MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZÜ MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNİN ÜSTÜNE ÇIKARMAK

22 Haz 2026 - 00:30 YAYINLANMA

Bir milletin geleceği yalnızca sahip olduğu topraklarla, ekonomik gücüyle veya teknolojik imkânlarıyla ölçülmez. Asıl güç, milletin ruhunda, hafızasında ve kültüründe saklıdır. Çünkü kültür; bir milleti millet yapan dilin, tarihin, geleneklerin, sanatın, inancın, ahlakın ve ortak ülkülerin bütünüdür. Kültürünü kaybeden milletler, zamanla kimliklerini de kaybederler. Bu nedenle bizler, millî kültürümüzü korumakla yetinmemeli, onu çağın gerekleriyle zenginleştirerek muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak zorundayız.

Muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak, başka milletleri taklit etmek anlamına gelmez. Bilakis kendi öz değerlerimizi muhafaza ederek bilimde, teknolojide, eğitimde, sanatta ve düşüncede ileri gitmek demektir. Kökü sağlam olmayan ağacın dalları nasıl yükselemezse, geçmişine sırt çeviren milletler de geleceğe güvenle yürüyemezler. Bu yüzden geçmişimizi bilmek, tarihimizden ders almak ve atalarımızın bıraktığı mirası anlamak büyük önem taşımaktadır.

Türk milleti tarih boyunca büyük medeniyetler kurmuş, üç kıtaya adalet götürmüş, ilimde ve sanatta önemli eserler vermiştir. Orhun Yazıtları'ndan Selçuklu medeniyetine, Osmanlı'nın ilim ve devlet anlayışından Cumhuriyet'in kalkınma hamlelerine kadar uzanan büyük bir birikime sahibiz. Bu birikim yalnızca geçmişte övünülecek bir hatıra değil, geleceği inşa edecek bir ilham kaynağıdır.

Millî kültürümüzü yükseltmenin yolu öncelikle eğitimden geçmektedir. Gençlerimize yalnızca diploma kazandırmak yeterli değildir. Onlara tarih şuurunu, millî kimliği, kültürel değerleri ve vatan sevgisini de öğretmek gerekir. Bilimle kültürü birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bilim aklın ışığı ise kültür milletin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden insan nasıl yolunu şaşırırsa, kültürünü kaybeden millet de istikametini kaybeder.

Bugün teknolojiyi üreten, araştıran ve geliştiren bir nesle ihtiyaç vardır. Ancak bu nesil aynı zamanda Yunus Emre'yi, Hoca Ahmet Yesevi'yi, Dede Korkut'u, Kaşgarlı Mahmud'u ve Mustafa Kemal Atatürk'ü de tanımalıdır. Çünkü millî kültür ile çağdaş bilimi bir araya getiren toplumlar kalıcı başarılar elde ederler. Bir elinde bilgisayar, diğer elinde kültür mirası bulunan gençlik, geleceğin güçlü Türkiye'sini kuracaktır.

Kültür sadece müzelerde saklanan eski eserlerden ibaret değildir. Türkülerimizde, atasözlerimizde, düğünlerimizde, bayramlarımızda, misafirperverliğimizde ve aile yapımızda yaşamaktadır. Bu değerleri yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir. Kültürünü yaşatan milletler köklerinden güç alır ve geleceğe daha emin adımlarla yürürler.

Unutulmamalıdır ki güçlü devletlerin temelinde güçlü milletler, güçlü milletlerin temelinde ise güçlü kültürler vardır. Eğer millî kültürümüzü bilimle, eğitimle, sanatla ve ahlakla besleyebilirsek, yalnızca muasır medeniyet seviyesine ulaşmakla kalmayacak, onu aşacak bir güce de sahip oluruz.

Bugünün görevi, geçmişin mirasını korumak; yarının görevi ise bu mirası daha ileriye taşımaktır. Bizlere düşen vazife, millî kültürümüzü yaşatmak, geliştirmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde emanet etmektir. Çünkü kültürüne sahip çıkan milletler yalnızca tarih yazmaz; geleceği de şekillendirirler. Türk milletinin hedefi de işte budur: Köklerinden aldığı güçle yükselmek, ilimde ve irfanda ilerlemek, millî kültürünü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaktır.

 

AYDIN DÜNYA EFELERİ YÖRÜK TÜRKMEN FEDERASYONU BAŞKANI

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: