YÖRÜK OBASINDA EVLİLİK VE DUANIN GÜCÜ

28 Haz 2026 - 23:56 YAYINLANMA

Bugün bir ocağın önünde yalnızca iki genç insanın nikâhı kıyılmıyor; aynı zamanda iki ailenin gönlü birleşiyor, iki soyun duası birbirine karışıyor, iki ayrı yol tek bir menzile doğru uzanıyor. İşte bu yüzden Yörüklerde evlilik, yalnızca bir yuva kurmak değil; bir kültürü yaşatmak, bir emaneti geleceğe taşımak ve atalardan alınan kutlu mirası yeni nesillere devretmek demektir.

Bugün yüreğimizde hem bir ayrılığın hüznü hem de yeni bir başlangıcın sevinci vardır. Ananın babanın göz nuru, yıllarca sevgiyle büyüttüğü evladı artık kendi hanesini kurmaktadır. Bir zamanlar beşikte sallanan, obanın içinde koşup oynayan o çocuk, bugün yeni bir ocağın başına geçmektedir. Bu nedenle anne ile babanın gözünde sevinç ve hüzün bir aradadır. Çünkü evlat büyümüş, kendi yoluna yürümektedir.

Kadim Yörük geleneğinde evlenen gençlere yalnızca mal, mülk, altın ya da eşya verilmezdi. Asıl verilen şey dua idi. Çünkü büyükler bilirdi ki çeyiz eskir, servet tükenir, makam değişir, güç elden gider. Fakat samimiyetle edilen bir dua, insanın ömrü boyunca yanında yürür. Nice zenginlikler kaybolmuş, nice saraylar yıkılmıştır; ancak anaların gözyaşıyla, babaların içtenliğiyle edilen dualar nesiller boyunca yaşamıştır.

Yörük obalarında yeni evlenen çiftlere şöyle bakılırdı: Onlar yalnızca kendileri için değil, bütün oba için bir bereket vesilesidir. Kurulan her yeni yuva, obanın gücüne güç katar. Yakılan her yeni ocak, kültürün ateşini geleceğe taşır. Dünyaya gelen her evlat ise milletin yarınlarına bırakılmış bir emanettir.

Bu sebeple büyükler gençlere şöyle seslenirdi:

"Kurduğunuz bu yuva, obanın bereketi olsun. Ocağınızın dumanı hiç eksik olmasın. Birbirinize dağ gibi dayanak, su gibi aziz olun. Sevginiz bozkırın ufukları kadar geniş, sadakatiniz dağların kökü kadar sağlam olsun. Eviniz huzurla, gönlünüz merhametle dolsun."

Çünkü Yörük bilir ki bir milletin geleceği sağlam ailelerde yetişir. Ailenin güçlü olduğu yerde kültür yaşar, töre yaşar, vatan yaşar. Bir milletin en büyük hazinesi ne altınıdır ne de saraylarıdır. Onun en büyük hazinesi; ahlaklı evlatları, sağlam aileleri ve birbirine bağlı insanlarıdır.

Bugün kurulan bu yeni hanenin kapısından yalnızca gelin ve damat geçmemektedir. Onlarla birlikte umut, bereket, sevgi ve gelecek de içeri girmektedir. O hanede doğacak her çocuk, atalarının adını yaşatacak; kültürünü, dilini ve töresini öğrenecektir. İşte bu yüzden Yörükler evliliğe yalnızca iki kişinin birlikteliği olarak değil, milletin yarınlarına dikilen bir fidan olarak bakarlar.

Bir çınar nasıl ki küçük bir tohumdan büyüyorsa, büyük medeniyetler de küçük ailelerden doğar. Bir evde yakılan kandil zamanla bir obayı, bir ili, hatta bir milleti aydınlatabilir. Bu yüzden evlenen gençlere edilen dualar yalnızca onların mutluluğu için değil, bütün toplumun geleceği için edilir.

Allah kurdukları yuvayı hayırla bereketlendirsin. Muhabbetlerini daim, sofralarını bereketli, gönüllerini huzurlu eylesin. Aralarındaki sevgiyi eksiltmesin, saygıyı çoğaltsın. Birliklerini bozmak isteyenlere fırsat vermesin. Evlatlarını vatana, millete ve insanlığa faydalı kişiler eylesin.

Unutulmamalıdır ki gerçek güç ne çeyizdedir, ne parada, ne makamda, ne de servettedir. Gerçek güç; birbirine bağlı iki gönülde, aile büyüklerinin hayır duasında ve Allah'ın rahmetindedir.

İşte bu yüzden Yörükler, yeni yuva kuran gençlerin ardından en büyük miras olarak şu sözü bırakırlar:

"Mal tükenir, mülk yıkılır, makam geçer; fakat gönülden edilen dua nesiller boyunca yaşamaya devam eder."

 

AYDIN DÜNYA EFELERİ YÖRÜK TÜRKMEN FEDERASYONU BAŞKANI

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: