KISSADAN HİSSE

26 Oca 2026 - 09:47 YAYINLANMA

Gençlerin hayalleri, yaşlıların anıları vardır. Bu fakir de artık yarım asrı geride bırakmış; çocukluk yıllarını köyde geçirmiş, dünyanın binbir türlü hâlini görmüş, tabiri caizse feleğin çemberinden geçmiş biri olarak epey anı biriktirmiştir. Sadece anı biriktirmekle kalmamış, zaman zaman bu anılarından (tecrübelerinden) ders çıkarmayı da bilmiştir, evvel Allah.

Yine sekiz-on yaşlarımdayken sahip olduğumuz tek ineği gütme görevi bendeydi. Çok uysal bir hayvan olan Gökçe Kız’ı kendi tarlamızın sınırlarında otlatırken, mübarek hayvan komşunun ekinlerine dalıverdi. Ben de “oha” dedim, anlamadı. Bağırdım, olmadı. Hayvancağızın boğaz derdi tabii. En sonunda elma kadar bir taş alıp hayvanın böğrüne doğru fırlattım. Hayvan otlamaya devam etti. Yaklaşık on dakika sonra bana doğru kafasını çevirip gözlerime bakarak “möö” dedi. Hikâye bu kadar.

Peki, bu hayvan niye bana doğru bakıp “möö” dedi?

Kafama takılan ikinci soru: Niye hemen değil de on dakika sonra?

Birinci cevap: Hayvan, taşı benim attığımı anladı. Bu iyi bir gelişme. Ama sanki “Niçin bana taş attın?” diye sorar gibiydi.

İkinci cevap: Niye on dakika sonra “möö” dedi? Çünkü o bir hayvan. Birinci önceliği karnını doyurmak. Kalkıp da bir taş için keyfini bozacak değil. Belki de taşın acısını on dakika sonra hissetmiştir. Ya da bunların hiçbirini düşünmemiştir. Niye düşünsün ki? Hem inekler o kadar da felsefeden anlamaz, değil mi?

İşte insanla ineği birbirinden ayıran sır burada. İnsan, akıl nimetiyle donatılmıştır. Kendisine nereden taş gelip gelmeyeceğini bilir. Eğer beklemediği bir taş gelmişse, hemen kendine çeki düzen verir. Taş yediği olayın ve anın muhakemesini yapar, duruma göre tepki verir.

Hayvanlar, olay gerçekleştikten sonra bile onu sağlıklı değerlendiremez. İnsan ise birçok olayı olmadan önce sezer (hiss-i kable’l-vuku) ya da en azından tahmin eder.

Günümüzde bazı insanlarda ise bırakın hiss-i kable’l-vukuyu, hiss-i ba‘de’l-vuku (bunu ben uydurdum: olay gerçekleştikten sonra hissetme, anlama, kavrama) bile yok ne yazık ki. Aylar önce, yıllar önce alınan kararların, yapılan işlerin nedenini, niçinini; sonuç ortaya çıktığında bile anlamayan insanlar olduğu gibi, bunun sebebini bilen ya da tahmin edenler de olabilir. Hatta sıradan insanlar bile en azından sebep–sonuç ilişkisi kurabilir.

Hızır a.s. ile Hz. Musa’nın yolculuğunda olduğu gibi… Hz. Musa, yolculuk boyunca Hızır a.s.’ın yaptıklarının sebebini anlayamamış; ancak yolculuğun sonunda bütün bu hareketlerin ne anlama geldiğini, neden ve niçinini idrak etmiştir.

Hiçbirimiz Hızır değiliz, Musa da değiliz; ama inekle de aramızda ciddi farklar olmalıdır. Yoksa hep sonradan taşın acısını hissederiz ama niye taş yediğimizi bir türlü anlayamayız.

Toplumun eğitim ve kültür seviyesini artırmak, muhakeme yeteneğimizi belki bir nebze geliştirebilir. Ancak doğumdan ölüme kadar devam eden öğrenme sürecinde iyi bir ruh ve karakter eğitimi de mutlaka olmalıdır. Toplumda lider rolüne hazırlanan kişiler, bilgi ve kültürün yanında karakter ve ruh eğitimini de tamamlamış olmalıdır.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: