YUNUS EMRE’DE NÛR-I MUHAMMEDÎ’NİN KANATLARI: YARATILIŞTAN HAKÎKATE UZANAN İLÂHÎ YOLCULUK
21 Şub 2026 - 13:32
YAYINLANMA
Biz uludan işitdik evvel er yaratıldı
Pâdişâhın birliğin evvel kadîm er bildi
Bunca yıl bunca zamân biz işitdik bî-gümân
Çalap kendi sun‘ından ere Tanrılık kıldı
Eydürler bir kuş idi hikmeti öküş idi
İki cihân ârifi ol kuşdan ibret aldı
Ol kuşun her bir yünü yüz bin yiğirmi dört bin
Evvel ol kuş uçuban rahmet gölüne daldı
Çün gölden geri döndü budak üzere kondu
Silkindi her bir yünden bir damla su döküldü
Ol suyun her birisin bir cân yaratdı güzin
Ol cânın her birisi bunda peygamber oldu
Bu manzûmede Yûnus Emre özetle peygamberlerin ve sırasıyla diğer nesnelerin yaratılışını anlatır.
Biz ulu (mürşidimiz Tapduk)dan işittik ki önce “er” yaratıldı. Pâdişâhın (Allah’ın) birliğini önce bu “er” bildi. Allah kendi kudretinden bu “er”e ulûhiyet (Tanrılık) sırrını verdi. Bu “er” mânâda bir kuşa benziyordu ve çok hikmete sahip idi. O kuş uçarak rahmet gölüne daldı. Gölden çıkıp döndüğünde bir dala kondu, silkindi, yün(tüy)ünden etrafa su damlaları saçıldı. O damlaların her birinden seçkin bir rûh yaratıldı. O rûhların her birisi bu âlemde peygamber/eren oldu.
“Yûnus’un burada tahkiye ettiği Allah’ın ilk önce bir er (kişi) yaratması, bu er’in kuş şeklinde olması, Tanrılık, yaratıcılık kudretine sahip olması, göle dalması ve gölden üzerinde getirdiği suyun damlalarından peygamberlerin rûhlarının yaratılmasıyla ilgili olaylar, Türk Yaratılış Destanı’ndaki dünyânın varoluşuyla ilgili motiflere de çok benzemektedir. Özellikle Altay Türklerinin Yaratılış Destânı’nda bu benzerlik apaçık görülmektedir.
Bu manzûmede sözü edilen ve kuşa benzeyen “er” ilk yaratılan ve nûr-ı Muhammedî’yi taşıyan insandır. Tasavvuf düşüncesinde bu varlık/insan-ı kâmil için nûr-ı Muhammedî, akl-ı küll, hakîkat-ı Muhammediyye veya rûh-ı Muhammedî gibi adlarla da anılmıştır. Âlemin var olma sebebi ve ilk cevher bu hakîkattir. Şu hâlde ilk nûr, ilk insan, yani Muhammedî rûh, yaratılışın hem sebebi hem de gâyesidir. “Ey Muhammed! Sen olmasaydın, sen olmasaydın yeri göğü yaratmazdım./Levlâke, levlâke lemâ halaktü’l-eflâke.” kudsî hadîsi bunu ifade eder. İşte bu kuş, ilk erin (insanın) nûrunun istiaresidir. Yûnus bu beytinde, “er” kelimesini “nûr-ı Muhammedî” ve “hakîkat-i Muhammedî”yi taşıyan insan-ı kâmil anlamında kullanmıştır.
Nihayet Yûnus bu beytinde hakîkî dervîşin terk makâmlarını yaşayarak maddeden mânâya yükseldiğini, bir rûh-ı mücessem hâline geldiğini, hakîkate ulaşıp ayn-ı sâbitesiyle tanıştığını, mânâ âleminde kanat vurduğunu yad (yabancı, vahşî) bir kuş değil hakîkati bilen bir kuş olduğunu söyler. Bu kuş hümâdır yahut zat tevhîdinde seyreden himmet ehli bir dervîş!
Böyle bir dervîşin himmeti kime değerse o ilâhî devlete ulaşmaz mı?
O, ankâlaşmaz mı?
PLAN
Eyâ canlar bu âlemin bilin bir sahibi vardır
Eder kılar, yapar işler bütün âleme O yardır
Bizimkisi laf u güzâf, bir vehimdir âh u zârdır
Ne Amerika ne İsrail plan yapar bu âlemde
Bütün olmuş olacaklar demdir yaşayan Âdemde
İnsan bir âlet arada bütün eller onun eli
O estirir o dindirir lodos meltem onun yeli
Gönül gözü kör olanlar Hak hükmüne demez belî
Ne İngiliz ne Fransız plan yapar bu âlemde
Bütün olmuş olacaklar demdir yaşayan Âdemde
Ben diyenler bende olmaz onda olan tende olmaz
Haritada sınır çizmez, boyda olmaz, ende olmaz
Tevhîdi zattan bilenler bunda parekende olmaz
Ne Alaman ne İsrail plan yapar bu âlemde
Bütün olmuş olacaklar demdir yaşayan Âdemde
Böyle desem de durma ha elin işte ola dursun
Gönlü sahibini bırak o oynaşta ola dursun
İçinden izle yapanı akıl başta oladursun
Ne Arabı ne Acemi plan yapar bu âlemde
Bütün olmuş olacaklar demdir yaşayan Âdemde
Şek yok mülkün sahibidir hem oldurur hem öldürür
Kimin göz yaşı döktürür kimini sanki güldürür
Kendi mahfidir eşyada birini kenzi buldurur
Ya Mustafa heman kendi plan yapar bu âlemde
Bütün olmuş olacaklar demdir yaşayan Âdemde