YAKINLAŞMA BAYRAMI

25 May 2026 - 01:10 YAYINLANMA

Bayramlar, her inanç sisteminde, her dinde ve sosyal hayatta çok önemli anlamlar içerir. Bizim bayramlarımız da; dini bayramlar ve milli baymalar olarak coşku ve sevinçle kutlanıyor.

Dini bayramlarımızın içinde tabi ki kurban bayramının ayrı bir yeri var. Bir taraftan normal bir bayram telaşı ve sevinci yaşanırken diğer taraftan imkanı olanların kurbanlık hayvanı hazırlama, kurban kesme, ailecek yeme içe, misafirlere ikram etme, kurban kesemeyenlerin payını ayırmak da kurban bayramına has bazı telaşlar, uğraşlardır.

Kurbanın sözcük anlamı; kurbiyyet, Allah’a yaklaşmaktır. Ancak niyetten başlayarak, paylaşımdan, pay etmekten infak ve ikram etmeye kadar amacına uygun olarak ifa edilen kurban ibadeti insanı Allah’a yaklaştırabilir. Allah’ın rızasını gözeterek ve sadece ibadet amacıyla, gösterişten, riyadan uzak,kesilen kurbanlar kurbiyyeti sağlar.

Kurbiyyeti sadece Allah’a yaklaşmak olarak da anlamamak gerekir. Gönülleri, kalpleri birbirine yaklaştırmalıdır kurban. Aileyi, konu komşuyu, hısım akrabayı birbirine yaklaştırmalıdır kurban ibadeti. Milleti ve ümmeti birbirine yaklaştırmalıdır. Hatta asr ı saadet döneminde olduğu gibi (Müellefe i kulub), mümin olmayanların bile kalbini İslam’a ısındıran bir işlevi yerine getirebilmelidir. Öyle ya; aileyi, milleti, ümmeti birbirine yaklaştıramayan kurban ibadeti bizi Allah’a nasıl yaklaştırsın? Dünyadakiler arasında kurbiyyet olmazsa Allah’a kurbiyyet nasıl olsun?

Hep söylenir ya; ‘’Ah o eski bayramlar’’ diye. O eski bayramların özlediğimiz yanları; sevinci, coşkusu maneviyatı, kaynaşamayı, yakınlaşmayı yani insanlar arasında da kurbiyyeti sağlaması, kalplerimizi birbirimize ısındırmasıdır. Yoksa babalarımızın bayramlık alamadığı, cicili bicili giyinemediğimiz, hatta başkalarında görüp de iç geçirdiğimiz, göz yaşımızı içimize akıttığımız bayramların neyini özleyelim? 

Eğer kurban kesebilmişsek önce kurban etinin sağ tarafı ayrılıp bir kenara konulurdu. Kurban kesemeyenlerin payı hayvanın sağ tarafından ayrılırdı. Derin dondurucumuz değil buzdolaplarımız hatta elektrik bile yoktu. Kurban etinin paylardan sonra kalan kısmından bayramın dördüncü gününe, sadece kavrulup süzüldükten sonra küçük tepsilerde dondurulan ve henüz donmadan içine atılan iplikle evin serin noktalarına asılan çanak şeklindeki iç yağlar kalırdı. Her mahallede köy odalarında bayram yerleri yapılır, ihtiyarlar, gençler toplanır, evlerde pişirilen kurban etleri buraya taşınır ve hep birlikte yenirdi. Gençler ihtiyarların sohbetine dahil olur, onların tecrübelerinden yararlanılırdı. Bayram o bayram ola. 

Kurban bayramıyla ilgili olarak temel mantık aynı olsa da her bölgenin farklı uygulamaları var. Benim gördüğüm en ilginç uygulamalardan biri ise Karabük Yenice ilçesine bağlı köylerdeki uygulama. 1995-99 yılları arasında görev yaptığım Yenice, Satuk-Balıkısık köyünde her yıl bir mahalle veya sülale ki -her sülale yaklaşık bir mahalledir- bayram yapar. Hangi mahalle bayram yapacaksa o mahallede kurban kesecek olanlar özellikle o sene daha büyük kurbanlık hayvanlar hazırlar kurban için. Çünkü o yıl diğer mahallelerden yediden yetmişe herkes o mahalleye gelir. Bayram yerlerinde yemekler, kavurmalar, haşlamalar kazanlarla pişirilir. Hemen hemen hiçbir evde kurban eti kalmaz. Hatta yetmediğinde ya ikinci kurbanlar kesilir ya da kasaptan et alarak takviye yapılır. Bu çok zor ve ağır bir hizmet olsa da ikram edenler hep güler yüzlü, hep sevinçli ve mutludurlar. Çünkü Kurbanlar gerçek manada yerini bulmuş olur. Bu gelenek her sene böyle devam eder. Böylece her mahalle veya sülale kestiği kurbanı belki kendi doya doya yemeden konu komşuya ikram etmiş olur. Kurban etleri derin donduruculara girmeden, üçte biri değil tamamı ikram edilmiş olur.

Şimdi Kurban bayramı öncesi difrizler hazırlanıyor. Çiftliklerde kesilen ve kilo hesabı alınan, hiçbir hisse sahibinin diğerini tanımadığı kurban etleri işlenip paketlendikten sonra evlere servis ediliyor. Kurban kestirenlerin bir kısmı bayram tatilini tatil beldelerinde geçirdikleri için, genellikle bayramdan sonra evlere servis ediliyor. Artık modern yaşam tarzına göre belirlenen şehir ve konut mimarisinde Kurbana ayrılan tek yer kurban pazarları, kurban satışı ve kesimi yapan çiftlikler ve evlerimizdeki difrizler var. Özellikle konunun dini boyutunun uzmanı olan ilahiyat çevrelerinin herhalde bu konularda söyleyeceği daha çok şey vardır. Kasaplar zaten görevini yapıyor.

Bayramlarımızın gerçek manada bayramın manevi atmosferinde geçmesi, kurbanlarımızın önce bizleri birbirimize yaklaştırması sonra da Allah’a yaklaştırması dua ve temennilerimle sözü Alvarlı efeye bırakıyorum.

Hüzn-ü keder def ola

 

Dilde hicap ref ola

Cümle günah af ola

Bayram o bayram ola

 

Tevhid ede şevk ile

Hakkı seve şevk ile

Tasdik inerse dile

Bayram o bayram ola

 

Dildeki Rahman olur

Dertlere derman olur

Azade ferman olur

Bayram o bayram ola

 

Lütfi ya lütfü kerim

Erişe rahmü-rahim

Ber murad ede fehim

Bayram o bayram ola

 

 

Muhammed Lütfi Efendi (Alvarlı Efe)

  

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: