MİLLET, DEVLET VE İKTİSADİ GÜÇ
Tarih boyunca insanlar güven içinde yaşamak, varlıklarını korumak ve gelecek nesillere huzurlu bir yurt bırakmak için devletler kurmuşlardır. Ancak devlet dediğimiz yapı yalnızca sınır çizmekten, bayrak asmaktan veya bir yönetim merkezi oluşturmaktan ibaret değildir. Bir devletin gerçek anlamda güçlü ve kalıcı olabilmesi için onu ayakta tutan temel unsurların sağlam olması gerekir. Bu unsurların başında millet, ordu, ekonomi ve üretim gücü gelir.
Bir milletin devleti, aslında o milletin ortak iradesinin ve ortak kaderinin bir yansımasıdır. Ortak tarih, ortak kültür, ortak ülkü ve ortak hedefler etrafında birleşemeyen toplulukların uzun ömürlü devletler kurmaları oldukça zordur. Çünkü devletin temel taşı millettir. Millet yoksa devlet yalnızca bir bina, bir makam veya bir kâğıt parçası olarak kalır. Devleti yaşatan, ona ruh veren ve gerektiğinde uğruna fedakârlık yapan milletin kendisidir.
Tarihe baktığımızda büyük devletlerin arkasında daima güçlü milletler görürüz. Hunlardan Göktürklere, Selçuklulardan Osmanlıya kadar Türk tarihinin her döneminde devletin gücü milletin birlik ve beraberliğiyle doğru orantılı olmuştur. Birlik olduğu zaman zaferler kazanılmış, ayrılık ve çekişmeler başladığında ise devletler zayıflamıştır.
Devletin ikinci büyük dayanağı ise ordudur. Bir milletin bağımsızlığını koruyabilmesi için kendi evlatlarından oluşan güçlü bir savunma gücüne sahip olması gerekir. Tarih bize göstermiştir ki başkalarının askerine güvenen toplumlar, gün gelir kendi kaderlerini de başkalarının ellerine bırakırlar. Çünkü vatanı en iyi koruyanlar, o toprağın değerini bilen ve onu kendi yurdu olarak gören insanlardır.
Fakat güçlü bir ordu kurabilmek için de güçlü bir ekonomi gerekir. İşte burada para ve üretim gücünün önemi ortaya çıkar. Dünyanın en büyük komutanlarından biri olarak kabul edilen 'a bir gün, "Bir savaşı kazanmak için ne gerekir?" diye sorduklarında, onun verdiği cevap oldukça dikkat çekicidir. "Para, para ve yine para" demiştir. Bu söz yalnızca savaş için değil, devlet yönetimi için de büyük bir gerçeği ifade eder.
Çünkü para dediğimiz şey yalnızca kâğıt veya madeni para değildir. Para; üretimdir, sanayidir, tarımdır, ticarettir, teknolojidir, bilimdir ve emektir. Güçlü bir ekonomi olmadan ne güçlü bir ordu kurulabilir ne de milletin refahı sağlanabilir. Üretmeyen, çalışmayan ve ekonomik bağımsızlığını kaybeden toplumlar zamanla siyasi bağımsızlıklarını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.
Kendi parasına hükmedemeyen, kendi üretimini yapamayan, ihtiyaç duyduğu her şeyi dışarıdan almak zorunda kalan devletler görünüşte bağımsız olsalar bile gerçekte birçok konuda başkalarına bağımlı hâle gelirler. Bu nedenle ekonomik bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın en önemli şartlarından biridir. Tarihte yükselen devletlerin ortak özelliği, üretime önem vermeleri ve kendi kaynaklarını verimli kullanmalarıdır.
Bir milletin geleceği yalnızca savaş meydanlarında değil; tarlalarda, fabrikalarda, laboratuvarlarda, üniversitelerde ve atölyelerde de şekillenir. Bilim üreten, teknoloji geliştiren, çalışan ve üreten milletler daima güçlü olmuşlardır. Çünkü ekonomik güç, devletin bütün kurumlarına hayat veren damar gibidir.
Bugün genç nesillerin anlaması gereken en önemli gerçeklerden biri de budur. Bir milleti ayakta tutan yalnızca geçmişte kazanılmış zaferler değildir. O zaferleri geleceğe taşıyacak bilgi, çalışma azmi ve üretim gücüdür. Milletine bağlı, kültürünü bilen, tarihinden ders alan ve çağın ilimlerini öğrenen gençler, yarının güçlü devletinin teminatıdır.
Sonuç olarak; devlet kurmak yalnızca bir bayrak dikmek değildir. Devlet; milletle anlam kazanır, orduyla korunur, ekonomiyle güçlenir ve adaletle yaşar. Kendi milletine güvenen, kendi askerini yetiştiren, kendi üretimini yapan ve kendi ekonomik gücünü oluşturan toplumlar geleceğe daha sağlam adımlarla yürürler. Tarihin bize öğrettiği en önemli derslerden biri şudur: Güçlü devletlerin temelinde güçlü milletler, güçlü milletlerin temelinde ise birlik, çalışma, üretim ve ekonomik bağımsızlık vardır. Bu gerçek unutulmadığı sürece bir milletin istikbali de daima aydınlık olacaktır.
AYDIN DÜNYA EFELERİ YÖRÜK TÜRKMEN FEDERASYONU BAŞKANI