TEKALİFİ MİLLİYE EMİRNAMESİ

24 Kas 2025 - 01:50 YAYINLANMA

Büyük Millet Meclisi'nden bir heyet, Sakarya Nehri gerisine çekilen ordumuzun durumunu yerinde incelemişti. Heyet üyelerinden DR. Rıza Nur, 2 Ağustos tarihli gizli oturumda, bu konudaki konuşmasında şöyle demişti:

"...cephede bütün birlikleri gezdik. Subay ve erlerle görüştük. Elde kalan çekirdek ordu, savaşa hazırdır. Fakat birçok noksanlık ve aksaklı var..."

"...Askerin çarığı yok. Çoğunun ayağı çıplak. Süvarinin kılıcı yok... Birçok askerin matarası yok. Birliklerde su fıçısı, kırba yok. Askerin yüzde yirmisinin süngüsü yok. Taşıt araçları ve gereçleri yetersiz..."

"On-onbeş gün içinde orduyu Sakarya'da tutunacak hale getirmezsek, felakete sebep oluruz. Dünyamızı da, ahretimizi de kaybederiz..."

Rıza Nur, konuşmasının sonunda, "Ordunun başına Mustafa Kemal Paşa geçsin" teklifinde de, bulunmuştur.

Mustafa Kemal Paşa Başkumandanlığı, "Meclisin orduya ilişkin yetkilerini üç ay süreyle kullanmak" yetkisinin verilmesi şatıyla kabullenmiştir. Bu yetki devri, "ordunun maddi, manevi kuvvetini artırmak, eksikliklerini tamamlamak, sevk ve idaresini bir kat daha güçlendirmek için" zorunluydu...

Başkumandan Mustafa kemal Paşa, "Bütün milleti savaşla ilgilendirmek, her evi ve işyerini cephenin bir parçası yaparak bütün kaynakları harekete geçirmek amacıyla" derhal Tekalifi Milliye( Milli Yükümlülük) Emirnamesi" ni yayımlamıştır.

Kurtuluş Savaşı'nın nice zorluklar ve imkansızlıklarla kazanıldığının bir örneğini vermek için, Emirname' nin başlıca maddelerini aynen ilginize sunuyorum:  

1. İşgal bölgeleri dışında kalan "şehir, kasaba ve köylerdeki her ev birer kat çamaşır, bir çift çorap ve bir çift çarık hazırlayıp 'ilçe vergi) kuruluna teslim edecektir."

2. "Tüccar ve halk, elinde bulunan bez, pamuk, yün, tiftik, kumaş, kösele, meşin, çarık, fotin, çivi, nal, mıh, yem torbası, yular, kolan, kaşağı, semer ve urganın yüzde kırkını vergi kuruluna teslim edecektir."

"Buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, pirinç, kasaplık hayvan, çay, şeker, sabun yağ, zeytinyağı, tuz ve mumun..."   

4. " Benzin motor, vazelin, lastik, buji, tutkal, telefon, kablo, pil ve telsiz stoklarının yüzde kırkı..."   

5. "Her çeşit taşıt aracıyla deve, at, öküz, katır, kadana, merkep gibi yük hayvanlarının yüzde yirmisi..."   

6. "Halkın elinde bulunan her çeşit silah e cephanenin üç gün içinde vergi kurullarına bildirilmesi."

7. " İlçe bölgelerindeki kasatura, kılıç, mızrak ve eyer yapabilecek bütün zanaatkarların ve üretim güçlerinin saptanarak bildirilmesi."

8. "Halkın elinde kalmış olan her çeşit taşıt aracıyla ayda bir kez, 100 kilometreyi geçmemek üzere, ordu mallarını kirasız taşıması."

9. "Ordunun giyim ve yiyiminde yarayacak bütün terk edilmiş mallara el konulmasını emrediyorum." 

Emirnamenin uygulanmasıyla ilgili çarpıcı bir anekdot ile yazıyı bitiriyorum:

Emirdağ İlçesi Vergi Kurulu, Kaymakamlık makamında toplanmıştı. Emirnamenin halka anlatılıp uygulanmasını görüşmek üzere. Bu esnada, makam odasının kapısı birden vurulup içeriye "Emirdağ'ın delisi Battal" girmişti. Öfkelenen Kaymakam, "Ulan deli, baksana çalışıyoruz. Çık dışarı" diye bağırmıştı.

Battal, "Kızma beyim, biliyorum. Onun için geldim" diyerek, konuşmasına devam etmişti:  

"Duydum ki Kemal' in askeri çıplakmış. Allah şahidimdir, üzerimdekinden başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, temizdir"  

"Yaklaşıp masanın üzerine bir çift çorap koydu. Çarıklarını çıkarıp odanın ortasına bıraktı."   

"Aha bunlar da çarıklarım. Haydi kolay gelsin"

"Çıplak ayak, huzur içinde yürüyüp çıktı." (1)

Muhterem okurum, romanın birçok kısmı gibi, bu parçayı okurken, daima göz yaşlarımı tutamam. Şimdi, bu satırları yazarken de duygulandım.

1. Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman, 2005, İstanbul 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: