan Meryem Ana Doğuş Kilisesi buradadır. Bir tarafında ünlü Bolşoy Tiyatrosu, öbür yanında kiliselerle devlet alışveriş merkezleri vardır.
Rusya’da metro hatları, 1930’larda yapılmaya başlanmıştır. Yerin 20-30 metre altına inişler halkın psikolojisini bozmuştur. Bu sebeple metro istasyonlarının tavan ve duvarları halkın günlük hayatını devrim görüntülerini konu alan büyük ve renkli tablolarla kaplanmıştır. Bazı istasyonlarda, tavanlarda ışıklı büyük avizeler de vardır.
Şehir nüfusu 13 milyondur. Günlük ortalama metro yolcusu ise 9 milyondur.
50 yaşlarındaki Moskova turu rehberimiz Maraş kökenlidir. Moskovalı bir kızla evlenmiş olup, iki çocuğu vardır. Aile kayınpederin verdiği bir evde oturmaktadır. 30 yıla yakındır gezi rehberliği yapmaktadır. Şehre dair anlattıklarından üç hususu da not aldım.
Moskova’da halkın %80’inin evi vardır.
Son dönemde 200 civarında daireler bulunan gökdelen evleri meşhur olmuştur. Bir dairenin ortalama fiyatı 7-8 milyon liradır. Moskova’da mahallelerde devlete ait kreşler vardır. Çocuklar 2,5-7 yaşları arasında kreşlere verilir. Kreşlerde spor, müzik vb. etkinlikler yapılır.
Rusya’da işsizlik yok gibidir. Garsonluk, otel hizmetleri, vb. işleri, Özbekler, Azeriler, Kafkas halkları mensupları yapar.