CEZAEVİ İLE KALKINMA OLUR MU?
Yazılarımda zaman zaman, doğduğumuz ve doyduğumuz topraklara bağlılığımızın birey olarak ruhumuzun ve bedenimizin yaratılışıyla derin bir ilgisinin olduğundan bahsetmiştim.
Elest bezminden önce bedenimiz bu toprakların çamuruyla yoğrulmuş; dünya hayatımıza başlamadan annemiz ve babamız bu toprakların havası, suyu ve gıdasıyla beslenmiş, annemiz bizi bu topraklarda doğurmuş. Vatanın her ürünü adeta her zerremize hem maddeten hem manen işlemiş. Bu nedenle “sıla-i rahim” demişiz, “vatan sevgisi” demişiz. Fiziken uzak kalsak da aklımız ve ruhumuz ata yurdunda kalmıştır. Bu yüzdendir memleket üzerine söyleyecek sözümüzün olması.
Ata topraklarımız olan dağ yöremizin yıldan yıla kan kaybetmesi, köylerin boşalması, bağların bahçelerin kuruması; tarlaların insansız, meraların koyunsuz, meydanların oyunsuz kalması bu yüzden içimizde hep yaradır.
Bu yüzdendir yöremize yapılacak her girişime desteğimiz ve talebimiz.
Bu bağlamda, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde tartışmalı bir şekilde kabul edilen cezaevi için plan değişikliği de tüm yöre insanı gibi bizleri de heyecanlandırmıştır.
Aslında yöremiz için bu proje yeni de değildir. Doksanlı yıllardan itibaren zaman zaman gündeme gelmesine rağmen, diğer bölgelerin kulis dinamikleri daha ağır bastığı için söz konusu yatırım başka illere yapılmıştır. Bu kez bölge milletvekilleri, Bursa siyasileri ve yerel yönetimlerin işi daha sıkı takip ettiği anlaşılmaktadır.
Gönül ister ki yöremiz cezaeviyle değil de başta tarım olmak üzere üretimle gelişsin, canlansın. OSB’ler, yollar, köprüler, termal tesisler ve yeşil OSB’lerde yapılan yerli üretim ve ticaretle canlansın. Bunların da olmaması için hiçbir gerekçenin olmadığını önceki yazılarımda anlattım. Ancak cezaevi projesi de yöreye bir hareketlilik getirecek, yöre ürünlerinin daha iyi değerlenmesini sağlayacak; tarımsal üretime ve esnafa can suyu olacaktır.
Hem cezaevinin ihtiyaçları yöreden karşılanacak hem de personelin yöre ekonomisine katkısı olacaktır. Binlerce ziyaretçinin bölgeden alışveriş yapması da yöre ekonomisine önemli bir girdi sağlayacaktır. Bu anlamda özellikle Keles Belediye Başkanı Ali Doğru ve yöre milletvekillerimizin gayretlerini takdir ediyor, kendilerini tebrik ediyorum. Bursa’mıza, dağ yöresine ve Keles’e hayırlı, uğurlu olsun.
Bursa’ya yaklaşık 50 km olan Keles ve Orhaneli’nin, Bursa’ya daha uzak olan İnegöl, Yenişehir, İznik, Mustafakemalpaşa ve Karacabey’in çok gerisinde kalmasının en önemli sebebi ulaşım zorluğudur. Bursa siyasetinin el birliği ile bu sorunu çözmesinin zorunlu olduğunu düşünüyorum. Harmancık yolu bir an önce duble yol olarak Kütahya yoluna bağlanmalıdır.
Ulaşım sorunu bir taraftan çözülürken özellikle Orhaneli’de yeşil OSB çalışmaları hız kazanmalıdır. Bu konuda yetişmiş değerlerimiz — başta Aksaray OSB Müdürü Ali Bay olmak üzere — yerel yönetimler, DAĞDER, DEKAV ve diğer STK’lar harekete geçmeli ve inisiyatif almalıdır. Fadıl köyü kültür ve yardımlaşma derneğimizin "Değerlerimiz- Değerlilerimiz bulusmaları"nı çok anlamlı buluyorum.Dağ yöresinin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Eğer bu başarılabilirse yörede eğitim, sağlık, hukuk vb. kamu hizmetleri yaygınlaşır, dağ yöresi adeta bir cazibe merkezi hâline gelir.
Ne diyelim; Allah’tan umut kesilmez. Belki bu mübarek günler hürmetine dua yerine geçer inşallah. Âmin.