ACI GÜNÜMÜZ ALTI ŞUBAT
6 Şubat Depremleri Sonrası Türkiye’de Afet Yönetimi, Konut Üretimi ve Yapısal Güvenlik: Performans, Dersler ve Önleyici Stratejiler
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük afetlerinden biri olarak kayda geçmiştir.
Toplamda 647.778 konutun hasar gördüğü bu afette, 53 bini aşkın vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. 93.000 bini aşkın vatandaşımız da yaralanmıştır. Buna karşın, üç yıl gibi kısa bir sürede 455.357 konutun hak sahiplerine teslim edilmiş olması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsal kapasitesini, mali yönetim gücünü ve kriz zamanlarındaki devlet refleksini ortaya koyan önemli bir göstergedir. Bu çalışma, deprem sonrası konut üretim performansını nicel veriler ışığında değerlendirmekte; aynı zamanda gelecekte benzer kayıpların önlenmesi için bilimsel, yapısal ve yönetsel önlemleri tartışmaktadır.
Depremler doğrudan önlenemeyen doğa olaylarıdır; ancak can kayıpları ve yıkımın boyutu büyük ölçüde insan eliyle belirlenmektedir. Yapı kalitesi, şehir planlaması, zemin etütleri ve afet yönetimi kapasitesi bu noktada belirleyici unsurlardır. 6 Şubat depremleri, yalnızca bir afet değil; aynı zamanda Türkiye’nin yapı stokunu, yönetim anlayışını ve kurumsal dayanıklılığını test eden tarihsel bir kırılma noktası olmuştur.
Hasar Tespiti ve Konut Üretim Performansı
Resmî verilere göre:
518.000 konut tam hasarlı,
129.778 konut orta hasarlı olmak üzere,
Toplam 647.778 konut afet kapsamında değerlendirilmiştir.
Üç yılın sonunda 455.357 konutun hak sahiplerine teslim edilmiş olması, dünya ölçeğinde karşılaştırıldığında istisnai bir performanstır. Depremden etkilenen 11 ilin toplam konut üretim alanı, coğrafi ve nüfus ölçeği bakımından dünyadaki 198 devletin %30’undan fazlasından daha büyük bir yapıyı ifade etmektedir. Bu büyüklükte bir alanda, bu hızda konut üretimi; güçlü kamu organizasyonu, kaynak yönetimi ve merkezi koordinasyon olmadan mümkün değildir.
Devlet Kapasitesi ve Kaynak Yönetimi
Elde edilen veriler, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelir-gider dengesini etkin biçimde yönettiği takdirde, çok daha kapsamlı ve kalıcı dönüşümleri gerçekleştirebileceğini göstermektedir. Afet sonrası süreç, yalnızca yaraların sarılması değil; aynı zamanda kamu yönetimi açısından bir “kapasite kanıtı” niteliği taşımaktadır.
Bu durum, afet yönetiminin bir maliyet değil; uzun vadede insan hayatını koruyan bir yatırım olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Geleceğe Yönelik Uyarılar ve Önleyici Politikalar
Bilimsel projeksiyonlar, mevcut hız ve kararlılıkla devam edilmesi hâlinde, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde aktif fay hatları üzerinde bulunan yüksek riskli yapı stokunu büyük ölçüde dönüştürebileceğini göstermektedir. Bu dönüşüm sağlanabildiği takdirde:
6 Şubat’ta kaybedilen 53 binden fazla deprem şehidinin benzer afetlerde tekrar verilmesi büyük ölçüde engellenebilir,
93 binden fazla acı çeken yaralılar sağlık giderleri de engellenebilir.
Afet sonrası harcamalar azalır,
Toplumsal güven ve devlet-millet bağı güçlenir.
Bu bağlamda önerilen temel önlemler şunlardır:
Fay hatları üzerinde zorunlu kentsel dönüşüm,
Yapı denetim sisteminin tam bağımsız hâle getirilmesi,
Zemin etütlerinin bilimsel standartlara bağlanması,
Afet öncesi risk haritalarının kamuoyuna açık ve bağlayıcı olması,
Afet bilincinin eğitim müfredatına kalıcı şekilde yerleştirilmesi.
6 Şubat depremleri, Türkiye Cumhuriyeti için derin bir acı olduğu kadar, devlet kapasitesinin somut biçimde görüldüğü bir sınavdır. Üç yıl içinde gerçekleştirilen konut teslim performansı, doğru planlama ve kararlı yönetimle nelerin başarılabileceğini açıkça göstermiştir. Bilimsel akıl, kurumsal disiplin ve toplumsal bilinç birlikte hareket ettiği sürece, depremler kader olmaktan çıkarılabilir.
Bu vesileyle, afet sürecinde görev alan tüm kamu görevlilerine, mühendislerimize, işçilerimize ve sahada emek veren herkese teşekkür eder; Rabbimden milletimize bir daha böyle acılar yaşatmamasını niyaz ederiz.
AYDIN DÜNYA EFELERİ YÖRÜK TÜRKMEN FEDERASYONU BAŞKANI