HASET VE EGO

16 Şub 2026 - 00:48 YAYINLANMA

Kavramlar üzerine düşünmek ve yorum yapabilmek için öncelikle tanımları eksiksiz yapmak gerekir. Toplum içinde en büyük çatışma sebeplerinden birisi ‘’haset’’ duygusu ve ego (ben) kavramlarıdır.

Haset, çoğu zaman benzer ya da yakın anlamlı sözcüklerle karıştırılır. Nedir bunlar? İmrenme, gıpta etme, öykünme sözcükleri.

İmrenme; Başkalarında bulunan bir özellik ya da varlığa karşı duyulan özlem. (tdk) Bu sadece özlem; yani ‘’bundan keşke benim de olsa, yani onda da bende de olsun’’ demektir. Ancak onda olmasın, bende olsun; onda niye var aslında sadece bende olması lazım noktasına geldiğinde artık bu haset noktasına gelmiş olur. Duygunun evrildiği noktaya dikkat etmek gerekir.

Bir de ‘’ego’’ diye bir şey var. Aslında masum bir sözcük; ‘’ben’’ demektir. Her insanda olması gereken ben. Eski Türkçe metinlerde ‘’ben-Özüm’’ olarak çoğu zaman birlikte kullanılır. Öz, adeta ben’in damıtılmış, imbikten süzülmüş halidir.

 Herkes kendini sever, kendi değerlerini ön plana çıkarabilir. Bu bencillik değildir. Özüne saygı duymak, varlık olarak kendine saygı duymaktır. Bencillik, egoizm ise merkeze kendini koymaktır. Sadece ‘’ben’’ değil, en büyük, en güçlü, en güzel, en…,en...,en. Haşa ‘’Büyük dağları ben yarattım; küçük dağları da kim yarattı ki’’ şeklindeki düşünce bencillik ve egoizmin zirvesidir. Eğer deyimdeki anlam mecaz olmaktan çıkarsa da şirk yani Allah’a ortak koşmak olur maazallah.

Şeytan da insana haset duyduğu için ‘’ben’’ daha üstünüm, ‘’ben ateşten yaratıldım o ise topraktan yaratıldı’’ dediği için, haset duygusu ile bencillik yaptığı için Şeytan oldu ve Allah’ın ebedi lanetine çarptırıldı. 

Rabbim her şeyi bir denge içerisinde yaratmış ve bizim de dengede kalmamızı istemiştir. Evet ey insanoğlu sen bir değersin ama dünya da senin etrafında dönmüyor. Gururlanacak, kibirlenecek bir şeyin yok. ‘’Ben’’ der ve kendini üstün görürsen iblisten farkın kalmaz. Kendi dışındaki her üstünlüğe, her güzelliğe, her değere haset beslersin. Kimseye kalmayan bu dünya sana da kalmayacak.

‘’Ormanda çakal küçük bir av yakalamış. Az sonra kurt avı çakaldan almış, çakal arkasından bağırmış. ‘’ Sana da kalmaz.’’ Biraz sonra Aslan kapmış avı. Bu sefer kurt bağırmış. ‘’ Sana da kalmaz’’ en son bir akbaba gökyüzünden süzülüp aslanın ağzından avı kapmış, gökyüzüne doğru yükselmiş. Aslan da akbabaya bağırmış. ‘’Sana da kalmaz.’’

Halbu ki ne güzel demiş bizim Yunus;

Gelin tanış olalım.

İşi kolay kılalım.

Sevelim sevilelim.

Dünya kimseye kalmaz.

 

Öyleyse tanış olup birbirimizi sevmekten başka çaremiz yok. Tanış olmak, danışmak, danışık kavramları var bizim kültürümüzde. Gelin hep beraber bu kavramların içini dolduralım. Birbirimizin ve toplumun derdiyle hem dert olalım. Kimseye kalmayacak dünya için kimseyi kırmaya, üzmeye değmez. Gelin Danışık kültürünü yeniden canlandıralım. Sadece oynayıp eğlenmek yerine tanışalım, danışalım. İstişare kültürünü yayalım. Unutmayalım ki en çok yanılanlar sadece kendi aklına güvenenlerdir.

Akıllı insan aklını kullanan insandır. Daha akıllı insan ise başkalarının da aklını kullanan insandır. Osmangazi Şeyh Edebalı’nın aklını kullandığı için, Fatih Sultan Mehmet; Akşemsettin’in aklını kullandığı için tarihte ebedileşmişlerdir. Sadece kendi aklıyla hareket edenlerse eninde sonunda hüsrana uğramışlardır.

Başkalarına imrenelim ama haset etmeyelim. Egomuz olsun ama egoist olmayalım.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: