ÇANAKKALE

23 Mar 2026 - 00:28 YAYINLANMA

Çanakkale savaşı birinci dünya savaşının en önemli cephesi olmasının yanında birçok farklı özellikler de barındırır. Savaşın çıkış nedenleri, ittifaklar, savaşın sonuçları, Osmanlı devleti bu savaşa girmeli miydi, girmemeli miydi, kim karlı çıktı, kim zararlı çıktı? Bu konularla ilgili bilgileri gerek tarih kitaplarında gerek diğer açık bilgi kaynaklarında rahatlıkla bulabiliriz.

Çanakkale savaşının insanlık tarihindeki en önemli savaşlardan biri olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Dünyanın en güçlü devletlerinin döneminin en üstün silahlarıyla, iki yüz yıldır toprak kaybeden Osmanlı devletine saldırarak, onu kendi aralarında paylaşma girişiminin başlangıcıdır. 

Bu savaş, aynı zamanda Türk milletini yirminci yüzyıla hazırlayacak olan onbinlerce okumuş veya henüz tahsilini devam ettiren gencin, Mehmet Akif Ersoy’un ‘’Bir hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor’’ mısraında dediği gibi batması yok olmasıdır. Türk milletinin her ferdi yeri geldiğinde bu vatan için tabi ki seve seve canını verecektir. Verdi de. Ancak Yunus Emre’nin dediği gibi;  

‘’Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere, gök ekini biçmiş gibi.’’

O tarihe kadar Dünyada bir cephede iki yüz elli bin şehidin verildiği başka bir savaş her halde olmamıştır. Yani devletleri yönetenler bir savaşa karar verirken yüz kere düşünüp en doğru kararı vermeliler. Günümüzde savaşların cepheyle sınırlı olmadığını, aynı anda ülkenin tamamının savaş alanı olduğunu düşündüğümüzde çok daha dikkatli olmak gerekir.

Çanakkale savaşı; bir ülkenin milli savunma sanayisinin çağın gereklerine göre kendini güncellemesinin ne kadar önemli olduğunu da bizlere gösteren çok önemli bir hadisedir. İttifak devletlerinin en güçlü zırhlı gemilerine, tayyarelerine karşı bizim tabyalarımızda Alman toplarının olması düşündürücü değil midir? Niye sadece elimizde sınırlı sayıda deniz mayını ile Nusret mayın gemimiz var?

Bu savaş; teknolojinin ve kibrin, şehadeti göze alarak vatanını savunan imana üstün gelemeyeceğinin de bir örneğidir. Ayrıca Çanakkale savaşıyla ilgili gerek düşman askerlerinin, gerek bizim askerlerimizin hatıralarında mucizevi olayların da yaşandığını anlatan yüzlerce örnek vardır.

Çanakkale savaşı, Türk askerinin savaş ahlakının ne olduğunu da dünyaya gösteren sayısız örneklerle doludur.

Başka ve önemli bir husus da Avustralya ve yeni Zelanda askerlerinden oluşan düşman birliği, Anzaklar için yapılan törenler ve Anzak anıtı. Acaba dünyanın başka bir yerinde işkal etmeye gittiği ülke tarafından ‘’bağrına basılan’’ ve adına anıt yapılmasına izin verilen, öldüğü topraklara soydaşlarının gelerek sabaha kadar alem yapıp şafakta ayin yapmalarına izin verilen başka bir düşman askeri birliği var mıdır? Merak ediyorum.

Ayrıca ilginç olan bir durum da Çanakkale Şehitlik anıtına geç de olsa 1954 te başlanmasına rağmen altı yıl sonra üstelik yurt genelinde yardım kampanyaları düzenlenerek bitirilmiş olması, ki bu arada hemşehrimiz merhum Zeki Müren’in anıtın yapımına katkı sunmak için konserler vermesi de takdire şayandır. Aynı yıl Anzak anıtının yapılması da ilginç bir durumdur. Acaba savaşın kaderini değiştiren 57. Alay ve diğer Türk Şehitlik anıtlarının yapımı niye Anzak anıtından 32 yıl sonra 1992 yılında yapılmıştır?

Son soru: Çanakkale savaşı Osmanlı devletinin başkenti İstanbul’un dolayısıyla Osmanlı devletinin işgalini önlemek amacıyla yapıldıysa ve aynı yılın Kasım ayında İstanbul’un işgali başladıysa iki yüz bin küsur gencimizi ‘’ gök ekini biçmiş gibi’’ niye biçtirdik?

Merhum Akif’in dediği gibi;

“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Tarihi sadece bilmek yetmez. Tarihten herkesin ibret alması gerekir. Eğer ibret alınmazsa aynı koşullar oluştuğunda aynı sonuçların alınması, yani ‘’tarihin tekerrür etmesi’’ kuvvetle muhtemeldir. Ancak ibret alınırsa tarih tekerrür etmekten çıkar. Bize düşen de ibret almaktır.

Her şeyden önce milli birlik ve beraberliğimizi korumalı, soydaş ve dindaş milletlerle ittifaklar geliştirmeliyiz.

Devletimizi yönetenler savaşı hep son çare olarak düşünmeliler. Eğer böyle olmasaydı Suriye iç savaşı sırasında Rusya ile savaşa girmemiz an meselesiydi.

Yine İsrail Gazze’de soykırım yaparken ‘’niye müdahale etmiyoruz’’ diyenlerin gazına gelinseydi şimdi ateş çemberindeki barış adası olmak yerine savaşın göbeğinde olurduk.

Yine İsrail ve ABD ile beraber ‘’Türkiye İran’a girmeli’’ diyen sözüm ona siyasilerin gazına gelinseydi ülkemizi elli yıl geriye götürecek ve sözde müttefikimiz Abd’nin işgaline hazır hale getirecek bir savaşın içinde olacaktık.

‘’Bize kim saldıracak’’ gafletinde olup Milli Savunma Sanayimizi geliştirmeseydik Ege’den Akdeniz’e etrafımızı saran üst ve orduların cesaretlerini kıramazdık.

Çanakkale zaferimizin 111. Yılında Tüm şehit ve gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Belki bir şehitlik anıtını bile yapmakta zorlansak da Yine Akif’in Çanakkale şehitlerineşiirinin son mısralarıyla son verelim:

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber

Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber...

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: