ÇARIKLI BİR MONŞER'İN HATIRALARI

15 Oca 2026 - 18:56 YAYINLANMA

Alberto Manguel, Okuma Günlüğü'nde şöyle der: "...bir kitabın bizi çekmesi için, yaşantımızla kurgunun yaşantısı arasında... bir raslantılar bağlantısı kurması gerek."(1)

Yaşar Yakış'ın anılarının beni sarması, kitabın daha başlarında, onun da benim gibi orta halli bir çiftçi ailesinin çocuğu olduğunu anlamamdır. Ortaokul ve liseyi, benim gibi, parasız yatılı okumuştu. Mülkiye'deki öğrenciliğinde ve memuriyetinin ilk yıllarındaki parasızlığı da aynıydı... 

Küçüklüğünde, ailenin koyunlarını otlatması ve çarık giyen bir çocuğun büyükelçiliğe, sonrasında Dışişleri Bakanı olmasının sırrını da merak etmiştim. Sır, Rumeli kökenli bir öğretmenin, yetenekli ve çalışkan bir çocuğa, müfredat proğramını bir kenara iterek, yabancı dil notu yüksek dört öğrenci arasında, Fransızca'yı öğretmesidir. Lise son sınıftaki Yakış' ı, İngilizce öğrenmeye de, yöneltmişti. Yakış böylece, Siyasal'ın Dışilişkiler bölümüne girip hariciye ci olmuştu...

Olay bana, Daniel Pennac'ın, iyi öğretmenin eğitimdeki büyük rolünü anlatan, otobiyografik romanı olan Okul Sıkıntısı'nı anımsattı. Kısaca bahsedeyim.  

Kahramanımız, anlama özürlü ve yaramazca bir çocuktu. İlkokul birinci sınıfı, iki yılda bitirebilmişti...  

Onun, lisede toparlanıp yazmaya ve okumaya yönelmesini, üç öğretmen sağlamıştı.  

Lisede, öğretmen nezaretindeki bir çalışma dersinde, ödevini yazmaya bir türlü başlayamamıştı. Durumu gören öğretmene roman yazmak istediğini söylemiş ve "yaz öyleyse" denmesi üzerine de, yazmıştı. Ders sonunda yazdığını okuyan öğretmen, "yazdıklarını bana getir" demiş ve getirdiği yazıları da okuyup yazmasını teşvik etmişti.Böylece, kahramanımız, yazmayı sürdürmüştü...   

Dersini ilginç olay örnekleriyle anlatan tarih öğretmeni tarihi; problemlerin çözülmesine öğrencileri de katan matematik öğretmeni de matematiği sevdirmişti. Lise sonda bir kıza aşık olması da onu, yüksek öğretmen okulunun yoluna açan çizgiye ulaşmasını tamamlamıştı...  

Pennac'ın şu sözü, hafızama kazınmıştı: "Okulları, öncelikle öğrekmenler demek gerektiğidir." (2)  

Yakış'ın, Şam büyükelçilik müsteşarlığı dönemini anlatan bölümünde, Buriye'deki Süleyman Şah Türbesi'nin, Osmanlı devletinin kurucusu Osman Bey' in dedesi Süleyman Şah'a ait olduğunu kaydetmesinin yanlış olduğunu belirmeliyim. Şöyle:

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 2006'da yayımlanan Anadolu Selçukluları ve Beylikler Dönemi Uygarlığı adlı makaleler kitabında, Prof. Salim Koca'nın, bu konuya dair bir makalesi vardır. Buna göre, bin küsur yıl önce Suriye'de yaşanan bir Türk kardeşler savaşı şöyle gelişmiştir:

Anadolu selçuklu Devleti'nin kurucusu Süleyman Şah, 1085'deki Güney Anadolu seferinde, Ermeni Krallı'ğını yenerek, Antakaya'yı fethetmiştir. Olay üzerine, Büyük Selçuklu Devleti'nin Halep-Musul Hakimi Müslim, Ermeni Krallığı'ndan almakta olduğu vergiyi, Süleyman Şah' ın ödemeye devam etmesini talep etmiştir. Talep reddedilince, iki beyliğin arası bozulmuştur. Antakya ve Halep arasındaki savaşta yenilen Müslim kaçarken okla vurularak öldürülmüştür. Suriye'de doğuya doğru ilerleyen Süleyman Şah, Halep' i kuşatmıştır.

Müslim'in adamlarının acil yardım çağrısına uyan Şam Meliki Tutuş Bey ile Süleyman Şah ile karşı karşıya gelmiştir. Alp Arslan'ın torunu olduğundan, Süleyman Şah ile akraba olan Tutuş Bey' in kuvvetleri, Halep yakınlarındaki savaşta, Şah kuvvetlerini yenmiştir. Süleyman Şah, savaş alanından uzaklaşırken, karşı tarafın askerlerince çember altına alınınca, kamasını karnına saplayarak intihar etmiştir. Tutuş' un da katıldığı rivayet edilen cenaze töreninden sonra, Halep Kapısı önündeki mezarlığa defnedilmiştir.  

Süleyman Şah'ın mezarı, Osmanlılar zamanında, Caber Kalesi'nde yaptırılan türbeye taşınmıştır. Türbe ve anılan kale, 1921'deki Ankara hükümeti ve Fransa arasındaki antlaşmayla Türk toprağı kabul edilmiştir. Türbe, 1980'lerde, suriye tarafından Fırat üzerinde yapılan baraj dolayısıyla, daha kuzeydeki Memiş bölgesine taşınmıştı...  

Yakış' ın Suriye' deki Nusayri Türkleri Cemaati ile gereği gibi ilgilenmediğini, o dönemdeki Devlet Başkanı Hafız Esad'ın, anılan cemaat mensubu olduğunu kaydetmediğini de, işaret edeyim.   

1. Okuma Günlüğü, Alberto Manguel, çev. Mehmet H. Doğan, 2025, İst. sf. 27

2. Okul sıkıntısı. Daniel Pennac, çev. Barış Behramoğlu, 2010, İstanbul

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: