BOZKURDUN SON SÖZÜ
Kurt inine giren çakal, gölgesini büyüttüğünü sanır.
Oysa bilmez ki her in, bir ocağın devamıdır.
Ve o ocak, yüzyılların ateşiyle yanar.
İlk sözü çakal söyleyebilir.
Gürültü çıkarır, korku salar, meydanı boş zanneder.
Fakat tarih bize öğretmiştir ki
son sözü daima Bozkurt söyler.
Çünkü Bozkurt, yalnız bir hayvan değildir;
bir milletin direncidir,
bir inancın vakar hâlidir,
bir yörüğün dağ başındaki duasıdır.
Milliyetçilik, bağırmak değil;
köksüz rüzgârlara karşı kök olmaktır.
Maneviyatçılık, kuru söz değil;
ocağın başında “Bismillah” diyerek
helal lokmayı bölüşmektir.
Yörük olmak;
dağdan ovaya inerken başı dik yürümektir.
Çadırı sökülse de sancağı düşürmemektir.
Eli nasırlı, gönlü imanlı olmaktır.
Biz biliriz ki
ocak tüterse oba diridir,
oba diriyse il ayaktadır.
Bozkurt sabreder.
Sabırla bekler.
Zamanı geldiğinde ise
sadece pençesiyle değil,
adaletiyle konuşur.
Çakalın sesi yankıdır.
Bozkurdun sesi ise hakikattir.
Bu topraklarda
ilk söz kimin olursa olsun,
son söz;
imanla yoğrulmuş,
Türk’ün özüne yaslanmış,
Yörük’ün ateşiyle pişmiş
Bozkurt’un olacaktır.
Ve bizler,
dağdan ovaya yürüyen Yörük–Türkmen evlatları olarak biliriz ki:
Gürültü değil vakar kalır.
Hile değil onur kalır.
Çakal değil, Bozkurt kalır.
Söz Efe, derki.
son söz daima ocağını söndürmeyenin olur.
Ve bizim ocağımız,
Tanrı Dağı’ndan beri yanmaktadır.
AYDIN DÜNYA EFELERİ YÖRÜK TÜRKMEN FEDERASYONU BAŞKANI